Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
40828
 

Milena'ya Mektuplar / Franz Kafka

Milena'ya Mektuplar /  Franz Kafka
 

***Milena Jesenka***


Günümüzde işlevselliğini çoktan kaybetmiş olsa bile mektuplar, iletişimin ve yazın dünyasının vazgeçilmez unsurlarındandır. Hele de içeriğinde kötü ve olumsuz haberler yoksa; aşk sözleri ve özel duygular ifade ediliyorsa. İşte Kafka'nın   " Milena'ya Mektuplar"ı da öyledir. Sanki Şair Nazım'ın kadınlarına yazdığı mektupları çağrıştırıyor...

Aslen Çek asıllı  ama Alman Edebiyatı'nın usta yazarlarından kabul edilen (Almanca'yı daha çok benimsediği için.) Franz Kafka'nın, eserlerini Çek diline çeviren, güzel Milena Jesenka'ya duygularını ifade ettiği mektuplardan oluşuyor bu kitap.

Fakat okurken insanda çok derin duygular uyandırmıyor, tat vermiyor sanki, neden mi?

Şöyle ki; Milena'nın, Kafka'ya yazdığı cevapların akıbeti belli değil. Kitabın sonunda, Milena'nın, Kafka'nın arkadaşı Max Brod'a yazmış olduğu mektuplar var sadece. Bu nedenle bu fırtınalı aşk öyküsünün bir yanı yarım kalmış gibi.

Gerçi o dönemlerde olağanüstü gibi algılanan bu aşk öyküsü, şimdiki zamanda çok yüzeysel görülebilir ve insanlara sıradan gelebilir.

1920 yılında tanışmışlar, Milena evli ve evliliğin kutsallığına inanıyor. Kafka ise 3. kez nişanlanıp ayrılmış ve evliliğe sıcak bakmıyor. Evlilikten kaçışına sebep olarak da hastalığını bahane ediyor, çünkü o bir verem hastası.

Kafka'nın babası, Çek asıllı sonradan zengin olmuş bir tüccar, annesi ise Alman asıllı varlıklı bir yahudi, Prag doğumlu, Prag Üniversitesi'nde Hukuk öğrenimi görmüş. Alman okullarında okumuş, aynen diğer kızkardeşleri gibi.

Milena ise Viyana'da yaşıyor, 5 yıl boyunca süren mektuplaşmalarına rağmen, sadece 3 kez yüzyüze görüşebiliyorlar. Milena'da aynen Franz Kafka gibi verem hastası.  Mektuplarda ortak konu, karşılıklı sağlık durumları, havadan sudan konuşmalar. Yani dertleşiyorlar, bazı bazı kapris yapıp küsüyor Kafka. Hemen hergün, bazen günde birkaç kez mektup gönderiyor Milena'ya. Buna rağmen her ikisi de birlikte olmamak için özellikle çaba gösteriyorlar sanki: hem birbirleri için vazgeçilmezler hem de oldukça çekingen davranıyorlar.

Hani Aşık Veysel demiş ya:

"Kız oğlanı sever, oğlan kızı. Kavuşamazlarsa aşk olur!" İşte tam da böyle bir aşk.

Seveni, sevileni, hasreti, gurbeti, varsıllığı, savaş döneminde ise yoksulluğu ve ölümü barındırıyor.

Kolay okunabilir bir kitap, özellikle kişilik analizleri açısından yararlı olabilir...Öneririm.


KİTAPTAN ALINTILAR:

*Ateşten örülmüş uzun alevlerdir sevgilim, dolaşır yeryüzünü sarar beni. Ama sandıklarını değil, görmesini bilenleri sürükler ardından. (s.55)

*Mavimtrak kımıldayan bir nesnesin, hortlak gibi birşey! Sen de kollarını açıyorsun, ama gerinmek için değil bu, bir çeşit kutsallık var bu kolların açılışında. Birden akşam olmuş ve sen yanımdasın... Sokakta, kaldırımın üstündesin. Benim bir ayağım kaldırımda, bir ayağım yerde, elini tutuyorum. Hızlı hızlı, kısa kısa cümlelerle bir konuşmadır başlıyor aramızda. Bu konuşma hiç kesilmiyor, uyanıncaya kadar. (s.50)

*Karşılıklı kapıları olan bir odayız sanki; ellerimiz kapı tokmaklarında, birinin bir göz kırpışı diğerini kaçırmaya yetiyor, hele bir söz edecek olsa, öteki kapısını kapamış, gözden yok olmuştur, biliyorum. Açacak kapıyı yine elbet, bu öyle bir oda ki, bırakılamaz belki de. Biri ötekine benzemese bu kadar, rahat olsa, ötekine bakmıyormuş gibi davransa... Odayı düzene sokacak yavaş yavaş, herhangi bir odaymış gibi, ama hayır, o da kendi kapısının önünde öteki gibi davranıyor. Kimi zaman ikisi de kapının ardına kaçmışlar ve bu güzel oda bomboş kalıyor.
(s. 34)

*Bütün evliliklerin yalnızlıktan kurtulmak için yapıldığına inanamıyorum. Daha kutsal nedenleri vardır; yanılmıyorsam, "o Melek" de benim gibi düşünüyor. Evlenmenin nedeni yalnızlıktan kurtulmaksa ne elde edilir? Yalnızlığı yalnızlıkla birleştirmekten bir yuva kurulamaz. Birinin yalnızlığı ötekine yansır, karanlık gecelerde bile. Hele yalnızlığı silah gibi kullanmak daha da kötüdür. (s. 211)

Milena'ya Mektuplar- Franz Kafka
Çeviri: Feyza Hepbatur
Armoni- Mart-2003


YAYINEVİ NOTU:

Milena da Kafka'nın yazılarını Çekçe'ye çeviriyordu. Tanışmaları da bu sayede oldu. İlk başlarda arkadaşça mektuplaşmaya başladılar ama bu arkadaşlık zamanla büyük bir aşka dönüştü. 2 aşık sadece 2 ya da 3 kez görüşebildiler. Bu kitapta sadece Kafka'nın Milena'ya yazdıkları mektuplara yer verildi. Çünkü Milena'nın Kafka'ya yazdığı mektuplar hiç ele geçmedi ve ne oldukları da asla bilinemedi...



Resim alıntıdır:

http://www.alternatifkitap.com/

 

Tuğrul-20 bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir: Kafka ile Milena bir kez yatıyorlar ve bu Kafka'yı çok rahatsız ediyor, tutuculuğundan değil, maraziliğinden. İki: Bildiğim kadarıyla Milena, evliliğin kutsallığına inanan püriten biri değil, hedonist biri. Üç: Milena toplama kampında ve eşcinsel bir ilişki içindeyken ölüyor.

Reha Ülkü 
 22.03.2008 19:24
Cevap :
Teşekkürler, Reha Bey, niye itiraz ettiniz ki:)) ama aydınlatıcı bilgiler için teşekkür ederim...selamlar ve saygılar...  22.03.2008 22:48
 

eline sağlık, okumak için zihnimdeki sırada bu kitap var, yakın bir zaman önce Dönüşüm adlı eserini okudum Kafka'nın içim burkuldu ama bir yandan da çok etkilendim. Sevgilerimi iletiyorum.

nilgun 
 13.03.2008 22:00
Cevap :
Oyleyse tamam, hazır yazara alışmışken, ben de seni merak ediyordum, nerelerde diye...beğendiğine sevindim...selam ve sevgilerimle....  13.03.2008 22:20
 

Herkesin okuması gereken bir yapıt...Duygularımızı bir başka potada yoğurmak,empati kurmak ve iç sesimizi duygu,mantık ve insan üçgeninde tartmak adına...Teşekkürler...Saygılar...

Mesut Selek 
 09.03.2008 13:42
Cevap :
Teşekkürler, Mesut Bey...siz başyapıt diyorsanız kesin öyledir, selmalar-saygılar...  09.03.2008 21:14
 

Ne kadar etkilrenmiştim ilk okuduğumda... Sevgiler öğretmenim...

Özlem Akaydın 
 08.03.2008 18:20
Cevap :
Aynı kitap farklı duygular uyandırıyor her okuyanda....ben bu aşktan pek etkilenmedim...bile bile işkence gibi birşey...selamlar-sevgiler ve teşekkürler Özlem...  09.03.2008 9:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 481
Toplam yorum
: 2956
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 1756
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster