Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

21 Kasım '09

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
14692
 

Milli Mücadele yıllarında basın

Milli Mücadele yıllarında basın
 

Milli mücadelenin yapıldığı 1918-1923 yılları arasında basın önemli görevler üstlenmiş, bir kısım basın kuruluşları Mustafa Kemal ve arkadaşlarının verdiği “kurtuluş mücadelesine” destek verirken bir kısım basın ise adeta “mütareke basını” olarak görev yapmaya çalışmıştır.

Doğaldır ki bir millet işgale ve emperyalizme karşı topyekun bir mücadele yürütüyorsa bu mücadelenin başarıya ulaşmasında, arkasında destek bulmada basının büyük katkıları gerekmektedir.

Mütareke yıllarında basın iki grup halinde toplanmıştı.

Basının birinci ayağını İstanbul basını oluşturuyordu, diğer ayak ise, işgalle birlikte oluşan Anadolu basını geliyordu.

Osmanlının ve Anadolu’nun işgal yıllarında İstanbul’da işgal güçleriyle işbirliği yapan, bu güçlerin “Sevr dayatmalarına sesini çıkaramayan, sadece saltanatını düşünen Osmanlı hükümeti bulunuyordu.

Mütarekenin oluştuğu o yıllarda ise; Ankara’da kurtuluş mücadelesini başlatan, Sevr’İ tanımayan, işgale karşı direnen Büyük Millet Meclisi bulunuyordu.

İşte o yıllarda basında doğal olarak ikiye bölünmüş durumdaydı.

İstanbul basının büyük çoğunluğu Osmanlı Hükümetinin aldığı kararlarına ve işgalcilerin isteklerine uygun yayınlar yapıyordu.

Buna karşılık başta Ankara olmak üzere Anadolu basını ise, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yürüttüğü milli mücadelesini destekleyen, halkı bu mücadeleye çağıran yayınlar yapıyorlardı.

Anadolu basınının kendi arasında bir örgütlenmesi, bir araya gelmesi söz konusu değildi. Basın daha çok “yöresel basının sesi” olarak hareket ediyor, hedeflerinde işgal güçlerine karşı Anadolu halkını bu mücadeleye katılmaya ve destek olmaya mücadelesi vardı.

Anadolu’nun bu “yöresel basın harekâtı” daha sonraları genişleyerek Anadolu’nun kurtuluş mücadelesini halka anlatmaya, Kuvva-i milleyenin talepleri doğrultusunda yayınlar yapmaya başlarlar.

Anadolu basını da işgalin ve direnişin yaşandığı o yıllarda kendi aralarında bölünmüş bir görünüm sergiliyordu.

Anadolu basınına bakıldığı zaman genelde üç grup göze batmaktadır:

a) Milli mücadeleye öncülük eden;

b) Milli mücadeleye destek veren;

c) Milli mücadeleye desteklemeyen ve yıpratmaya çalışan grup.

Anadolu’da ki milli mücadelenin ilk gazetesi İrade-i Milliye gazetesi olmuştur.

İrade-i Milliye gazetesi Kuvva-i Milliye sözcülüğünü yapmak ve kurtuluş mücadelesini desteklemek amacıyla 14.Eylül.1919 yılında yayın hayatına başlamış, Mustafa Kemal’de bu gazeteye “yön” vermiştir.

Daha sonraları Hâkimiyet-i Milliye adını Mustafa Kemal’in isteği üzerine alarak, 10.Ocak.1920 de Ankara’da basılmaya ve yayınlanmaya başlamıştır.

Hâkimiyet-i Milliye gazetesi Ankara’da zor koşullar altında yayınını sürdürmüş, Ankara hükümetinin ve Milli Mücadelenin sözcüsü olmuştur.

Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin 14. Haziran 1920 tarihli basımında “yaşamak için” başlıklı yazısında ise çok çarpıcı ifadeler yer almıştır:

“….Ölüm kararı verilmiş, idam hükmü bize tebliğ edilmiştir. Şu halde, düşmanların bu kararına karşı bizimle birlikte bir şeye karar vermeniz gerekiyor. Yaşamak.. yaşamak.. Evet, ölmemek için uğraşıyoruz ve onun için mücadele edeceğiz.”

Görüldüğü gibi Hâkimiyet-i Milliye bu makalesinde ve diğer birçok yazısında “ölmemek için uğraş vermeye ve var olmaya” Türk halkını davet etmiş, halkın Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından yürütülen bu mücadelede yalnız bırakılmamaları gerektiğini vurgulamıştır.

Anadolu’da Milli mücadeleye destek veren birçok gazetemiz kendi imkânları ve güçleri doğrultusunda yayın yapmış, matbaası olmayan, ancak bu mücadeleye destek vermeye çalışan birçok vatanseverde memleketin ahvalini bildiren, halkı mücadeleye çağıran gazetelerini “elde yazarak, kopyalayarak” bu mücadeleye destek vermişlerdir.

Anadolu basının yürüttüğü bu zor görevi Afyonda, Maraş da, Eskişehir de ve birçok yörede üstlenen kahramanları bugün bu millet asla unutmadı ve onları minnetle ve şükranla her daim anacaklardır.

Diğer taraftan, işgal güçleriyle işbirliği yapan, Osmanlının payandası olan, mandacılığı savunan basını ise sizleri daha fazla sıkmama adına başka bir yazımda gündeme getireceğim.

Ancak geçmişteki basınımızın durumuna bakış açısından günümüz basınına da baktığımız zamanda, karşımızda “acı bir tablo” görünmektedir.

Tekelleşmiş, kendi ekonomik çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, bu anlamda “çıkarcı ve yandaş medyalar” oluşturan bir basın ve bu basının karşısında halkın çıkarlarını, ülkenin bütünlüğünü savunmaya çalışan bir avuç medya..

Dileriz asli görevi halkın olayları doğru okumasını sağlayacak olan günümüz medyasının bir an önce asli görevine dönmesidir.

Sonsuzluk(Osman Özeker) 19.11.2009.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilgilerimizi tazeleyen paylaşım için teşekkür eder, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 23.11.2009 1:43
Cevap :
Önemli olan geçmişimize bakıp, gelecekte ve günümüzde dersler alabilşmek.  23.11.2009 14:12
 

Günümüz yazılı ve görsel medyaya baktığımızda son satırınıza katılmamak mümkün değil. Ulusal Kurtuluş Savaşının filizlenmeye başladığı günlerde;
"Türkler kendi güçleri ile adam olamaz. İngilizler elimizden tutarak bizi kurtaracak " diye yazan Refi Cevdet Ulunay'ları, "Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya'nın hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim?" diye yazan Ali Kemal'leri unutmamak gerek.
Saygı ve hürmetlerimle...

TEKBAŞINA 
 22.11.2009 13:51
Cevap :
Geçmişin bu acı tespitlerini günümüzde iyi görmeli, özellikle medyamızdaki işbirlikci, teslimiyetci zihniyeti halkımıza iyi anlatmalıyız.  23.11.2009 14:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 285
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2977
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster