Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
292
 

Milliyet Blog: Düşülke

Milliyet Blog: Düşülke
 

favoriforumum.net


Önce şu “Düşülke”  ile başlayalım. Nedir düşülke?  İngilizce dilindeki “Ütopya” sözcüğü için uydurulmuş Türkçe bir sözcük… “Düşülke”  .. Hiç de fena değil. Bazen uyduruyoruz ama hiç de uygun düşmüyor, ondan sonra da halk kabul etmiyor. Bazıları da çıkıp, “İşte karnınızdan bir şeyler uydurursanız.. Böyle ortada kalırsınız..” deyip çıkıyorlar. Hadi bakalım “Ütopya”ya başka karşılık bulsunlar. Kolay mı?

Düşülke  … Yani ne? İnsanların , hep düşlerinde bulunan , hayal ettikleri fakat hiçbir zaman gerçekleşmeyecek şeyler. Hep düşünü kurarsınız da , bir türlü olmaz… “Ben bir gün aya gideceğim, arkadaş…” dersin de; arkadaşın da , “Nah gidersin..” der ya… İşte öyle. Hep düşünür, hep istersiniz ama bir türlü olmaz.

Bu “Milliyet Blog” için de, benim  hep, güzel düşüncelerim; düşlerim oldu. Bir iki MB toplantısına gittim. O arkadaşlık havasına imrendim. İstedim ki hep olsun… Sık sık toplanalım… “Nasılsın arkadaşım..” diyelim. Hal hatır soralım. Birlikte yiyip, içelim… Eskiden daha sık olurmuş. Şimdi daha zor. O eski duayenlerin her biri çekildi ortadan. Varolanlar da, kaşlarını, gözlerini sıkıp duruyorlar.
Ehh.. Biz de yavaş yavaş o “Eskiler” arasına girmeye başladık galiba…Ama ne yazık ki, Milliyet Blog’un giderek  tadı tuzu kalmadı…

Mevcut belli ki binleri buldu… Ama çoğu “Geçici” … Ceee.. deyip gidiyorlar. Kimi de burasını başka bir yer sanıp; bir iki kişiye tekme, tokat sallıyor… Ona karşılık;  karşıdan, “Yapma evladım, etme evladım..” nasihatlarını alınca, oturup düşünmek zorunda kalıyor, “Yahu, ben neredeyim..!” diye. Ters yüz forse olup, gidiyorlar…

Oysa burada da insanlar mutlu olabilirler.. Hep beraber güzel günler yaşabilirler. Birbirlerine sabahleyin “Günaydın..” diyebilirler;  akşamları  “İyi geceler..”  Daha daha…

Arada sırada Yöneticilerimizden, Editörlerimizden ; “Ahmet amca çoktandır yazmıyorsun; niye durdun, hadi güzel yazılarını bekliyoruz…” diyebilirler.

Mesela , her ayın en güzel yazısına, Editörler (Yöneticiler) bir kitap hediye edebilirler. Veya Yılda bir İstanbul’da bir “Gece” düzenleyip; “Hadi gelin hep beraber eğlenelim, dans edelim..” diyebilirler… Daha neler neler..!!

Her şey yöneticilerden mi gelecek? Biz de kendi aramızda para toplayıp; bir hayırlı iş için ayırıp harcayabiliriz. İyilik yapabiliriz…

Kendi kitaplarımızı, bazı ölçütlere göre kendimiz bastırabiliriz…
Kendi günlerimizi, gecelerimizi periyodik olarak düzenleyebiliriz.
Hep beraber, yurt içi veya yurt dışı gezilere gidebiliriz.
İyi günümüzde , kötü günümüzde bir arada olabiliriz.

Şimdi eskiler, duayenler : “Aman evlat, biz hepsini denedik…” Denedik de ne oldu… Elde var, sıfıra karşı sıfır… Demezler mi? İşte o zaman otur ağla… Tam Türkiye’nin hali gibi… Umutsuz mu , umutsuz…

Ama her şeyi umutsuz kılan biz değil miyiz? Oysa çok güzel günler de gelebilir? Her şeyi çok iyi yapabiliriz.. Editörlerimizi şahsen tanıyabiliriz. Onlara arada sırada dişlerimizi göstereceğimize; çiçekler gönderebiliriz; hatırlarını sorabiliriz… Ama diyeceksiniz. Onların işleri başlarından aşkın… Evet, doğru. Zaten herkesin işi başından aşkın… Onun için artık kimse kimseyi düşünmüyor. Onlar  bize “Reklam getirecek kukla”lar diye bakıyorlar. Biz de onlara , “Bize oynamak için yer sağlayan düğün sahipleri..” olarak görüp.. geçip gidiyoruz.

Günler geçip gidiyor.
Ama hala bir “Düşülke” var. Siz ne derseniz deyin. Her şey çok daha iyi olabilir. Bu yer bizim yerimiz olabilir. Bize sahip çıkanlar olabilir.

“Hepimiz kardeşçesine”
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine. .”

Niye olmasın.. Hep düşülkelerde yaşadım… Yine de yaşarım! Düşülkeler olmazsa dünya çok tatsız bir yer olabilir…

Bence herkesin bir “Düşülke”si  olmalı .. Gerekli… yoksa çok tatsız olur bu yer..!
Haydaa…. Türkiye; Milliyet Blog evlatları , hep beraber güzel günler hayal edelim… hiç olmazsa hayal edelim.

“Çıktık açık alınla on yılda her şavaştan;
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Ana yurdu dört baştan.
Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri…”

Evet, ileri… Hep beraber ileri…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erdal hocam, ne kadar olumlu bir blog ve gerçekten sizi yansıtıyor. 30'luk Eric olsa, dünyayı değiştirmeye çabalardı. Ama şimdi, inanın, yorgun düştüm. Editörlere sesleniyorum bize bir balo ya da parti düzenlesinler hesabi biz öderiz. Böylelikle hepimiz tanışmış olur ve arkadaşlıklar geliştiririz. Çok beğendim, ellerinize sağlık...

ERIC VAN BUYTEN 
 23.12.2014 21:31
Cevap :
Sağol ama ben yorulduğuna inanmıyorum (ama biraz kilo ver..) yapılacak şey biraz daha gayret ve kuvvet toplamaktır... Düşülke ise Düşülkedir... Öyle kimseyi kolay kolay inandıramazsın. Ama her zaman bir umut vardır. Saygılar komşum.   24.12.2014 16:26
 

Düş ülkeye yorum yazayım dedim kaç blog alta inmiş inanılmaz süratlisiniz hocam ve düş gücü çok yüksek. Bence sizin kaleminizden fantastik öyküler okumak harika olur. 2014 ün en iyi çıkış yapan genç yazarları ödülü olsa mesela :) Papatya Tarlası, Rıfat Soydan, Sudan Hayaller başka kimler var bilmiyorum aday olsa... Ama blog sayısı ve istikrarda önemli bir kriter - burada kendi şansımı azaltıyorum :)- ve okunma oranı tabi... Sonra en iyi öykü ve şiir dalları... En çok yazan; yılın yazarı ödülünü alsa... Ve ödüller her yıl sonu düzenlenen bir programda verilse... Gecenin spikerleri ben ve Nedim Üstün hocam olsa- fikir benden çıktı diye:)-iyi şiir yazanlar, iyi de şiir okuyor,onun da sesi güzeldir mutlaka... En çok editör önerisinde yer alanlar editörlerce ödüllendirilse... Düşü de güzel, ama çok da zor değil yapılabilir. Ben katılır, üstelik organizasyonda görev alırım,aklınızda bulunsun :) Sevgiler, saygılar hocam...

SAYHAN 
 23.12.2014 10:38
Cevap :
Ah..Herkes senin kadar hızlı ve gönüllü olsa.. Neler yapılmaz neler? Ama Anadolu'da benim gibi adamlara "Hayal pilavı yiyor.." derler. Yani galiba olmayacak duaya amin diyoruz. Artık öncülük "Sudan Hayaller" gibi genç beyinlere ve insan evlatlarına düşer..Hadi gari .. diyelim. Başka?? Bekliyoruz...  23.12.2014 13:49
 

Hocam güzel öneriler bunlar ama herkes açık yürekli ve dürüst mü bu kadar acaba? Şunu net ifade edeyim ki gerçek hayattaki bu "kıdemli olma" durumundan fena halde sıkıldım. Gençken hep "sen küçüksün" "sen yenisin", "toysun"larla geçirdik ömrü, az çok yaş aldık bu sefer de gelen yeni nesil bizim "kıdemimizi" önemsemedi. Buraya başladık burada da bir kıdem meselesi... Bir gruplaşmalar, bir tuhaf "yorum yazma" trafiği... Hafiften bir sükutu hayal... Durduk yerde sataşanlar da cabası."İstersem yazarım, okurum, çıkarım" oldu parolam. Selamlar, saygılar...

Retor 
 23.12.2014 0:12
Cevap :
İşte o kadar.. Kendini özgür hisset. Bazen "yad" sesler işitiyoruz. Ama ben küçük kavgaları sevmiyorum. Ne için kiminle kavga edelim ki..! Büyük kavgaların ise günü var. Ama ben dostluğun erdemine inandım. kolay değil ama insanın üç beş dostu olmalı. Canınızı sıkmayınız. Gül gibi mesleğiniz var. Ne güzel çalışıyorsunuz. Burası sizin sadece "hobby"niz işte o kadar. Aykar Hoca, arada yazınız. Şiir yazınız. Şiirlerinizi büyük bir hevesle bekliyoruz. Saygılar.  23.12.2014 13:56
 

Valla ne yalan söyleyeyim bunca yıllık okumam bir yana ben yazı dünyamı Milliyet Blog da buldum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 22.12.2014 20:28
Cevap :
Evet, iyi bir antrenman sahası.. Yine de hayatın asıl önemli işlerinden çalıyor. Gerçek hedef burası olmamalı.. Ama burası da TV gibi... Dalıp gidiyorsun. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Neyse yaramazlık yapmaktan iyidir. Devam Gazellere ve Haiku'lara ... İzmir nasıl?   23.12.2014 13:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 784
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster