Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1384
 

Mihenk taşı…

Mihenk taşı…
 

"Mihenk taşı" değil, çakıl taşı bu


Mihenk taşı, altın, gümüş ve benzeri madenlerin ayarını anlamak için sürtüldükleri bir tür taş…

Tam bilmiyorum ama, üzerine bir sıvı sürüldükten sonra, elinizdeki altın, gümüş ve benzeri madenleri sürttüğünüzde, size o madenin ne olduğunu belirliyor.

İşte Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şu anda tam da “Mihenk taşı” uygulamasında…

Nasıl mı?

Bildiğiniz gibi gündemimize yoğun olarak oturan ve bugün de 11 inci dalgasını sürdüren “Ergenekon” isimli bir davamız var.

İşte bu dava Türkiye Cumhuriyeti Devleti için tam bir “Mihenk taşı” bana göre.

Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devlet, gerçekten “Devlet” ise, şekli “Cumhuriyet” ise ve nitelikleri de “Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” ise, bu davanın sonuncunda belli olacak.

Varsa şayet her hangi bir olumsuzluk, bu davanın sonucunda ortaya çıkacak.

Bugüne kadar sürekli söylediğimiz bir şey var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dışarıdan yıkılmaya, yok edilmeye çalışılırken, aynı zamanda da içeriden de benzer faaliyetlerin sürdürüldüğünü söyler dururuz.

Bu dava, hukuk kuralları içinde, insan hak ve özgürlükleri de dikkate alınarak sonuçlandırıldığında hiç kuşkusuz bunlar ortaya çıkacaktır.

Değilse…

“Mihenk taşı” şunu belirleyecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet, “Devlet” olmaktan çıkmış, şekli “Cumhuriyet” değil ve nitelikleri de “Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” değil.

Ya ne?

Orasını da olduğunda göreceğiz.

Böyle bir kuşkumuz mu var?

Evet var…

Çünkü görüyoruz ki bugüne kadar gözaltına alınanların büyük bir çoğunluğu, bu iktidara karşıt fikirler ileri sürenler.

Görüyoruz ki, bu iktidarın yanında olanlar bu işlerin dışında tutuluyor.

Bu düşüncelerimizde yanılmış olabilir miyiz?

Elbette olabiliriz. Hatta olmayı da çok isterim. Ne var ki görünen, bunun tam tersi.

Örneğin, Ergenekon adını verdiğimiz davada sürekli ve “Dalgalar halinde” gözaltına alınmalar yaşanırken, diğer taraftan “Deniz feneri” olayı görmezden gelinmektedir.

Tarikatların faaliyetleri artık açıkça ortaya çıkmıştır. Bunlara karşı her hangi bir önlem düşünülmemekte ve hatta korunmaktadır.

Bu koşullar altında ne kadar yanılmış olabiliriz ki?

Gizli yürütülmesi gereken soruşturmalar eğer televizyon kanallarından naklen yayınlanarak yapılıyorsa…

Ulu orta yapılan suçlamalar, hiçbir denetimden geçmeden ve belli yayın kuruluşları tarafından servis ediliyorsa…

Siz olsanız bir takım kuşkulara kapılmaz mısınız?

İşte “Ergenekon” denilen davanın sonucunda umuyorum ki her şey ortaya çıkacaktır.

Bu davanın sonucunda birileri altta kalacak, ama o altta kalacaklar kimler, şimdiden bilemiyoruz. O nedenle diyorum ki “Ergenekon davası, tam bir mihenk taşı”dır…

Test yanlış çıkar mı?

Eğer taş gerçekten “Mihenk taşı” olursa çıkmaz. Yok, bize “Mihenk taşı” diye çakıl taşı gösterirlerse, o başka tabi…

Sonuna kadar “Hukuktan yana” olmaya devam edeceğiz.

<ı>22 OCAK 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 204
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 573
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster