Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
151
 

Millette Ülkü Ayrışmasına Nedenler

Türkiye üreteni oldukça az, tüketeni oldukça fazla bir ülkedir. Üretenlerin ürettiklerinin karşılığında değer gördüğü şüphelidir. Doğrudan üreticiden ne kastedildiğini bilmek için de bizzat üretici olmak basit bir köylü çocuğu, işçi çocuğu olarak doğmak gereklidir.Gerçek üreticiler bizzat emek güçlerini harcayarak bedenen çalışan kişilerdir. Bu sayı ülkemizde son derece azdır. Bu sebepledir ki, emekliye karşılık çalışan, vergi ödeyen sigortalı sayısı son derece düşüktür. Birçoğumuz farkında olarak veya olmayarak kapitalist sistemin gereği üreticilerin sırtındayız. İşin güzel tarafı üreticiler sırtında kimi veya kimleri taşıdığının farkında bile değil! Ya da organize olmadıklarından seslerini çıkaramıyorlar.
 
Ben insanların birçoğunun birleşmesinin amacının maddi güçlerini daha da fazla artırmak olduğunu düşünüyorum. Bu hemen hemen her sektörde güçlüye olan hızlı kaymalarla, zenginden çoktan yana olma şeklinde ortaya çıktığı gibi zamanla birlik olduğu adı ne olursa olsun kuruluşun menfaatlerinin her şeyin üzerinde tutulmasına neden oluyor. Bu teknik olarak dünya malına daha fazla sahip olma savaşı olarak da nitelendirilebilir. Milletteki ayrışmalar ülkü ayrışmasına birlik olmakla çözülecek problem ayrışarak bilinçli olarak büyütülüyor. Bu noktada 2010 yılında Almanya’da gözlemlediğim bir tecrübemi anlatmak isterim: “2010 yılında bir ay süreyle Almanya’ya gittim. Almanya’da gördüklerim bana çok ilginç geldi. Çoğu 1970’lerde Türkiye’den Almanya’ya giden gurbetçi ailelerin çocukları ile tanışma fırsatım oldu. Bir arkadaşımla ilk Cumamızda camiye gitmek üzere tramvay durağına gittik. Görünüşünden Türk olduğu anlaşılan biri bize yanaştı ve sohbet etmeye başladık. Sigara ikram ettik. Laf arasında Cuma ezanının saat kaçta olduğunu sordum. Tereddütsüz “saat dörtte” dedi. Saat on iki civarıydı ve oldukça fazla vaktimiz olduğunu düşünüyor, bir yandan da “bu kadar geç saatte Cuma namazı nasıl olabilir diye düşünmeden” edemiyordum. Dayanamadım ve sordum. “Kardeş biz Ankara’dan geliyoruz. Bizde şu anda Cuma Namazı saat birde. Burası ile Türkiye arasında bir saat fark var, burada da olsun ikide. Saat dört nerden çıktı?” Adam bozuldu: “Abi doğrusu ben diğer taraftanım, yani Maraş’ın Alevilerindenim. Aslında bilmiyorum ama siz sorunca böyle demek zorunda kalıyorum ama gerçekte Cuma Namazı’nın kaçta olduğunu bilmiyorum” Neyse tramvaydan inip, başka bir Türk bulup, doğrusunu öğrendik. Adam bize en yakın Caminin yerini de tarif etti. Camiyi bulup, Cuma Namazını kılıp biraz dolaştıktan sonra arkadaşla kaldığımız yere döndük. Akşam gurbetçi vatandaşlarla sohbet ederken başımıza gelenleri anlattık. Bize niye o camiye gittiğimizi, oraya değil başka bir camiye gitmemiz gerktiğini söylediler. Biz pek umursamadık ama doğrusu dikkatimi çekti. Ertesi hafta başka bir cami, ertesi başka bir cami. Anladık ki, Türkiye’den Almanya’ya giden tüm Türkler çeştli gruplara ayrılmışar. Aleviler, Sünniler gibi dini gruplara ilaveten Kürt ve Türk olarak da ayrışmışlar. Sünni gruplar ise sırasıyla zorda kalmadıkça, Süleymancılar, Milli Görüşçüler, Nakşibendîler, Kürtler zorda kalmadıkça kendi camilerinden başka camiye gitmiyorlar. Ayrıca Diyanete ait camilerin, olduğunu devletimizin zaman zaman bu ülkelere din görevlisi gönderdiğini biliyoruz. Bunda ne var denilebilir ancak bu gruplar arasındaki ayrışmayı en iyi kullanan ve destekleyen ülkelerin başında Almanya geliyor. Bu kişilerin Almanya’da birlik olmalarınsa rakip olmaları Almanya açısından daha faydalı. Yönetilmesi ve kullanılması daha kolay olabiliyor olmalı. Her devlet de Almanya’nın yaptığını yapardı. Bir defasında Kaplancılar adında bir grubun Türkiye’ye cihat ettiğini ve o zamanlar Türkiye’yi uğraştırdığını unutmamak lazım. Aynı zamanda Ergenekon savcısının da basında yer alan haberlere göre Ermenistan üzerinden Almanya’ya kaçmıştı ve şu anda kendisine dair herhangi bir haber yok. Unutuldu. Son darbeler ve girişimlerde Öz ile başlayan ne çok kişi olduğu da dikkat çekici bir diğer unsur.
 
Bütünü bozan kendi menfaati için zaman zaman bozabiliyor. Daha da kötüsü, sıradan bir vatandaşın bir gruba ait olmadan kamuda yükselemeyeceğine, sorunlarını çözemeyeceğine dair kuvvetli bir inanç var. Bu da insanların kimi zaman mecburen, kimi zaman da maddi menfaatleri, konumunda yükselmek isteyen devlet memurları arasında yaygın olan bu inanç genel bir kanıdır. Bir grubun tahakkümü altında giren birisi zamanla devletinden çok, grubun menfaatini gözetmeye başlıyor. Suç bir kere işlendikten sonra ne yazık ki en güçlü bağlardan biri haline gelebiliyor. Suç birliği, menfaat birliği ticarette, diğer sektörlerde de kendini gösterebiliyor. Zamanla dernek statüsünde olanlar eğer bu ülkenin değerlerine milli bir bakış açısı ile yaklaşmıyorlarsa olay tamamen bir menfaat ağına dönüşebiliyor. Bütünü daha da büyütmeye yaramayan her fikir bu ülkenin geleceğine geçmişte de zarar verdi ve de vermeye devam ediyor. Devletin onurunun, tarafsızlığının yeniden inşa edilmesi, devletin bir veya birkaç grubun tahakkümü altında bırakılmaması ve sıradan insanların yükselmesinin önündeki engeller aşılaması ve herkesin (Siyasi partiler, dini cemaatler ve tarikatlar, dernekler, dini diğer gruplar milli gruplar, sendikalar, işadamları dernekleri, gazeteler, ticari şirketler) kendine düşen dersi alması gerekiyor. Aksi takdirde sopanın adı değişir ama dayak yemeye devam eden yine biz olacağız. Zaman içinde cu, ci,ist,mist olanların bir zaman sonra kist, ur olduğunu görmek için kişisel çıkarlarımızı hakkımız olanla sınırlama olgunluğuna erişebilen bir toplum olabilmeyi temenni ediyorum. Dünya malı dünyada kalır, selle gelen yelle gider ve dünya malı için değerlerimizi değişmeyelim, değiştirilmesine izin vermeyelim. Her şeyden önce de okuyalım, daha da çok okuyalım. O kadar çok okuyalım ki, bir kitap yazarı tarafından mı yazıldı, bir finansör tarafından özel bir amaçla mı yazdırıldı anlayana kadar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1729
Toplam yorum
: 280
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 177
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster