Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
476
 

Milleti tercihe zorlama

Milleti tercihe zorlama
 

Hayat insanları, tarih toplumları tercihe zorlamıştır. Yapılan tercihler hayatımızı ve toplumumuzu iyi ya da kötü yönde etkilemiştir. Bugün en basit bir hakkı halkından esirgeyen otorite sahibi yöneticiler insanları iki seçenek arasında tercih yapmaya zorluyor.

Ülkemizin yıllardır bir problemi olarak karşımızda duran başörtüsü yasağı etrafında yapılan tartışmalar ülke adına içinden çıkılmaz yollara itiyor insanımızı.

Yıllarca yasakçılar tarafından dozu artırılarak devam eden yasak öyle ki sokakta bile yasaklanma noktasına gelmiştir. Eski Cumhurbaşkanın A. Necdet Sezer’in ayak bastığı her yer kamusal alan ilan edilerek, örtülü insana zenci muamelesi yapılmıştır. Örtü yasağına karşı çıkanlar iktidarlar tarafından ise iktidara gelindiğinde hep ötelenmiştir.

Hiçbir anayasal dayanağı olmamasına rağmen otoriter rejimin yaptık oldu bitti anlayışı ile kangren haline gelen bu sorunda fedakârlık, hep 18–20 yaşlarındaki genç kızlardan ve onların ailelerinden beklemiştir. Partiler siyasi çıkarları, bürokratlar makam istikballeri için bu olayı çözmek yerine derinleştirmek için her gün yeni cepheler açmışlardır.

Sabrı, iffeti, devlete bağlılığı ile örtü mağdurları bu sorunun ne zaman çözülecek diye beklediler. Bu bekleyişte vakurlarından, demokrasiye inançlarından taviz vermemişlerdir.

Ancak bugün gelinen noktaya baktığımızda olay artık iplerin elden gitmesine sebep olacak noktaya ulaşmıştır.

Yasağın savunucu kanadı olayı öyle görüyor ki yönetmelik, kanun anayasa, mahkeme, halk oylaması ne yaparsanız yapın. Bu yasak kalkmaz diyorlar.

Ve arkasındanda laiklik, rejim, Atatürkçülük elden gidiyor, şeriat, irtica geliyor tartışmaları arasında ortaya iki seçenek sunuluyor.

Bir yanda İslam diğer yanda Laik sistem.

Başını örten dindarlardan Allahın emrini değiştirmesi istenirken, Darbecilerin anayasasının değiştirilemeyeceğinden bahsediyorlar.

Ya Kur’an-ı Kerim – Ya darbe anayasası

Ya Laiklik- Ya Din

Ya Hz. Muhammed Ya da Atatürk

Ya örtü – Ya tam açılma

Oysa Türkiye Cumhuriyeti devletinin en büyük özelliği Laikliği ile beraber Müslümanlığını yaşamasıdır. Bu özelliği ile diğer İslam ülkelerine model gösteriliyordu.

Laikliği dünyada tüm dinlere saygı olarak tanımlarken, ülkemizde dinleri özelikle İslamiyet’i yönlendirme, sindirme politikası olarak anlamlandırılmakta.

Siyasi partilerin, toplumun önde gelenlerinin; örtü aleyhine konuşmaları halk tarafından İslamiyet’e saldırı olarak algılanmakta.

Öne konulan tercihler, siyasete kurban edilen örtü, Anadolu’da, hem din, hem töre, hem gelenek, hem de namustur.

Anadolu insanının Kur’an, Bayrak, Ezan; örtü özgürlüğünün ve bağımsızlığının sembolüdür. Tarihte bunu görmek mümkündür.

Gaziantep’te Şehitkâmil’in Annesine dokunan Fransız dersini almıştır. Erzurum’da Nine hatunun örtüsüne dokunan Rus dersini almıştır. Kahramanmaraş’ı ayağa kaldıran sütçü imamı mermi gibi namlusundan çıkaranda, Fransız’ı bacılarımızın örtüsüne dokunmasıdır.

Müslüman Türk milleti bilerek ya da bilmeyerek bir tercihe zorlanıyor. Bu tercihi yapmaya zorlayanlar tarihte dersini almıştır. Bugünde alacaktır.

Demokrasi ile totaliter rejimler arasında en büyük fark, totaliter rejimlerde kanun vardır. Ve asla esnemez. Yukarıdakinin keyfi uygulamaları kanun ya da kanunsuzluk şeklinde ülkede hüküm sürer. Demokrasi ise esneklik rejimidir. Her görüşe yer vardır. Totaliter rejimler baskıları ile bir süre devam etseler de günü geldiğinde küçük bir problemde kırılırlar. Demokratik rejimler ise esnekliği sayesinde zorlansa da kırılması, yıkılması zordur.

Demokraside halkın kendini ifade etme, eylem yapma özelliği vardır. Yaptığı eylemlerle yerdeki halk harekâtının enerjisi boşalır. Bu öncü şoklar gerçek deprem geldiğinde kırılmalar olmadan sorunlar aşılır.

Türkiye şimdi bir kırılma noktasına doğru gidiyor. Otoriter rejim baskılarına devam ederse büyük çatlamalar meydana gelecek. Eğer demokrasideki esnekliği kullanabilirsek bu sorunu aşabiliriz. Bu demokrasinin güçlenmesine, laikliğin anlam bulmasına, İslam’ın rencide olmamasına sebep olacaktır.

Bir baba evlatları arasında ölmeden mirasını çocuklarının bir kısmına verse diğerlerine vermese, hak alamayan çocuklar babalarına düşman olacaktır.

Bugün bu ülkede birileri demokrasinin bütün nimetlerinden faydalanırken diğer kardeşlerinin bundan faydalanmasına karşı çıkılmaktadır. Bu durum demokrasiyi sonuna kadar kullananlara da zarar verecektir.

Babasının mirasından hakkını alamayan evlat hem babaya hem de diğer kardeşlerine öfke ve kin besleyecek onlara tehlike oluşturacaktır.

Kültürümüz de devler babadır, evlatları arasındaki ayrım, hem devlete hem de sosyal barışa zarar verecektir

Buradan aklıselim sahiplerine sesleniyorum. Bir kere olsun koltuklarına, siyasi geleceklerine bakmadan şu ülke için iyi şeyler yapsınlar.

Milleti Kur’an-ı Kerimin emri ile darbe anayasasının arasında tercihe zorlamayın. Zorlamayın zorlamayın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 3114
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Çeşitli dergi ve gazetelerde, gezi, deneme, öykü, şiir yazan bir yazar. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster