Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
5280
 

Milli Bayram nasıl kutlanır?

Milli Bayram nasıl kutlanır?
 

Rio Karnavalının Turizm Canavarı Korteji


Haftalardır medyada milli bayramların nasıl kutlanması gerektiğine dair bir tartışmadır yürüyor. Bendeniz bu tartışmalardan son derece memnunum. Nedenine gelince... Yaklaşık 10 -15 yıldır milli bayram kutlamayı beceremeyen bir nesil olduğumuzu düşünüyorum. Zira biz bırakın milli bayram kutlamayı, kütüphaneler haftası kutlamayı bile beceremeyen bir kutlama bilinci eksikliği ile yoğrulmuşuz. İnanmazsanız TIKLAYIN

GELENEKSEL KUTLAMALARIN OLUMSUZ YÖNLERİ NELERDİR?

Şimdi konuyla ilgili siyasi görüşünüzü bir kenara koyun ve lise yıllarınıza geri dönerek konuya gerçekçi yaklaşın. Aranızda o pankart kaldırmak zorunda olan, stadın ortasında ciddiyetten uzak bir çalışma atmosferiyle gerçekleştirilen kutlama programlarına katılan birileri varsa çok iyi bilir; ne hazırlanırken, ne icra ederken herhangi bir bayram coşkusu içinizi kaplamaz. Kim ne derse desin. Sabah 10'da başlamak zorunda olan, çoğu insanın sabahın köründe kalkıp gelmeye tenezzül etmektense televizyondan izlemeyi tercih ettiği sönük kutlamalar yapılır.

Stad kutlamalarının insanın ruhunu emmesi ve götürüleri

İşin kötüsü insanlar stada gelmeyi son derece sıkıcı bulurlar çünkü ne olacağı bellidir. Pankartlardan şekikl yapılır, ortada koreografi vardır ve %90 dans kökenli bir koreografi yapılır. Lakin bu her sene bu şekilde olduğu için insanlar bunu sıkıcı bulurlar. Saatler öğlen 12'yi bulduğunda ise artık bayram coşkusunun yerinde yeller eser. Oysa günün bitmesine tam 12 saat vardır. Üstelik günün en verimli ve işlek 12 saati... Bu tip kutlamaların ülke ekonomisine getirdiği yükün bir katma değere dönüşmüyor olması da ayrı bir sorundur. Aylarca otobüslerle stada taşınan gençlerin yakıt ücretleri, stad bakımı, gençlerin harcadığı emek ve zamanın stada gelen az sayıda insan tarafından ekonomik bir getiriye dönüşmeden gider hanesine yazılması ciddi bir sorun yaratmaktadır. En azından bana öyle geliyor. Bu günlerin en büyük ekonomik getirisi stad girişlerine doluşan işportacılara nasip olmaktadır. O da kayıtdışı ekonomiden başka birşey değildir. Kısacası bu tip kutlamalar insanda milli bilinci oluşturmaktan çok milli bilinci öldürmeye yönelikmiş gibi bir etki yaratıyor. Oysa olması gereken tam tersidir.

Klasik törenlerin milli bilince katkı sağlamaması

Stad kutlamalarının insanın ruhunu emen sıkıcılığının ardından bir tüm kutlama programının şehir meydanlarındaki Atatürk heykellerine sessiz sedasız konulan çelenklerden ibaret olması durumu vardır insanın içini acıtan. Bu tip törenlerde seçilen okulun öğrencileri meydana kadar yürür, meydanda kendilerine gösterilen yere yerleşir, çelenk konulması ve uzun "günün anlamı" konuşmalarını dinleyerek evlerine dağılırlar. Buna da nedense kutlama denir. Daha daha acı ve trajikomik olan ise ildeki yetkili yöneticinin U şeklinde dizili olan öğrencilere teker teker "bayramınız kutlu olsun" demesi ve öğrencilerin de ona "sağol" demesi dir. Kendilerine bir saat pasif olarak ayakta bekledikten sonra kuru kuru söylenen bir "kutlu olsun" demesiyle bayramların kutlu olacağı kanaatinde değilim.

İşin ıvız zıvır kısımlarını geçelim. Asıl sadede gelelim. Peki nasıl olmalı? Eğer milli ruhu ve bayramın anlamını yaşamak istiyorsak önce Allah'ın verdiği beynimizi "Bu bayramı nasıl coşkulu hale getiririz?" sorusu üzerinde biraz yormalıyız. Mesela 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim'in gibi birbirinden farklı anlamlar taşıyan 4 bayramın da birbirinin aynı şekilde kutlanması bir ruhsuzluktur.

İŞTE ÇÖZÜMLER

23 Nisan kutlamaları

Evvela 23 Nisan ile başlamak gerekir çözüme. Dünyanın tek çocuk bayramı olması dolayısıyla son derece kıymetli bir bayram olan 23 Nisan'ın asıl amacının çocukların eğlenmesi olduğu unutulmamalıdır. Ancak bizler nedense çocukların yetişkinleri eğlendirmesi gereken bir bayrammış gibi düşünürüz bu bayramı. Bence bu çok yanlış. 23 Nisan eğer iyi organize edilirse her şey Rio Karnavalına benzetilebilir. Şehirlerde karnaval alanları kurulabilir.

Şimdi biraz hayal gücümüzü çalıştıralım. Dev Pepe, Keloğlan maketleri sokaklardan şaşalı bir yürüyüş yapabilir ve çocukların ilgisini çekebilecek renkli kortej arabaları yapılabilir. Bunun için biraz bütçe gerektiği doğrudur, ancak hem ucuz olsun hem de cam kenarı kontenjanı bu tip coşkulu bir organizasyon gerçekleştirebilmek için pek mümkün değildir. Beri yandan palyaçolar bu karnaval alanında kol gezebilir. Alana gelen çocukların yüzlerinin boyanması onları mutlu eder. Alanda balon yağmuru yapılabilir. Bunun için birkaç bin balon ve balonların serbest bırakılacağı bir platform kurulması çok yüksek maliyetli bir iş değildir. Gökten yağan balonların altında durmak isteyen çocukların yüzlerini bir hayal edin. Üstelik eğer patlamayan balonlar bulabilirlerse evlerine bedava balon götürme olasılıkları da olabilecektir. Aynı karnaval alanında gölge oyunları, çocuk tiyatroları, sihirbazlarla şenlendirilen birkaç aksiyon da eklenmesiyle çocuklar için gerçek bir bayram havası estirilebilir.

Peki Ankara'da gerçekleştirilen onlarca ülkenin katıldığı uluslararası etkinlikte bir değişiklik gerekli mi? Değişiklik gerekli mi bilmem ama olay biraz daha genişletilebilir. Mesela Ankara'da her ülkenin kültürünü tanıtacak bir model araç kortejinin Ankara sokaklarından geçtiğini, her aracın içerisindeki çocukların kendi ülkelerine ait belirledikleri bazı ürünleri kendilerini yol kenarından izleyen topluluğa attıklarını düşünsenize.

Bu ve benzeri etkinliklerin sayısı ve çeşidi artırılabilir. Böylece gösteriler hem zenginleşebilir, hem de dünya çapında reklamı yapılabilir. Belki böylece uluslararası niteliğin genişlemesi de sağlanabilir.

19 Mayıs kutlamaları

Bu sene üzerinde çok tartışma yaşanan 19 Mayıs kutlamalarının temelinin ise GENÇLİK-SPOR-ATATÜRK'Ü ANMA kapsamında yapılması gerektiği unutulmamalı. Kısacası gençlerin o coşkun enerjisinin şaşalı bir kutlamaya dönüştürülmesi gerektiğini göz önünde bulundurursak dev platformlarda gece konserleri, çılgın spor etkinlikleri düzenlenmesi gerektiğini rahatlıkla düşünebiliriz. Şehirlerde belirlenen dev karnaval alanlarında Bungee Jumping'ten motorsiklet gösterilerine, paraşütle atlayıştan 50 metre ödüllü koşulara kadar pek çok etkinlik düzenlenebilir. Binlerce genç, 10 TL vererek katılabileceği koşu ile ödül kazanma şansı yakalayabilecek, enerjisini atabilecek, kendini gösterme ihtiyacını da giderebilecektir. Gençlerin enerjisinin bu şekilde deşarj edilmesinin "Yeteneksizsiniz Türkiye" yarışmasının dayattığı rezilce meşhur olma hevesinden daha faydalı olduğunu düşünüyorum.

Akşam çeşitli müzik türlerinin 19 mayıs özel bestelerinin de sergilendiği dev konserler vermesiyle gençlik tamamiyle coşabilir. Bu konserlerin profesyonel kayıtları ise daha sonra ticari amaçlı olarak satılabilir ve buradan gelir de elde edilebilir. Kısacası istedikten sonra 19 Mayıs müthiş bir coşkuyla kutlanabilir. Akşam sekizde uzun havai fişek gösterileri eşliğinde Bandırma Vapurunun lazerle gökyüzüne yansıtılan 3 boyutlu görüntüsünün şehrin bir cadddesi boyunca ilerlemesi ve ellerinde meşalelerle binlerce gencin o görüntüyü izleyerek dev karnaval alanına giriş yapması ne kadar şaşalı bir görüntü olurdu. Tabi düşünen insanlar için... Biz görmesek de çocuklarımız görür inşallah.

30 Ağustos kutlamaları

Askeri bir gösterinin yapılması gereken bir bayram varsa o da 30 Ağustos'tur diye düşünüyorum. Zira içeriği doğrudan bir savaş sonucuna dayandığı için burada askeri içeriğin de bulunması normaldir diyorum. Ancak bu demek değildir ki sönük çelenkler, coşkudan uzak "kutlu olsun" dilekleri yeterlidir. Bu bayram da öyle coşkulu kutlanmalı ki, Mustafa Kemal'in yıllar önce "Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir" demesinde yaşanılan o enerji her yıl yeniden yaşansın. Bunun için yapılması gereken, aslında herşeyin ticari zekayla düşünülüp ele alınmasıdır. Çünkü ticari zeka herşeyi paraya dönüştürecek şekilde olayları kurgulamayı amaçlar. Birşeyin paraya dönüşebilmesi için, bunun insanlara hitap etmesi gerekir. Bizler de sanki tüm bu etkinlikler ülke ekonomisine bir katkı sağlamazsa çok şey kaybederiz şeklinde düşünerek bu etkinlikleri organize etmeli ve tüm şehirlerdeki herkese bu coşkuyu yaşatmalıyız.

29 Ekim kutlamaları

Elbette bir ülkenin kurulduğu gün olması dolayısıyla en büyük bayram bu bayram olmalıdır. Bunun için bu kutlamanın diğer bayramlar gibi coşkulu olması gereklidir evet, ancak bu bayram öyle bir organizasyonla kutlanmalıdır ki ülkenin her bir köşesinde gerçekten bir bayram yaşandığı hissedilebilsin. Bunun için dev organizasyon şirketleri aylarca nasıl harika etkinliklerle ülkenin heyecanını yansıtacaklarını düşünmeli ve görsel olarak harika etkinlikler planlamalıdırlar. Çoluk çocuk, yediden yetmişe herkesin sokaklara dökülmesi sağlanmalıdır. Kısacası bu bayram diğer tüm bayramların coşkusunun toplamı kadar büyük bir coşkuya sahip olmalı, diğer bayramlardaki karnaval kültürü bu bayram için yetersiz kalmalıdır.

Pekala bu kutlamalar niçin önemli? Kutlamasak olmaz mı? Jack Amca, niye kastın kendini bu kadar? Bu sorulara çok boyutlu olarak yanıt vermek istiyorum.

1) Milli bayramların kutlanması bir ulusun hafızasıdır. Kutlanmazsa ulus ulus olma özelliğini yitirir.

2) Milli bayramların kutlanması milli kenetlenmeyi sağlar. Ortak ruhu geliştirir.

3) Eğer büyük organizasyonlarla coşkulu kutlamalar gerçekleştirilirse bunun ülke ekonomisi açısından ticari bir değeri de olur. Eğer meydanlarda konuşma ve folklörden ibaret kutlama yapılırsa bunun ekonomik karşılığı baloncu, elma şekerci ve simitçilerin meydanda sattıkları ıvır zıvırdan ibarettir. Oysa büyük organizasyonlar yapılırsa burada pek çok şirketin katma değeri ortaya çıkar ve vergilendirilmesi mümkün olan bu para ekonomiye giriş sağlar. Bizim ülkemizde bu kısım eksiktir.

4) Eğer büyük organizasyonlar üzerinde kafa yorularak gerçekleştirilirse bu uluslarası medyada yankı bularak ülke tanıtımına katkı sağlar ve ülke ekonomisine turizm geliri olarak da geri döner. Biz malesef bunu da beceremiyoruz.

Elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin. 4 büyük milli bayramımız profesyonel organizasyonlarla kutlansa daha güzel olmaz mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 218
Toplam yorum
: 84
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1858
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster