Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
608
 

Milli irade

Son günlerde, referandum ve YAŞ toplantılarında yaşanan tartışmalarla gündeme gelen “milli irade” veya “millet iradesi” kavramlarına yakından bakmakta yarar var.

Egemenlik, kabaca devletin emretme gücü anlamına gelmektedir. İnsanlık tarihine bakıldığında, egemenlik önceleri ilahi kaynaklı olarak düşünülmüş, hükümdarın Tanrı tarafından seçildiği kabul edilmiştir. Bu düşüncenin bir adım ilerisi, egemenliğin Tanrı'nın kurduğu düzen içinde O'nun iradesinin eseri olan insan aklı ve doğal yasalar çerçevesinde hükümdara ait olduğudur. Bu düşünce, insan aklını devreye sokması bakımından önemlidir. Rönesans sonrasında ise egemenliğin insanların yaptıkları bir sözleşmeden kaynaklandığı kabul edilmeye başlanmıştır. Egemenliği insan iradesine dayandıran bu fikirler, önce egemenliğin halk tarafından doğrudan kullanılması şekline bürünmüş ve nihayet günümüzde kabul edilen temsile ve yetkili organlar eliyle kullanılabilen “milli egemenlik” anlayışına geçilmiştir.

1982 Anayasası’nın 6.maddesinde “ Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.” hükmü yer almaktadır. Anayasanın 7, 8, ve 9. maddelerinde ise, milletin verdiği yetkiyle, bu egemenliği kullanacak organlar sayılmaktadır. Bu organların bir bölümü yapılan serbest seçimlerle oluştuğu gibi, bir bölümü ise belli kurallar çerçevesinde oluşan anayasal kurumlardır.

Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

Parlamenter sistemle yönetilen ülkelerin tümünde olduğu gibi, seçimleri kazanarak iktidara gelen hükümetler milleti yönetme yetkisini alırlar. Ancak bu yetki sınırsız ve paylaşılmayan mutlak bir yetki değildir. Millet, yapılan seçimlerle, TBMM’ni oluşturur. Yasama organı oluşmuştur. Aynı şekilde 5 yılda bir yapılan seçimlerle Cumhurbaşkanı’nı da seçer. Milletin seçme görevi burada biter. Yasama organı olan TBMM, kendi içinden yürütme organı olan bakanlar Kurulu’nu seçer. Böylece yasama ve yürütme organı belirlenmiş olur. Yargı organını oluşturan adli, idari ve yüksek mahkemelerin üyelerini ise, tamamen bağımsız olması gereken yargı kurulları seçer. Milletin seçimlerde en fazla oyu vererek iktidara getirdiği siyasi partiler, referanduma sunulan anayasa değişikliklerinde olduğu gibi, zaman zaman kendilerine Anayasa ile verilen yetkilerin dışına çıkarak, “yargı” organını da belirlemek isterler. Buna gerekçe olarakta, seçimlerle işbaşına geldikleri ve “milli “iradeyi” temsil ettiklerini ileri sürerler. Seçimlerde halkın teveccühünü kazanmak çok önemlidir ancak bu teveccüh Anayasa ile tanımlanan organları ve kurumları yok saymak, o kurumların içini boşaltmak, o kurumların kendine özgün seçim, atama-terfi sistemlerini yok etmek ve bir şekilde kendine bağlamak anlamına gelmez.

Demokratik ülkelerde İktidar, sınırsız güç kullanımı ve anayasal organların “yürütme organının” elinde toplandığı bir yapı değildir. Aksine, anayasal organların mümkün olduğunca yürütme organından bağımsızlaştığı, yürütme organının, yasama organınca denetlendiği, yargı organının ise, tamamen bağımsız anayasal kurullarca belirlendiğini, yasama ve yürütme organlarını hukuksal açıdan denetlediği bir yapı olmalıdır. Yasama, yürütme ve yargı organlarının, siyasal iktidar tarafından belirlendiği ve yürütme organının hegemon olduğu sistemler siyasal literatürde “demokrasi” olarak değil “faşizm” olarak adlandırılırlar.

Daha da vahimi, adı siyasi parti olan ama adı dışında siyasi partiye benzemeyen, genel başkanların her şeyi belirlediği siyasi partilerin, anti-demokratik seçim yasalarıyla iktidar olduğu ülkemizde, kuvvetler ayrılığı ortadan kalktığında, ortaya çıkacak rejimin demokrasi olmayacağı gün gibi ortadadır.

Abdullah DAMAR

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 895
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Gaziantep' te öğretmen olarak görev yapmaktayım. Son olarak Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster