Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
631
 

Milli Eğitim Bakanımız, Sayın Nimet Çubukçu'ya açık mektup

Milli Eğitim Bakanımız, Sayın Nimet Çubukçu'ya açık mektup
 

Sayın Nimet Çubukçu, Milli Eğitim Bakanlığına getirilişinizi, çok önemli bir değişiklik olarak görüyorum.

Atatürk'ün dediği gibi, "En önemli işimiz, Milli Eğitim işidir".

Bu, en önemli işimizde, Sizin de; Milli Eğitimle ilgili çok önemli, çağdaş işler yapacağınıza inanmak istiyorum.

Emekli bir öğretmen olarak, eğitimin içinden gelmiş, sorunlarından sıyrılamamış, bu konularda kafa yormaya devam eden biri olarak, çok basit de olsa, bazı sorunları bu açık mektubumda dile getirmek istiyorum.

*Okulların açılış, kapanış tarihleri bölgelerin iklim farlıklıklarına göre farklı tarihlerde olsun. Bunun trafik sıkışılığından tutunda, tatil bölgelerinin sezonlarının uzamasına, çok önemli bir yakıt tasarrufuna da çok yararı olacaktır. Bir çok yığılmayı da önleyecektir.

* İlköğretim müfredat programları tekrar gözden geçirilerek çocuklarımızı yaşama hazırlayan etkinliklere, becerilere yöneltilmeleri sağlanmalıdır. Çocuklarımız bir kaşık suda boğulmasın, okullarımıza yüzme dersleri konsun, birbirine yakın üç dört okul için uygun tesisler yapılarak öğrencilerimiz buralardan yararlansınlar. Bisiklet sürmesini çocuklarımız uygulamalı olarak okulların bahçelerinde, gerekirse bir trafik polisinin nezaretinde uygulamalı olarak öğrenmelidirler. Bu tür etkiliklere santraç öğrenme gibi bir çok etkinlikler de eklenebilir.

* İlköğretim üçüncü sınıftan itibaren çocuklarımıza cinsel eğitim dersleri verilmelidir. Bunun öğrencilerimize çok yararı olcaktır. Gerçekleri derslerde öğrenecekler, taciz edilme, kandırılma olaylarına karşı daha akıllı ve uyanık olacaklardır.

* Almanya'da uygulanan, öğrencileri duygusal yönden, toplumsal yaşama uyma, kurallara uyma, birlikte yaşama, yönünden olumlu yönden etkileyen "Schullandheim" uygulamasına benzer bir uygulama yapabilmeyi planlamalıyız. Bu uygulamayla küçük sınıflardan itibaren öğrenciler öğretmenlerinin gözetiminde bölgesel özelliklere göre, öğrenciler için hazırlanmış tatil yerlerine 10- 15 günlük süreyle giderler. Öğrenciler, kendi yataklarını kendi yaparlar, fotoğraflar çekerler aileleriyle haberleşirler, toplu yaşamın, birlikte yaşamın kurallarını öğrenirler. Sorumluluk duyguları gelişir. Bunun için, önemli altyapı ve ekonomik güce ihtiyaç vardır. Bir yerden başlamak gereklidir.

*Öğrenci Andı gözden geçirilmelidir. 76 yıldır öğrencilerimize karda kışta soğukta ant içiriyoruz. Doğruyum demekle doğru olunmadığı, çalışkanım demekle de çalışkan olunmadığı görülmüştür. Atatürk'ün yolundan gidiyorum demekle de gidilmediğini geldiğimiz noktada görmüş olduk. Cesaretle alınacak bir kararla, andımızdan vazgeçilebilir.

*Çocuklarımızın gelişimi için beslenmelerine katkıda bulunulmalıdır. Çocukların gelişimini sağlayıcı gıdalar bakanlık tarafından parasız olarak karşılanmalıdır.

* Yurt dışına gönderilen, Türk Dili ve Kültürü Dersleri öğretmenlerinin seçimi bir sorun olmakta, seçilen öğretmenlerin verimliliği tartışılmaktadır. Bunun yerine, Üniversitelerimizin birinde "Yurt dışı öğretmenliği bölümü açılmalıdır. Bu bölümün programları, Türk Dili ve Kültürü alanlarını kapsayan alanlarla birlikte gideceği ülkenin dilinin eğitimini, gideceği ülkenin eğitim sistemini öğretici şekilde olmalıdır.

*Öğrenciler dershane kıskacından kurtarılmalıdır. Uzun vadede dershanelerden vazgeçilmelidir. Çok küçük yaşlarda dershaneye gönderilen çocuklar bir bıkkınlığın içine girmektedirler. Çocukluklarını yaşayamaktadırlar. Aileler de ekonomik yönden olumsuz olarak etkilenmektedirler.

*Bayram törenleri, özellikle de, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, tören anlayışından kurtarılarak bir şölen festival havasına sokulmalıdır. Çocuklarımız sıra halinde sıkıntı içinde nutuk yarışına girenlerin ve dinlenmeyen nutukları dinlemek zorunda kalmasınlar. Çocukların oynadığı, eğlendiği, hoşlandığı bir şenlik haline getirilmelidir.

*Köylerimiz ışıklarına tekrar kavuşsun. Taşımalı Eğitim uygulaması ile çok sayıda köyümüzde okullar kapatıldı. Hiç değilse çocuklarımız üçüncü sınıfa kadar köylerindeki okulda okusunlar, öğrenci sayısı beş bile olsa... Bu sayede çok sayıda öğretmenimiz de iş bulmuş olur. Köylerimiz de ışığından mahrum olmamış olur. Küçük öğrencilerde karda, kışta, sıcakta yollara düşmezler, daha rahat ederler. Ayrıca, Taşımalı Eğitim sisteminin devamsızlığı artırdığı, devam takip konusunda sıkıntılar yarattığı bilinmektedir. Özellikle bazı bölgelerimizde kız çocuklarımızı da olumsuz yönde etkilemektedir.

* Öğretmenlerin kadrolu, sözleşmeli ayrımına son verilmelidir. Bu durum öğretmenler arasında bir ikilik yaratmaktadır. Bu yüzden öğretmenlerin verimleri de düşmektedir.


Atatürk'ümüzün; "Cumhurbaşkanı olmasaydım, Milli Eğitim Bakanı olmayı isterdim" Özdeyişi, Milli Eğitime verdiği önemin bir göstergesiydi. Ülkemizin de kalkınmasının olmazsa olmazıdır. Emekli bir öğretmen olarak sizlere güveniyorum. Saygılarımla...

<ı>

Bu mektubumun, bakanımıza ulaşıp ulaşmayacağını bilemiyorum. Emekli bir eğitimci olarak, bunları yazmak zorundaydım. Umarım bir yararı olur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1394
Toplam yorum
: 1902
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1027
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster