Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '16

 
Kategori
Futbol
 

Milli Takım buğday ambarında değil

Ozan Tufan golden önce saçını düzeltiyor, Arda ve Caner aylardır oynamıyor, Gökhan ve Caner formsuz, sistem Oğuzhan’a uzak, Mehmet Topal gerçek stoper değil… Bu ve buna benzer kişisel yorumları uzatmak mümkün ama dün görülen takım olarak sıkletimizin hem rakipten hem de turnuvadan düşük olduğuydu. Hem takım olarak hem de bireysel anlamda önemli olsak da bu arenaya çıktığımızda tabiri caizse “ikinci sınıf” göründük ve dün maçı farklı kaybetmememizin tek nedeni şanslı olmamızdı.

Avrupa Şampiyonası’nda başarılı olmayı ummak için 2002 Dünya Kupası ve 2008 Avrupa Şampiyonası’ndan kalma yeterli nedenimiz var. Ayrıca seviyoruz da bu işi. Diğer ülkelerde olmadığı kadar fazla dönüyor reklamlarımız ekranlarda. Kendimize şarkılar yazıyor, ister istemez beklentimizi üst noktalara taşıyoruz.  Fakat resim sadece bu unsurlardan oluşmuyor. Arada katılamadığımız birçok turnuva olması ve 2008’de rasyonel futboldan ziyade mücadelemizin ön plana çıkması gibi gerçekler de var. Bu noktalara da bakınca aslında yapmamız gereken, orta ve düşük arası bir beklentiyle turnuvanın sadece “tadını çıkarmak”.

Turnuvaya “şampiyon” edasıyla başlamamamız lazım. Hırvatistan önünde favori değilsek favori değilizdir. Bu, yelkenleri suya indireceğiz anlamını taşımıyor elbet, fakat kaybettikten sonra sorunu başta söylediğim bireysel nedenlerde değil biraz daha derinlerde aramak lazım. Bugün Hırvatistan ile beş maç yapsak muhtemelen bunlardan dördünü onlar kazanır. Durum buyken gruptaki gerçekçi hedefimizin iyi bir üçüncü olarak; arka plandaki, olursa iyi olur hedefimizin de ikinci olarak kendimizi grupların ardına atmak olması gerekir. O dakikadan sonra işin nereye varacağını kestirmek kolay değil çünkü tek maçlık seviyeler bizim en iyi kendimizi gösterdiğimiz alanlar.

Bu şampiyona, 24 takımı bünyesinde bulundurması nedeniyle, bazı “bu takım buraya nasıl gelmiş” dedirten ekipleri bünyesinde barındırıyor. Çok şükür biz onlardan biri değiliz. Fakat turnuvanın favorilerinden olmadığımız da kesin. Bu nedenle ne Arnavutluk gibi sadece turnuvaya katılmış olmayı şampiyonluğa eşit görelim, ne de kaybedilen maçlardan sonra, Almanya’nın kaybettiğinde vereceği tepkiyi verelim. Bu ikisi arasındaki gerçekçi değerlendirmeler bizim eksikliklerimizi görmemizi ve onları kapatmaya çalışmamızı sağlayabilir. Aksi takdirde “şaşırmaya” devam ederiz.

İkinci maçtaki rakibimiz kağıt üzerinde Hırvatistan’dan daha iyi bir takım olsa da, İspanya maçında daha diri görüneceğimizi tahmin ediyorum. Ondan sonraki Çek Cumhuriyeti maçı da zaten kaderimizi belirleyecek. Bu maçlardan en iyi sonuçları almak için ne kendimizi buğday ambarında bilelim, ne de “bizden bir yol olmaz” klişesinin esiri olalım. Çok önemli bir turnuvadayız ve bu turnuva ile bu turnuvadaki olası iyi derecelerimiz ülke futbolumuzun gelişmesi için en az TFF tarafından yapılan işler kadar önemli. Umarım işler bizim için yolunda gider.

Can.nizamoglu@gmail.com  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 787
Toplam yorum
: 416
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1417
Kayıt tarihi
: 11.11.07
 
 

Çoğu çocuk gibi ben de futbolcu olmak istedim, olmadı. Bu oyundan kopmamak adına üniversite yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster