Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '06

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
20441
 

Mide kanseri hakkında bilinmesi gerekenler

Mide kanseri hakkında bilinmesi gerekenler
 

Midenin en fazla rastlanan urları mide epitel hücrelerinde ortaya çıkan kanserdir. Daha çok orta yaşlılarla yaşlıları etkileyen bu hastalık erkeklerde yaygındır. Çocuklarda ve gençlerde az görülen bir hastalıktır.

Mide kanseri olaylarının coğrafi dağılımı ilginç farklılıklar göstermektedir. Bu hastalık Japonya'da, Finlandiya'da, İzlanda’da ve Şili'de son derece yaygındır. Dağılımdaki bu farklılık bazı çevresel etkenlerin önemli rol oynadığını akla getirmekteyse, de, bunların ne olabileceği konusunda fazla bilgi yoktur. Aşırı alkol alınması, topraktaki organik maddelerin çeşitliliği, çok kızgın yağda pişmiş yiyecekler, dumanda kurutulmuş alabalığın aşırı miktarlarda yenmesi hastalığın İzlanda’daki yaygınlığına neden olarak gösterilen etkenlerdir.

Mide kanserinin bazı türlerinde kimi bünyesel etkenlerin de rol oynadığı bilinmektedir. Bunlar, aşırı kansızlık, süreğen mide ülseri gibi hastalıklardır. Ancak bu hastalıklar mide kanseri olaylarının çok azı üzerinde etkili olmaktadır. Ayrıca mide kanserine, kan grubu A olan insanlarda, 0 grubundan olan insanlara göre daha çok rastlandığı dikkati çekmekteyse de, kan grubu ile mide karoseri arasında bir ilişki olup olmadığı henüz açıklığa kavuşmuş değildir. Bugün en önemli konu bu öldürücü hastalığa yo! açan etkenlerin saptanmasıdır. Bu konuda gerekli bilgi edinilmedikçe etkili önleyici tedbirlerin alınması olanaksızdır.

Midenin herhangi bir bölümü kanserden etkilenebilir. Bununla birlikte mide kapısı kanserin en fazla görüldüğü yerdir. Mukozada beliren basit bir yumru ya da ülser olarak başlayan ur, mide çeperinden lenf damarlarıyla çevredeki lenf düğümlerine ve kan dolaşımıyla karaciğere ve vücudun öbür organlarına yayılır.

Mide kanserinin belirtileri üç kategoride toplanır. Bunlardan birincisi urun sebep olduğu belirtiler olup, hafif rahatsızlıklardan, ülsere benzeyen belirgin ağrılara kadar değişen sindirim bozukluklarıdır. Mide kapısında ya da mide kapısına yakın yerlerdeki urlar mide çıkışını tıkadıkları için kusmaya, mide ağzında beliren urlar ise yutma güçlüklerine sebep olurlar, ikinci gruba giren belirtiler bünyesel olup bunların başlıcaları kansızlık, kilo kaybı, iştahsızlıktır. Üçüncü gruptaki belirtiler de karaciğerde ya da başka bir yerde toplanan ikincil birikimlerin oluşturduğu belirtilerdir. Bu belirtiler muayene İle anlaşılmayabilir. Buna karşılık bazı durumlarda ur ya da urun ikincil birikimleri karın bölgesine dokunulduğunda hemen hissedilebilir. Ayrıca kilo kaybı ve kansızlık gibi açık belirtiler de olabilir.

Baryum yemeği muayenesi mide kanserinin teşhisinde en kesin ve doğru sonucu veren yöntemdir. Bu muayenede genellikle kesin sonuç alınırsa da bazen küçük urlar gözden kaçabilir ya da hafif bir ülser tehlikeli bir ur gibi görülebilir. Bunun tersi de olabilir, yani tehlikeli bir ura hafif ülser teşhisi konabilir.

Gastroskopi böyle kuşkulu durumlarda en doğru bilgiyi elde etmeye yarar. Gastroskop doktora midenin iç çeperini doğrudan doğruya inceleme ve herhangi şüpheli bir bölgeden mikroskop incelemesi için örnek alma olanağı veren bir aygıttır. Yakın zamana kadar mideye sokulmaları oldukça güç olan ve yemek borusunu delme tehlikesi gösteren sert aygıtlar kullanılmaktaydı. Bu tür aygıtların yapılışında kullanılan yeni teknikler yumuşak ve esnek gastroskopların yapımını sağladı. Bu gastroskoplar hastanın midesine çok daha kolaylıkla ve tehlike yaratmadan sokulabilmektedir. Yumuşak ve esnek gastroskopların yaygınlaşması mide iç çeperlerinin incelenmesinde büyük bir gelişme sağlamıştır.

Mide kanserinin teşhisinde başvurulan başka bir yöntem hücreleri inceleme tekniğidir. Dölyatağı boynunda oluşan kanserlerin saptanmasında .büyük ölçüde kesinlik sağlayan bu yöntemde mide ince bir sonda yardımıyla tuzlu suyla yıkanır ya da koruyucu bir boru içinde mideye sokulan fırçalarla mide epitel hücreleri elde edilir ve bu hücreler mikroskop altında incelenir. Bu fırçalar yemek borusundan geçerken koruyucu tüpün içinde tutulur, mideye indikleri zaman dışarıya çıkarılır. Bu yöntem midede uygulandığında dölyatağında olduğundan daha rahatsızlık vericidir ve henüz yaygın bir şekilde kullanılmaya elverişli değildir. Bununla birlikte hücreleri inceleme tekniğinin geliştirilmesi ve mide kanserinin mümkün olduğu kadar erken bir aşamada teşhisinin sağlanması için birçok ülkede sürekli çalışmalar yapılmaktadır.

TEDAVİYE DOĞRU

Günümüzde mide kanseri olan bir hastayı tedavi etme konusundaki tek umut, urun gelişip yayılmadan önce teşhis edilerek gastrektomi ameliyatı yoluyla çıkarılmasıdır, ilk başarılı mide uru ameliyatı 1881 yılında Viyana Üniversitesi Cerrahi Profesörü Theodor Billroth tarafından yapıldı. 44 yaşındaki hastanın mide kapısında kanser vardı. Hasta ameliyattan sonra tamamen iyileşti.

Ameliyat sırasında çıkarılması olanaksız bir uru olduğu anlaşılan hastalarda bu urun yaptığı tıkanıklığı giderebilecek bir cerrahi müdahale yapmak mümkündür. Işınım tedavisinin mide kanserine çok az yarar sağladığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte bu tedavi yönteminden ikincil urların gelişmesini önleyici olarak yararlanabilmektedirler.

Kansere karşı uygulanan sitotoksik (hücre öldürücü) ilaçların kullanılmasından sonra mide urlarında önemli ölçüde bir gerileme görülebilir. Günümüzde bu tür ilaçlardan en yaygın olarak kullanılanı 5-fluorourosildir.

Mide kanseri ameliyatla tedavi edildiğinde, en iyi sonuç hastalığın daha ilk evrelerindeyken teşhis edilebildiği durumlarda elde edilir. Fakat bu kadar erken teşhis edilmesinde sayısız güçlükler vardır. Orta yaslı ve yaşlı kimselerin baryum yemeği yiyerek röntgen filmleriyle incelenmeleri pahalı ve zaman alıcıdır.

Mide kanserinin çok yaygın olduğu Japonya'da midenin röntgen filmleriyle incelenmesi yönteminde midenin iç yüzeyinin fotoğrafları gastroskop yardımıyla çekilir. Yapılan bütün bu çalışmalara karşılık, mide urunun oluşmasının nedeni hakkında pek az şey bilinmektedir. Gelecekte mide kanserini yaratan nedenlerin ve giderek hastalığın ortadan kaldırılması yönünde yapılacak çalışmalar çok yapıcı olacaktır. Çok küçük bir önleyici tedbir, en etkili iyileştirme yöntemi kadar değerlidir. Bu nedenle doktorlar her yeni buluşu, her yeni öneriyi büyük bir titizlikle değerlendirmektedirler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 17482
Kayıt tarihi
: 19.07.06
 
 

Okulda pek popüler bir öğrenci değildim. Buna karşın 1 dönem aldığım teşekkürü saymazsak elle tutulu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster