Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
477
 

Michael Jackson

Michael Jackson
 

Bir yıl oldu.. Onu düşünmediğim gün hatta saat olmadı. Artizlere saplanıp kalan biri değilim... O, farklı olduğu için, dehaların dehası olduğu bu duygu düşünecelerim... ve insanlığı için...

"...Hiç tartışmasız ender bir yetenek, büyük bir sanatçı; Bedenini sahne uzamı içinde devingen şekilde biçimlendirebilme yeteneğine Tanrı vergisi denebilecek ölçüde sahip. Hüzünle öfkekeyi hatta bastırılmış şiddeti benzersiz biçimde iç içe geçiren bir ses..."

Ben MJ ile hemen hemen aynı yaştayım. Çoğu kişi gibi beni de şok eden, çökerten, ani ve anlamsız ölümüne kadar hakkında pek de bilgili değildim (Bu arada, doktoru neden hapiste değil bunu da hiç anlamıyorum). 1980 ortalarından beri sadece Billy Jean şarkısına hayrandım, hiç bıkmazdım, tapardım. Hala öyle... Bir de yenileri eklendi.

Aniden ölünce MJ'in hakkında hemen her şeyi okudum, tüm kliplerini seyrettim, şarkı sözlerini anlamaya çalıştım... Hayranlığım giderek arttı. Şimdi ise ölmüş gitmiş bir insana aşığım...

Tüm şarkılarını kendi bestelemiş ve şarkı sözlerini yazmış bir kabiliyet...

Şarkı sözleri giderek Dünya'nın mahvoluşunu, haksızlıkları, şiddeti, çevrenin ölümünü içeriyor...

Dans yeteneği hakkında söyleyecek kelime bulamıyorum. Şarkılar boyunca tek bir normal yürüme adımı ya da durma yok. Kendinden önceki dansçılardan ve danslardan çok şey almış, incelemiş, bir araya getirmiş...

Videoları her seyredişimde giderek hayran oluyorum. Her hareketi, elinin başının saçının her duruşunu ezberledim, sürekli gözlerimin önünde. Acaip bir estetik... Sadece öylesine duruşu bile estetik ve etkileyici. Ben giderek kafayı yiyorum :( Dans ve şarkı söyleme aynı anda... Çok zor bir şey, yapabilen çok az...

O şarkı söyleyiş... Şarkı söylerkenki yorumu, sözlere uygun ruh durumu yansıtan iniş çıkış, sevinç, öfke ya da haykırış içeren sesi, ve duygudan duyguya hızla geçişi..ve birçokları gibi sadece tek bir tür ya da birbirine benzer şarkılar söylemeyen biri (idi)... Tüm albümleri, tüm şarkıları birbirinden farklı, bambaşka...

Konserlerinde iki saat boyunca HİÇ durmadan dansederken canlı olarak şarkı söyleebilmesi ve o seste en ufak bir bozulma olmaması. Böyle kaç kişi var dünyada?. Dans edip şarkı söyleyebilen... Böyle dans edip böyle şarkı söyleyebilen.. Abuk subuk sözlerle değil, sosyal içeriklerle son derece güzel şarkılar yazmış biri... Hayır kurumlarına en büyük bağışları yapmış bir sanatçı. Allah vergisi çok büyük yeteneklere sahip bir sanatçı ve muazzam bir insan! Abartmıyorum. Okudukca öğrendim.

Babasından dayak yediğini, sürekli aşağılandığını bilmiyordum. Daha bir üzüldüm. Bir röportajda diyordu ki" dayak yer konsere çıkardım, ÇOK zordu"... Ve ellerini yüzüne kapatıp ağlamıştı... Gerçek sanatçıların duyarsız olması beklenemez.

Medya her yerde medya. Hep dendi ki rengini beyazlaştırıyor. oysa Vitilgo hastalığı vardı. Resimleini gördüm, makyözünün röportajını dinledim... Çok zor olmalı görüntüsüyle her an milyonların karşında güzel ve bakımlı olması beklenen birinde bu hastalık! Beyaz ırkta da biçimsiz durabiliyor o lekeler kaldı ki bir zencide giderek sayısı ve genişliği artan bembeyaz lekeler... Güneşte daha kötüleşen ve acı veren! Zaman zaman maske, şemsiye kullanması bundan. Sonra medya dedi ki bilmeme kaç kere estetik ameliyat oldu. Şimdi 15 yaşında kızlar oluyor kaç kere, erkekler oluyor meme yağı aldırıyor... Yani bunlar garip değil mi? Ya da onunki neden meseleydi hep?

Evinde çocuklarıyla kimbilir kimlerin çekip Internet'e koydugu videoları seyrettim. o kadar sevecen. O kadar çocuk. O kadar mutlu çocuklarla oynarken. Gülmesi bir harika... Çocuk gibi büyümemiş bir ses... Yumuşak, kibar... Sahnede devleşen o değil sanki. Anlıyorsunuz böyle birinin çocuk taciz etmesi imkansız. Zaten beraat etmişti.. Amerikada birinin çocugunun yanaklarını sevseniz tacizci damgası yersiniz zaten.

Ödül törenlerinde utangaç, yine çocuk sesiyle Tanrıya ve kendisine verilen fırsatlara teşekkür ederek lafa başlayan ve lafı uzatmadan 2-3 cümlede bitiren, tüm dünyadaki tüm insanlar tarafından bilinen tek insan olmasına rağmen bir gün bile "ben en büyüğüm dememiş" bir insan. Gerçek bir insan. (Bizdeki yetenegin y'sinin olmadıgı ve genel kültürden de nasibini almamış olup şarkıcı hatta "sanatçı" geçinenleri düşünüyorum da "en büyük benim, rakibim yok" diyen.. Allah akıl fikir zeka, biraz algı yeteneği ve ruh sağlığı versin!

THIS IS IT filminde gördük: o kadar mükemmeliyetçi, o kadar titiz. Tek bir nota için uğraşılıyor, "sesin aynen albümdeki gibi çıkmasını istiyorum" diyor. Koreografiyi yapan kendisi. Dansçıları çalıştıran.. Ayrıca koreograf var ama öylesine. Sonra o kibarlığı. Kaprisin k'si olmadıgı gibi son derece kibar bir uslupla (sesi zaten öyle yumuşak, naif) şunu şöyle yapalım falan diyor, teşekkürler ediyor, motive ediyor.

İşte bu ruh durumu içindeyim... Çok çok çok erken gitti, çok yazık oldu :( TV'lerde ise bugün neden pek bir şey yok :(

Bilmiyoruz biz Türkler değerli sanatçıların değerini...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 1161
Kayıt tarihi
: 24.08.07
 
 

Çevremizdeki kalite(sizlik) ile ilgili yazılarım. Çevremizi kuşatan beton binalar, insanlar, iliş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster