Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '17

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
227
 

Milat

Milat
 

Yazmaktan konuşmak istiyorum. Hiç ara vermeden yazmaktan bahsetmek. Öyle bir iki kelimeyle anlatmak değil bahsettiğim. Sayfalarca, kitaplarca ve kuşlarca söylemek. Mesela boş bir kağıda yazılabilecek güzel şeylerden konuşmalıyız , sevda gibi. Sahi ne öğrettiler sana bu kelimeyle ilgili? Yıllarca hakkında bir sürü anlam duyduğuna eminim ama benim merak ettiğim sende bu kelimenin anlamının ne olduğu.

 Baştan başlayalım: Okulla tanıştığın günler. Heyecandan uyku tutmadığı, arkadaşlarını tanıdıkça sabah olsun diye acele ettiğin güzel günler. O günlerde mi öğrettiler bu kelimeyi sana? İlgisiyle yüzünü kızartan, geldiğinde baharları getiren öğretmenine karşı duyduğun ilk hissin adı bu muydu ya da arkadaşlarınla gittiğin bir filmde yanındaki koltuğa o çok hoşuna giden kişinin oturma ihtimaline mi demiştin sevda diye? Bu nasıl bir şey biliyor musun?

Aydınlık bir sabaha uyanmak tadında. Gözlerini açtığında aldığın nefesin sana anlam katması kadar doğal, her gün yüreğinde seninle beraber yürümesi kadar dolu, bir şarkıda buluşmak kadar bütün.

Hangi yaşında olursan ol aklında taşıdığının adına demişsindir sen de sevda diye. Bazı sevdaları anlatmak daha zordur bildiğinden. Belki sadece dinlemekle yetinmek gerekir, taşıyanına ağır geldiğini söylerler hep. Niyesini merak edersen öyle işte, derin bir mevzudur bu. Her yerde dile getirilmez, dile geldiğinde de nefes almadan anlatılır.

Başlı başına bir bağımlılık halidir sevda. Karasından tut bembeyazına kadar bir sonsuzluğu barındırır bünyesinde. Anlamazsın, anlatsalar da boş gelir o kelimeler. Havada bir süre asılı durur da ılık bir rüzgarla savrulur. Unutursun. Bilmek için yaşamak gerekir. Dolu dolu, her anını her adımını yaşamak.

Sonra o sevdanın adı ‘büyüdüm’ olur. Bir dakikada olgunlaştırır seni. Bazı insanları da siler. Özellikle taşımayı bilmeyenleri, öğrenemeyenleri. Anlamsız bedenler kalır geriye. O yüzden sevda dediğin yerinde ağırdır. Herkese yakışmaz. Biri sevda hakkında söz verdiğinde tutması gerekir ki umutlu bir hayata dönüşsün.

Bir de güven var. Bu kelimeyi hiç duymuş muydun? Duymadıysan ya da bir anlamı yoksa senin için anlatayım. Birbirini tanıdığını düşünen insanların paylaştığı bir ortaklığın adıdır. Bir yüreğe güvenmek dediğinde diğer yürekte mevsim değişir. Belki de bir olmak demenin anlamı saklıdır güvenmekte. Sabrı, sevgiyi, sonsuzluğu, mutluluğu içinde barındırır. ‘Güvendim’ dediğin kim varsa her yoklamada  ilk sırada hazır olur. O hep vardır ve sonsuzdur. Bazen denkliği yanılmak olur kimi insanda. Di’li geçmiş zamanları yaşayan insanların mazisinde kalır, sonraki adımlarına taşıyamazlar. Bu sebepledir ki güvenmek de yanılmak kadar riskli bir eylemdir. ‘Yanıldım’ dememek için sustuğun zamanların anlamı olur.

Bir de yaşamak var. Başından sonuna kadar renkli bir iş.  Yazmakla anlatamazsın belki ama bütün bedeninde hissedersin. Soluksuz, zamansız, kayıtsızdır  ve ‘yaşadım’ diyebilmen için ilk şart sevdalanmaktır.

Dedim ya yazmaktan konuşalım. Çünkü ben: ‘Büyüdüm,güvendim, yanıldım, bir damla sevda bulup yaşadım. ‘ Hepsi bu.

SAHAFÇA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 94
Kayıt tarihi
: 04.06.17
 
 

Mavinin içinde mavi, çocuklarla çocuk, üzülene omuz, sevinene gülümseme, bir kalemin varolmasına ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster