Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '15

 
Kategori
Yurtdışı Tatil
Okunma Sayısı
74
 

Midilli Notları

Midilli Notları
 

Midilli Merkez


Midilli Adası’na Haziran ayında gittiğimiz için Yunan ekonomisi ile ilgili referandum henüz yapılmamıştı ve nakit harcamak zorunluluğu dışında krizin pek bir etkisini hissetmedik. Şu aralar bir turist olarak oralarda bulunmanın dezavantajları ne olur bilemiyorum. KDV oranları artırıldığı için fiyatlar zamlandı onu biliyorum ama oteller, restoranlar, sokaklar nasıldır şimdi, temizlik yapılıyor mu, hizmet kalitesi iyi mi? Şirketler hala tur düzenlediklerine göre bir sıkıntı olmasa gerek.

Gelelim turun ayrıntılarına…

Midilliye gitmek için İzmir'den Ayvalık'a hareket ettik. Deniz Hudut Kapısı önüne geldiğimizde tur şirketine ait katamaranın bozulmuş olduğunu öğrendik. Başka bir şirkete ait feribot ile ulaştık Midilli'ye. Böylece 35 dakika süreceği söylenen yolculuğumuz 1 saati aşkın bir sürede noktalandı. Uçakla yolculuk etmediğimiz için farklı bir ülkeye gidiyormuş gibi değil de Ayvalık'a bağlı bir adaya gidiyormuşuz gibi hissettim yol boyunca.

Pasaport işlemlerinin ardından adaya ayak bastığımızda Türkçe bilen Yunan rehberimiz karşıladı bizi ve 1 dakikalık yürüyüş mesafesindeki otelimize eşyalarımızı bıraktıktan sonra lobide buluşup Midilli'nin merkezini dolaşmaya başladık. Limanda Suriyeli göçmenlere de adaya giriş için işlem yapılıyordu. Gezimiz boyunca da Suriyelileri her yerde gördük, bazen deniz kenarında, bazen asfaltın kenarında… Allah hiç kimseyi bu durumda bırakmasın!

Midilli Yunanistan'ın 3.büyük adası imiş. Adanın asıl adı Lesvos. Ada nüfusu 100 bin, Midilli'nin ise 35 bin. Çarşıyı, kiliseyi, eski yapıları dolaşırken bir yandan fotoğraf çekiyor, bir yandan da rehberimizin anlattıklarını dinliyordum. Duyduklarım ile Yunanlılarla çok benzediğimiz söylemleri hiç örtüşmüyordu. Çünkü, burada kadınların bakire olarak evlenmeleri boşanma sebebi sayılıyormuş. Bu nedenle Yunanlı genç kızlar evlenmeden önce mutlaka ilişki yaşarlarmış. Ayrıca kadınlar sosyal yaşamın içinde, iş yaşamında oldukça etkinlermiş. Zaten çarşı içinde dolaşırken pek çok işyerinde kadınların çalıştığını görmek mümkün. 35 bin kişinin yaşadığı Midilli’de 37 tane tiyatro var diyor ve ekliyor rehberimiz; “tiyatro tanrıların eleştirilmesi anlamına geliyor. Yani bu topraklarda demokrasi kültürü çok gelişmiştir”. Ayrıca, eğitime çok önem verdiklerini anlattı ve ev alsak yıkılır, yat alsak batar ama diplomaya hiçbir şey olmaz düşüncesinde olduklarını ekledi. Kendisinin 6 dil bildiğini, (en az Türkçeyi bildiğini) ve burada herkesin birden fazla dil bildiğini de, küçükken kafamıza vurarak öğrettiler diyerek aktardı.

Öğle yemeği molasının ardından otobüs ile kısa bir yolculuktan sonra bir dağ köyü olan Agiasos'a ulaştık. Rehberimizin anlattığına göre köy halkı çok varlıklı imiş. Köyde herkes müzik eğitimi alıyormuş eskiden beri, müzik salonunda beklerken de aynı zamanda kütüphane olan bekleme salonunda mutlaka bir şeyler okurlarmış. Köye dışarıdan insan sokmadıklarını ve köyün tam bir getto olduğunu söyledi. Başarılı insanları desteklerler,  siesta yapmazlar. Burada iki yazar, bir doktor Nobel ödülü almış. Kiraz festivali, orkide festivali, Meryemana festivali, karnaval festivali vb. gelir getirici şeyler yapıyorlar ve köye gelir sağlıyorlar diye anlatıyor.

Yolda ilerlerken Midilli'nin ne kadar yeşil olduğuna şaşıyoruz. 2 metreden tatlı su çıkıyormuş. Suyu kirletmemek için de tarımda kimyasal kullanılmıyormuş. Zeytin ve zeytinyağı üretimi çok fazla. Bunu yol boyu uzanan zeytin tarlalarından anlamak mümkün. Yılda 30 bin ton zeytinyağı çıkıyormuş. Edremit cinsi zeytinlerin 3,5 kg’ından 1 litre yağ çıkıyormuş. Zeytinlerin altına bir örtü seriliyormuş ve bizdeki gibi vurarak, sarsarak toplanmıyormuş zeytinler. Ekim ayında işçiler örtüleri seriyormuş, olgunlaşan zeytinler örtü üzerine düşüyormuş. Böylece, ağaçlar yıpranmadığı için her yıl zeytin hasadı mümkün oluyormuş. Bu örtüler Nisan ayına kadar tarlada kalıyormuş ve asla hırsızlık olmuyormuş. Bizde olsa ne olur, ben söylemeyim siz kendiniz verin cevabı. Bütün bu bilgilerin ardından gelmiş olduk Agiasos'a. Burada tahta oymacılık, seramik ve dantel işleri var her tarafta. Yöreye özgü turistik el işleri. Meryem Ana Kilisesi’ni ziyaret ettik. Ortodokslar bu kiliseye gelerek hacı oluyorlarmış. Yurt dışında gördüğüm diğer kiliselerden oldukça farklı idi. Ancak rehberimiz fotoğraf çekilmemesi konusunda çok kararlı olduğu için hiç fotoğraf çekemedim. Katolik kiliselerinde gördüğümüz figürler, heykeller burada yerini ikonalara bırakıyor. İnanılmaz adaklar var.

Midilli Adası’ndaki ikinci günümüzde manastırı, seramikleri ve yoğurdu ile ünlü Manmados'a gittik. Kiliseyi gezdik ama yine çekemedim fotoğraf. Akıl almaz adaklar var, bütün adaklar burada sergileniyor. Uçak bile adamışlar, bunu çekebildim çünkü bahçede sergileniyordu.

Molivos, gördüğümüz bir başka yer idi. Mimarisi ve tarihi dokusuyla UNESCO ödüllü bir yer ve gerçekten görülmeye değer.  

Dönüş yolunda Namık Kemal'in sürgün olarak kaldığı evi gördük.

Midilliler, uzun yaşıyorlar, 90 yaşında bile ölene genç gitti diyorlarmış. Bu zamana kadar turizme pek eğilmemişler, çünkü altın madeni çokmuş burada ve daha önce de söylediğim gibi halk varlıklı imiş. Zeytinleri toplamak için bile çalıştıracak işçi bulamazlarmış.  

Uzun lafın kısası, Yunanistan’a ilk kez gittim. Daha önce pek çok Avrupa ülkesi ve şehrini gördüğüm için Avrupa’ya dair kafamdaki imajla burası hiç örtüşmedi. Diğer adalar ve şehirler bendeki Avrupa’ya benziyor mu bilemem ama burası hiç mi hiç benzemiyor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 520
Kayıt tarihi
: 02.12.09
 
 

Çevre Bilimi Uzmanı – Peyzaj Mimarıyım. Yüksek lisansımı çevre sorunları ve biyokütle enerjisi üz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster