Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
4736
 

Milli Birlik Nedir? Ne Değildir?

Milli Birlik Nedir?  Ne Değildir?
 

Milli Birlik insanların birbirine olan güveni, dayanışması, inancı, ortak menfaatleri, ortak geçmişleri üzerine inşa edilmiş ülkedeki insanları bir arada tutan bağlardır. Ülkenin temel taşı, çatısı, toplumun huzuru, varlığını sürdürmedeki olmaz ise olmazıdır. Milli Birlik dostluğun toplumsal boyutudur. Milli Birliği kurmak zordur, bazen yüzyıllar alır. Bozmak bir ölçüde kolaydır. Ama ne yapılırsa yapılsın insanların yüreklerinde kalıntılar bırakır.

Milli Birliği bozulan ve kaybolan bir ülkenin uzun süre ayakta kalması mümkün değildir. Hele toprakları paylaşılmak ve parçalanmak istene bir coğrafyada bu kaçınılmaz bir sondur. Gerek barış gerekse iç karışıklık ve savaş zamanlarında, ülkenin düşmanları istihbarat elemanları ve işbirlikçileri ile emellerine ulaşmak için her şeyi denerler.

Birlikte ülkeyi kuran insanların arasına kin ve nefret tohumları ekerek, kan kardeşi olan insanları, kan davası güden insanlar haline çevirirler. Hem de içimize girerek, hem de damarlarımızda dolaşarak. Kuzu postuna bürünmüş kurt gibidirler.

İnsanlar silah haline dönüştürülür milli birliği yıkmaya. Dost sanılır düşmanlar. Düşmanların gölgesinde yeşerir milli birliği bozan bölücülük tohumları. Hatta bazen kendi ipinizle kendinizi boğdururlar. Gerçekte onların dostları yoktur, sadece menfaatleri vardır. Onlar işbirlikçilerini kullanırlar ve hedeflerine ulaştıktan sonra yok ederler. Hedefleri için ülkenin puslu ve zor günlerini beklerler.

Düşmanlarınız öylesine içinize girerler ki, sararlar tüm bedeninizi, söküp atmak istersiniz. Bir gün atamaz hale gelirsiniz, ya da kendinize zarar vererek sökersiniz bedeninizden. Kardeşlik türküleri nafile kalır. İçinize kan doğrayarak, sabretmeniz suskunluk sanılır. Onlar her zaman milli birliği bozanlara ve bozulmasına destek olanlara kucaklarını açarlar.

Sözde demokrasi ve insan hakları havarileridir. Eğer birde milli birliği bozmayı ve ülkeyi bölmeyi başarırlarsa. Vay halimize. Dün olduğu gibi bugünde bunun örnekleri karşımızdadır. Geçmişi görmek istemeseniz de lütfen bugüne çevrenize ve uzaklara bir bakın. Kardeşi kardeşe düşman ettiler. Dün kendi yarattıkları iktidar sahiplerini bir çırpıda harcadılar ve istemez oldular.

Bölünmenin de faturası ağırdır. Osmanlı parçalanırken, Yugoslavya parçalanırken, Irak parçalanırken ve Libya parçalanırken bedelini hep o toprakların çocukları ödemiştir. Bu topraklardan kopmak zorunda kalan insanlara bir sorun neler çektiklerini, ne vaatler verildiğini, ne oyunlar oynandığını. İnanın hiçbiri mutlu değiller. Bu topraklarda yaşayan ve bir anlık gaflet ile düşmanlık ile yaşadığı toprağından, komşusundan uzak kalan bu insanların her birinin hikâyesi sizleri gözyaşlarına boğar.

Oysa bu topraklar ve bu insanlar onlara neler vermemişti. Ülkenin sahibiydiler, efendisiydiler. En rahat hayatı onlar yaşadılar. Bakandılar, Anadolu’da insanlar yokluk ve sefalet içinde yıkılan imparatorluğun faturasını canlarıyla mallarıyla öderken, Onlar varlıklarına varlık kattılar. Bu ülkede onlara ayrı gayrı yoktu. Dünya düzeni ile oynamak isteyen güçlerin kurbanı olduklar bir an. Komşularını katletti bazıları, Kasti yakılan isyan ateşinin galeyanına geldiler. Yüzyıllarca yaşadıkları topraklara ve komşularına ihanet eder duruma düştüler. O karışık dönemlerde bile yine katledilen komşuları sahiplendi onları.

Bu insanlar bugün bile rüyalarında koptukları toprakları görmektedirler. Geçmişleri ve atalarının ruhları hala bu topraklarda yaşamaktadırlar. Göçtükleri diyarlara bile bu toprakların ruhunu ve sıcaklığını taşımışlardır. Hala Türkçe konuşurlar, Türk şarkıları dinlerler ve mutfaklarında Türk yemekleri pişer, onca yıldan sonra göçtükleri diyarlara uyum sağlayamamanın ürkekliği vardır üzerlerinde. Ki onlar yıllar sonra bile yapılan kışkırtmaları ve hataları dillendirirler bir çırpıda.

Bu toprakların çocukları bir araya geldiklerinde onları birbirinden ayırmanız imkânsızdır. Adetleri, güldükleri ve ağladıkları aynidir. Sizi kucaklamak, bağırlarına basmak ve vatan hasretlerini gidermek isterler. Onları birleştiren milli birliğin kalıntılarıdır aslında. Yeter ki araya giren ve kışkırtanlar olmasın.

Bu toprakların insanları hepsi Türk’tür. Mustafa Kemal Atatürk, Türklüğü “ Ne mutlu Türküm diyene diye” tanımlamıştır. Osmanlıda da, cumhuriyette de her birey en üst varlığa ve mevkilere ulaşma imkânına sahip olmuştur. Dönem dönem yaşanan acıların bedeli hep birlikte ödenmiştir. Nitekim Anadolu Osmanlı İmparatorluğunun milli birliği içindeki her ırktan her coğrafyadan insanların sığınağı olmuştur. Türklüğü ırkçılık olarak algılamak nereden baktığınıza neyi amaçladığınıza bağlıdır. Hangi ülkede yaşarsanız yaşayın o ülkenin oluşan üst kimliğe bağlı olmak ve uymak zorunda kalırsınız. Bugün bir Amerikalı ve Avustralyalı kimdir. Bir İngiliz ve Fransız kimdir. Hangisinin alt kimliğini bilirsiniz. Sadece sorduğunuzda size açıklarlar ve çocuklarını o toplumda ayrıştırma hayali kurmazlar. Bilirler ki ayrışma yabancılaşmayı, yabancılaşma bölünmeyi getirir. Ülkeye ve bayrağa saygı kalmaz. Milli Birlik sağlanamaz.

Milli Birlik toplumun geleceğinin tohumudur. Ülkenin geleceği için doğuran ve yaratan kaynakların bütünüdür. Toplumu yaratan bir hazinedir. Ancak milli birliği dayatma ile sağlayamazsınız. Milli birliği baskı ile kuramazsınız. Adaletin ve güvenliğin olmadığı ortamda değil milli birlik, milli felaketi hazırlarsınız. Yaşanan acı dolu yıllar biz insanlar için çok acı olabilir ve beklide ömrümüz vefa etmez. Ama tarih yapılan haksızlıkları ve hataları asla affetmez.

Bu topraklardaki insanlar hangi dinden hangi etnik kökenden olursa olsun milli birliğin temel taşıdır. Milli Birlik tüm bireylerin üstünde yükselen ulu bir yapıdır. Bu yapının en önemli unsurları eşitlik, adalet ve bu ülkenin değerlerini korumak ve savunmaktır. Türklük bu topraklarda yaşayan insanların birleşim noktasıdır. Zaten bu ülkenin düşmanlarının da bir türlü yok edemedikleri bu birlikteliktir. Bu ülkenin ekonomik sorunlarını ırkçılığa dönüştürme çabalarının altında yatan kışkırtma da bu yüzdendir.

Milli birliği neler bozar diyorsak, askerimize, polisimize kursun sıkanlara, şehitlerimiz yerde yatarken, aileleri ve halkımız acılarla yanarken, hainlere izin verenlere, polisimize tokat atanlara, devletin ve vatandaşın malına ve canına zarar verenlere bakmamız yeter. Hele hainler sokaklarda ve gazetecilerimiz, vekillerimiz ve askerimiz  geçiken adaletin pençesinde hala hapiste ise bu ölümden de beter.

Biliyoruz ki,

Osmanlı ile başlayan ve cumhuriyet ile Mustafa Kemal’in önderliğinde devam eden Milli Birlik Meşalesi,

Hala dimdik, hala güçlü, alev alev yanıyor.

Bu toprakların düşmanları yeni hedefleri için yeni tuzaklar kuruyor.

Adı konmamış 30 binden fazla insanımızı yok eden savaşın arkasında duruyor.

Türk halkı vakur

Türk halkı sessiz

Gözyaşlarını içine akıtarak sabırla bekliyor ve susuyor.

Sadece milli birliği sağlamak ve bozmamak adına bekliyor.

Yoksa ölüm ya da hapis değildir onu korkutan,

Saadet şerbetini içmeye hazırdır her an

İsterse vatan.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 234
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 635
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster