Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
146
 

Milli birlik ve bütünlük mü?

“Milli birlik ve dayanışmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde” diye başlayan bütün nutuklar aslında çok büyük sorunların olduğunu göstermiyor mu? Hangi milli birlik, beraberlik ve bütünlükten bahsediyoruz biz şu günlerde.  

Geldiğimiz noktaya bakın. “Bayraklar elimizde, silahlar belimizde, biz gideriz ormana hey (savaşa) ormana! diyen iktidarımız var ve biz de “su akar yolunu bulur” diyerek hızla giden trenin ardından bakakalıyoruz uslu uslu. Ne mutlu bize… 

Türkiye bir ateş çemberinin içine atılıyor ve biz kendi elimizle yargı bağımsızlığımıza indirdiğimiz darbeden sonra askeri bağımsızlığımızı da yok ettik.  Gözümüz gibi sakındığımız gururlandığımız ordu,  itibarsızlaştırılarak güven yitirdi. “Anayasal düzeni değiştirmek için silahlı örgüt kurdular” ithamlarıyla işi savaşmak olan askerler içeri tıkıldı, sesi çıkan konuyu deşeleyen gazeteciler yazarlar da ona keza susturuldular.

Bundan sonra sırada siyasi bağımsızlığımız var.  O da çok yakında konuşulmaya başlanacak kanımca.

Ekonomi ve siyasi hayatımızı yönlendiren, dünyayı yöneten global patronlar böyle karar vermişler ve uygulamaya koymuşlar, bize de onların önünü açmak düşüyor!...  

Doğuda kendi topraklarımızda bir türlü baş edemediğimiz bir silahlı çatışma var ve gittikçe yayıldığını biliyoruz. Belki devlet ağzıyla söylenmiyor ama bazı illerin elden çıktığını tv lerdeki programlarda eski general ve doğu gerçeğini bilen konuklar dile getiriyor. Meclisteki bölücü terör örgütünün uzantısı olan vekiller adlı adınca 400 kilometrelik bölge, pkk nın kontrolü atındadır diyorlar zaten.  Yol kesip arama yapıyorlar, resimleri gazetelerde yayınlanıyor. Kendi içinde polis teşkilatını kurmuşlar ve kendi yasalarını işletiyorlar. Bunu duyuyor biliyoruz da gık diyebiliyor muyuz?

Hangi milli birlik ve bütünlük?

Suriye ile savaş kapıda. Kimse “Ortadoğu’daki zalim diktatörlerin zulümlerine son vermek, masum halkı korumak ve Ortadoğu’ya demokrasi ve özgürlük getirmek için bunların yapılması gerekiyordu” demesin. Batılı güçlerin siyaseti, Suriye’deki ve bundan önceki diğer devrilen rejimlerdeki kitlelerin çıkarlarını savunmak falan değil. Emperyalizmin bölgedeki gerçek düşüncesi, Ortadoğu petrol zenginliğinin sahibi olmak ve petrol tekellerinin kâr etmesini sağlamaktır. Emperyalistler bölgede bu siyaseti devam ettirecek söz dinleyen uslu devletçikler yaratmaya çalışıyor.   

7 Ağustos 2003 tarihinde Washington Post gazetesinde yayınlanan “Ortadoğu’yu Dönüştürmek” (Transforming The Middle East) başlığını taşıyan yazısında ABD nin o zamanki Dışişleri Bakanı Condolezza Rice, özet olarak: Kuzey Afrika’dan İran Körfezine kadar olan Büyük Ortadoğu bölgesindeki 22 Müslüman devletin rejimlerinin gerekirse askeri güç de kullanılarak, Amerikan çıkarları doğrultusunda dönüştürüleceğini açıkladı.  Bu planın adı Büyük Ortadoğu Projesiydi. (BOP)

Bizim Başbakan ise 2006 yılında bu planın EŞBAŞKANLIĞINI kabul etti. Bu plana göre sınırlar yeniden çizilecekti ve yine 2006 yılında ABD Silahlı Kuvvetler Dergisinde bir harita yayınlandı. Büyük Ortadoğu Projesidedikleri Haçlı Planıyla Türkiye’nin nasıl bölünüp parçalanacağının kanıtıdır o harita. Bu plan o günden bu yana işliyor.

Daha düne kadar kardeş ilan edilen Suriye Devlet Başkanı Esad, bu plan dahilinde sıra Suriye’ye gelince hemen zalim diktatör ilan edildi. Öyle gerekiyordu çünkü.

Yavaş yavaş sıra Türkiye’ye geliyor Bundan sonra olacakları birazcık aklı olan insan bile görebilir ama hiç birimiz dillendiremeyiz. İnanmak istemeyiz, kabul edemeyiz.

Çünkü isteğimiz arzumuz mili birlik, beraberlik ve bütünlükten yana.

Bugünkü Sözcü gazetesi Atatürk’ün sözlerini manşet yapmış ve Atatürk’ün 89 yıl önce bugünleri gördüğünü yazmış. Şöyle demiş Atatürk’ümüz;  1. Dünya Savaşından sonra Ortadoğu’da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O gün geldiğinde yeni kurduğumuz cumhuriyetimizin yöneticileri, bu halkların değil, emperyalist güçlerin yanında yer alırlarsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır.  

Tepkisiz bir halk her şeye layıktır.

Milli mücadelemizin ve bağımsızlığımızın simgesi olan bugün, 30 Ağustos Zafer bayramımız ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü kutlu olsun.

 

Şükran Demirtaş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kutluyorum Şükrancım eline sağlık.

Şennur Köseli 
 08.09.2012 12:35
Cevap :
Teşekkürler Şennur'cum ama sen nerelerdesin, yoksun. Merak ettim...  08.09.2012 18:02
 

Geldiğimiz noktayı ikinci paragrafta gayet net anlatmışsınız. Sorun sessiz haykırışları birleştirecek bir ocağın olmaması. Saygılarla

Süleyman Akyürek 
 04.09.2012 14:07
Cevap :
Merhaba Süleyman Bey, sessiz haykırışların birleşmesi ve birleşerek şelale olup akması için gereken neyse bulunur umarım. Selamlar, teşekkürler...  04.09.2012 18:23
 

Elinize, ağzınıza sağlık Şükran Hanım, cesaretinizin hayranıyım.. Saygılar.

Erdal Ceyhan 
 04.09.2012 0:42
Cevap :
Sağolun Erdal Hocam, haykırmaktan başka birşey gelmiyor ki elimizden. Bu yazı gördüğünüz üzere 4 gün bekletildi ve okunmadı, gün korku günü. Teşekkür ederim, saygı ve sevgimle...  04.09.2012 12:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2874
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster