Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '16

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
304
 

Million Ways to Improve Your English: Listening

Million Ways to Improve Your English: Listening
 

Üniversite son dönemimde, Middle East diye bir ders almıştım. Dersin ilk günü sınıfta oturuyoruz, hocamız o sene yarım dönem için üniversiteye ders vermeye gelmişti. O sene okulda Türkçe bölümler açılmıştı, normalde okulun eğitim dili İngilizce. Hoca herkesten kendini İngilizce olarak hangi bölümde okuduğunu, kaçıncı sınıf olduğunu vs. söyleyerek tanıtmasını istedi. Sınıfın ilk günü zaten sınıfta toplasan 10 15 kişi var, onlarda zaten ortak ders aldığımız IR ve Pols öğrencisi yani herkesi tanıyoruz. Bir kişi gözümüze çarptı, kimse tanımıyor. Zaten politika seçmeli dersini iktisadi idari bilimler fakültesi haricinde alan çok yok, o kişide o bölümlerden değil. Neyse sıra bu çocuğa geldi, çocuk direk ben İngilizce bilmiyorum dedi. Hoca bir afalladı, nasıl yani okulun ana dili İngilizce ve fakülteye gelmişsin ama İngilizce bilmiyorsun dedi. Çocuk biz neden İngilizce öğreniyoruz, onlar bizim dilimizi öğrensin zaten ben Türkçe okuyorum, ilk senem dedi. Hayatımda duyduğum en anlamsız cümleydi. İngilizce dünyada en çok konuşulan 2.dil, bu dili bilmek senin kendi ülkenin iş hayatında bile bir zorunluluk. Yani artık İngilizce bilmen bile bir artı sağlamıyor, onu zaten direk biliyormuşsun gibi sayıyorlar.

İngilizce Listening zaten İngilizcenin temeli, duyduğunu anlamıyorsan konuşamazsın, yazamazsın. Bu yüzden ben de Listening’ i geliştirmek için bulduğum kaynakları sizinle paylaşmak istedim.

İngilizce Altyazılı Dizi:

Altyazılı dizi izlemenin Listening’e çok faydası olacağından emin değilim fakat kelime dağarcığınızı geliştirip aynı zamanda pronounce’ıda geliştireceğinden emin değilim. Çünkü duyduğun kelimenin hem nasıl yazıldığını görüyorsun hem de nasıl söylendiğini duyuyorsun. Yani sanki iki duyu organına hitap edince daha bir pekişmiş oluyor. İlk başlarda sitcom tarzı diziler izleyin altyazılı, çünkü alışmak biraz zaman alır. Günlük dil daha kolay anlaşılacağı için, takip etmekte çok zorlanmazsınız. Yani tutup Game of Thrones’u İngilizce altyazı ile izlemeye çalışırsan – yeni başlıyorsan- takip etmesi hem zor olacak hem de anlamadığın için diziden hiç keyif alamıcaksın. Aşağıdaki 2 adet İngilizce altyazı imkânı sunan film/dizi sitesi var.

1.       OroroTV (İngilizce, Türkçe ve diğer diller, paralı – parasız günde 1 saat dizi izleme)

Bu sitede İngilizce, Türkçe ile birlikte 10 tane yabancı dilde dizi ve film izleyebilirsiniz. Sitede çok fazla dizi var hatta Seinfeld gibi eski bir dizi bile var fakat çoğu hiç duymadığım diziler. Site paralı bir site yani subscription ile ödeniyor. 1 aylık subscription 5€ ama illa para ödemek zorunda değilsiniz, parasız günde 1 saat dizi izleme hakkı sunuyor. Ödemeye değermi bilmiyorum, bu tarz başka bir kaynak sizin bildiğiniz varsa önerilere açığım.

2.       Watchdocumentary.org (sadece İngilizce)

Bu sitede İngilizce altyazılı belgeseller izleyebilirsiniz. Yanlış saymadıysam 33 adet kategori var, hatta 9/11 Eylül için ayrı bir kategori oluşturmuşlar. İlginizi çekerse bir göz atın derim.

Uygulama: Musixmatch

Bir tane de uygulama önermek istiyorum. Musixmatch bilen vardır, bilmeyen için dinlediğiniz şarkının sözlerini gösteren bir uygulama. Ne işimize yarayacak derseniz, İngilizce şarkı dinlerken bazen şarkıların sözlerini anlayamazsınız, ama bu uygulama ile birlikte dinlediğiniz şarkının sözlerini okuduktan sonra şarkıda o sözleri duyabiliyorsunuz dinlediğinizde. Bazı İngilizce şarkıların hatta çevirileri bile var, kelimenin hemen altında çevirisi var. Ben çoğu zaman yeni bir İngilizce şarkı dinlerken bu uygulamada şarkının sözlerini okuyorum. Hatta bazen eşlik ediyorum, fakat anneme göre şarkı söylemeyip ağlıyormuşum gibi sesler çıkarıyormuşum. Bir kere şarkı söylerken odama dalıp ağlıyor musun yoksa şarkı mı söylüyorsun diye sormuştu, fakat bu ilk zamanlardı şimdi ustalaştığımı düşünüyorum. :D

Podcast:

Podcast İngilizce Listening’i geliştirmenin en iyi yolu bence. Ayrıca dinlemek için ekstra çaba sarf etmenize gerek yok. Yolda giderken veya oturduğunuz yerde bir işle uğraşırken müzik dinler gibi dinleyebilirsiniz. Bir de her seviyedeki İngilizce için podcast var.

Elementary-Level:

BBC’nin Learn English adlı podcasti var, tabi BBC olunca İngiliz aksanı kaçınılmaz oluyor. Açıkçası İngilizcede benim en sevdiğim aksan İngiliz aksanı. Aslında her tür aksanda İngilizce duymaya alışmamız gerekir, çünkü her zaman düzgün aksanla İngilizce konuşan insanlarla konuşacağız diye bir şey yok. Hem zaten İngiliz aksanı anlaşılması zor bir şey değil. Bu sanırım elementary seviyesi olduğu için günlük konular hakkında konuşuyorlar, kıyafetler, futbol vs. Buradaki podcast 29 dakika sürüyor, podcastin altında task kısımları var. Burada parçayı dinledikten sonra parçada geçen konuşmanın belirli bir kısmını alıp boşluk doldurma yaptırıyor. Başka bir task kısmında parçada geçen mesela podcast’in bir kısmında bir kişi tanışmak istediği bir designer hakkında konuşuyor, onunla neden tanışmak istediğini anlatıyor, task 2 kısmında senin tanışmak istediğin bir designer veya architect var mı varsa neden tanışmak istediğini bir paragraf halinde yaz ve yorumlara ekle diyor.

Voice of America’da bir diğer podcast. BBC’den daha farklı, buradaki podcast’te güncel ve ilgi çekici konular hakkında konuşuluyor. Buradaki podcast’de normal İngilizceden daha yavaş farklı ses programları da var. Mesela, Level One kısmında şöyle bir haber var: “Turkey Suspends Thousands of Teachers in Kurdish Areas”. Bu haberde hem metin olarak hem de ses dosyası olarak haber var. Ses dosyasını dinlerken metini de takip edebilirsiniz ve gerçekten çok yavaş konuşuyor haberi sunan kişi. Benim tahammül sınırlarımı biraz zorladı ama podcast’e yani başlıyorsanız tam sizin için, takip etmesi oldukça kolay. Level Two ve Three diye de var. Level Two intermediate learner için. Hikâyeler genelde 500 kelime uzunluğunda, bazı ses dosyaları daha karışık cümle veya dil kullanabiliyor. Böyle söyleyince gözünüzü korkutabilir ama burada da “More Hardships in Afghanistan as 800,000 Afghans Return Home” adlı bir haber dinledim, buda tabili Level One’ a göre daha hızlı ama yine de yavaş. Makalenin sonunda “Words in This Stroy” diye bir kısım var, parçada geçen önemli kelimelerin İngilizce açıklaması var. Level Three ana dili İngilizce olmayan ama Amerikan İngilizcesi öğrenmiş kişiler için. Buradaki haberi ve ses dosyasındaki haberi sunan kişiyi takip etmesi zor değil. Fakat haberde geçen haberle ilgili ek kişilerin konuşmaları hızlı olabilir. Tercih etmesi siz kalmış fakat ben Voice of America’yı daha çok beğendim, ben önerimi bundan yana kullanıyorum.

Intermediate-Level:

6 Minute English bu da BBC’nin. Bu podcast’teki konular daha eğlenceli ve genelde iki kişi karşılıklı konuşma şeklinde. Konulara baktım ve direk dikkatimi “Is loneliness in our genes?” konusu dikkatimi çekti. Konuya şöyle başlıyorlar. Sophie Nick’e haftasonun nasıldı diye soruyor, Nick’de hiçbir şey planlayamadım bu yüzden 2 günde kimseyle görüşmedim çok yalnız hissettim diyor ve böylece konuya giriyorlar. Hızlı konuşuyorlar, ya da Voice of America’dan sonra bana baya hızlı geldi konuşmalar.

Podcasts in English, bu aslında sırf intermediate için değil her seviye için podcast var. Bölümler 5 dakikadan daha kısa ve burada da İngiliz aksanı var. Mesela bir konuda Karin Jackie’ye telefonundaki favori uygulamalarından bahsediyor. Ses dosyalarını indirebilirsiniz, ayrıca ses dosyasının transcript’i var ve worksheet & answers ve vocabulary tasks var. Bu dosyaları ben açamadım telefondan, telefondan mı kaynaklanıyor yoksa çalışmıyormu bilmiyorum. Konular eğlenceli bence, yani hepimizin hemen hemen her gün yaptığı konuşmalar.

Advanced-Level:

The English We Speak BBC tarafından deyimler(idioms) ve ifadelere(expression) odaklanıyor daha çok, zaten dilde ustalaşmanın son aşaması oluyormuş deyimler ve ifadeler. Ses videoları 3 dakika ve her videoda bir deyim kullanılıyor. Mesela bir videoda “drama queen” adlı bir video var, drama queen’den bahsediyolar ve drama queen ne demek ve cümle içinde nasıl kullanılıyor açıklıyor. Resmen eski zamanların radyo tiyatrosu gibi. Bu da İngilizce deyimler öğrenmek için güzel bir yol, 6 yıldır İngilizce öğreniyorum –okuldan mezun olman öğrenmenin bittiği anlamına gelmiyor- ama bir tane bile deyim bilmem mesela. Bunu söyleyince aklıma hazırlık sınıfının ilk zamanları geldi, bazı arkadaşlar hocalara İngilizce küfür öğretmesi için yalvarıyordu. Aslında öğretmeleri gerekirdi, çünkü bir dili öğrenmeye kalkışıyorsan o dilin her şeyini öğrenmen gerekir deyimlerini, ifadelerini, kültürünü hatta küfürü bile.

Benim önerebileceğim daha doğrusu etraftan topladığım podcast kanalları bunlar. Listening’i hatta grammer ve vocabulary’i bile geliştireceğini düşünüyorum. Zaten buradaki ses videolarının çoğu 10 dakikanın altında, Learn English hariç. Ses dosyasını dinleyip, task’ları yapmak 20 dakikanızı almaz. Task kısmını yapmıyorsanız bile dinlemeniz bile yeter, bir süre sonra kulağınız aşina olup anlamaya başlıyorsunuz. En sona bir adet podcast linki koyuyorum, bunu da kayıt olduğum bir İngilizce konuşmayı geliştirme internet sitesi mail yoluyla atmıştı. Tam olarak kaç dakikalık bir konuşma hatırlamıyorum, ilginizi çekermi onu da bilemiyorum ama olsun her şeyin bir faydası vardır. Umarım bu yazıdaki podcast işinize yararda çatır çatır İngilizce diziler izlersiniz altyazısız. :)

mustafa semih arıcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Canim gulmek istedigi zaman Acun ilica'nin ingilizce konusmasini dinliyorum. Ufff be siril siriling!!!

Newyorker 
 10.11.2016 21:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1217
Kayıt tarihi
: 29.04.15
 
 

Işık Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Erken mezun olmuş biri olarak mesleğime henü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster