Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
437
 

Milliyet Blog, her yerde sesini duyuruyor...

Milliyet Blog, her yerde sesini duyuruyor...
 

Sesimiz...:)


Yazmanın , kutsal bir eylem ve erdem olduğuna inananlardanım... 

Dünkü blog yazımda , Migros ile ilgili bir sorunumuzu dile getirmiştik... 

48 saat geçmeden Migros yetkililerince bizzat aranarak, sıkıntılarımızın derhal giderildiğine tanık olunca , Milliyet Blog'da yazmanın önemini bir kez daha vurgulama gereğini duydum... 

MB'deki yazım ses getirmişti ve Migrosun saygıdeğer yöneticilerinin bizzat yazımı okuduklarını belirtmeleri hoşuma gitmişti . 

Bu vesileyle Migros ailesine teşekkürlerimi sunuyorum... 

Eski bloglarım incelendiğinde de görülecektir ki Telekom, GSM şirketleri, kredi kartları, bilgisayar üreticileri vb. birçok konuda MB aracılığıyla sesimi duyurmuştum ve olumlu sonuçlar almıştım... 

Blogların gücü adına selamlıyorum sizleri... 

MB'de 7 bin kişi olmak önemli değildir ;ses getirenlerimizin çok olmasıdır dileğim... 

Kuru kalabalıkların teneke tıkırtıları bu ülkeyi çok yordu ve yoruyor !..Ülke için '' Yanacak aydın '' gerekiyor !.. 

......... 

 

Blog yazmak için çırpınan;fakat yazamayan bir çok aydın insanımız olduğuna tanık oluyorum... 

'' Neden yazamıyorlar ?.. '' Ya da neden yazmıyorlar ?.. 

Önce, ben düşüncelerimi sıralayayım... 

Bana göre...Bu insanlarımız,  

1- Yazmak yerine, çok okumayı yeğliyorlar... 

2- Yazmaktan çekiniyorlar...Erasmus'un dediği gibi : ''Beyaz kâğıttan korkuyorlar...'' 

3- ''Okumak dolmaksa , yazmak boşalmaktır...Amma velâkin, yazmak cesaret ve birikim işidir.'' diyerek yazmaktan kaçınıyorlar. 

4- Bilişim fukarası;bilgisayar özürlüsü olduklarından yazamıyorlar... 

5- Blog yazarlığını küçümsediklerinden... 

6- Blog yazarak şöhret olunamayacağını bildiklerinden... 

7- ' Blog yazma sonunda' karizmalarının çizilebileceğinden korktuklarından... 

8- Yazım kurallarına ve dilbilgisi dağarcığına yeterince sahip olamadıklarından... 

9- Burada yazarken onun bunun dalaşmalarına cevap vererek başlarının belaya gireceğinden korkmalarından. 

10- Ülke sorunlarına , '' fransız kalmayı '' yeğlediklerinden. 

11- MB'de yazabilmek için, '' Hamili kart yakinimdir '' ibareli kartvizite sahip olamadıklarına inandıklarından. 

12-Süleyman Ekim 'in yazdığı blog sayısını görüp, dudaklarının uçuklamasından korktuklarından... 

13- Muzaffer Cellek Üstadın yazılarını okuyup ''-Yok aabbiii !..Bu iş bizim harcımız değil - diyerek köşeye sinmelerinden. 

14-Ahmet Balcı'nın şiirlerindeki ince nüansa , mizaha , estetiğe, melodiye, mesaja, derûn-i aşk tınılarına erişemeyeceklerinden korktuklarından... 

15-Blog bekçilerinin gece yarısı düdük çalmalarından korktuklarından... 

16-Blog toplantılarına davetiye bulamayacaklarına inandıklarından. 

17- Blog yazarlarının enerjisini, sinerjisini kıskanan ünlü yazarların blog yazmalarını engellediklerinden. 

18-MB yazarlarının ''Hilal-ı Ahmer Uğruna '' yazdıklarını bildiklerinden...Karşılıksız beyin sinerjilerini veremeyeceklerinden ... 

19- ''Hele bir yaz tatili bitsin yazarım...Hele bir kış geçsin yazarım ''...'' Hele şu okul bitsin de yazarım '' ayaklarına yatmaları... 

20- Pillerinin sık sık bitmelerinden...Mecallerinin kalmadığından... 

21-Plajda güneş altında ''kızarmış piliç modunda '' yatmaktan, yanıklarına yoğurt sıvamaktan kelli yazmaya zaman bulamadıklarından.... 

22- Bloglarda , PİLOG ve yorum yazmayı dünyanın en önemli işlevi sananların varlığından ürkmelerinden... 

23-Dil yanlışlarına ilişkin millete akıl verirken yaptıkları hataları nedeniyle , ''Aleme verir talkını;kendi yutar salkımı '' durumuna düşüp ''Hem kel;hem fodul '' modunda sırıtanlardan sakınmalarından... 

24- Yazım hatası yapacağım derken yazısının içeriğinin içine edenlerin düştüğü durumdan, destan gibi yazmasına rağmen destanının farkına varamayan bencillerin gazabından korktuklarından,  

Vs..vs... 

İnsanın içinden yazma arzusu taşmayagörsün... 

İstiklal Marşını yazma ilhamı geldiğinde, kalemi olmadığından şiiri çakıyla tahta duvara kazıyan Mehmet Âkif gibi ... 

Duygularını , mahpushanede bile sigara paket kağıtlarının arkasına yazan Necip Fazıl ve Nazım Hikmet gibi... 

Yazarsın...yazar da yazarsın...Bu eserlerin içinde ''yürek ve beyin tınıları '' olduğundan gerçek okur bunlarla mest olur !.. 

Gerisi bahane... 

Evet !.. Yazmanın gücü adına... 

Bilip de bildiğini saklayanın...Bildiklerini yazarak paylaşmayanın...Sorunların üstünü susarak kapayanların...MB sayfalarında ''Lay-lom''larla ;-kısır döngülerde -ömür geçirenlerin...Yazarlığı sadece, renkli basında ve kuşe kağıtlı roman sayfaları arasında arayanların... Her gün aynı yolu yürüyenlerin... 

Yaşamına renk katmak için- elini taşın altına koymaktan -korkanların...Şiirsiz...aşksız...çiçeksiz...kitapsız...dostsuz hayat sürenlerin yavaş yavaş öldüklerine tanık oluruz... 

Kendilerini tatmin dışında , insanlık için bir eyleme katık ya da sanık olamadıklarından ;toplumlarına yön verecek düşünsel eylemlere de giremediklerinden yaşam boyu boş ''ınkıtaları oynamışlardır.'' 

Onlar, kısır dünyalarında yaşadıklarını sanırlar... 

Tabi , buna da yaşamak denirse !.. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkes yazarsa kim okuyacak? Herkes okursa kim yorum yapacak? Şu anda yazınızın görüntülenme sayısı:92, yorum yapan kişi sayısı:1'di, 2 oluyor. Aradaki farkı görünce "okuyan" ve "yorumlayan"lar farklı kişiler sanırsam :) diye düşünüyorum. Sevgiler, aydınlık selamlarımla.

derinmavi.. 
 26.07.2011 9:17
Cevap :
Evet...Herkes yazarsa kim okuyacak...Ülkede görev taksimi yapmak gerek...Hatta kur'a çekmek gerek...Toplumumuzun yüzde doksandokuzu yazan ve okuyanlardan oluşuyor...Ellerin memleketlerinde her köşe başında hipermarketler varken , bizde,her köşede 'Hiper Kitabevleri ''...''Yazarlar-aydınlar Kulüpleri ''nden geçilmiyor...Bu kadar aydınlık bize yeter...Biraz da geri kalmış Avrupa ülkelerine ihraç etmeliyiz aydınlarımızı...Yorumcular da ücret karşılığı ABD'de görev yapmalı...Hatta Pentagon 'da...Ben de fazla yorum yapılsın istemiyorum...Yorum ortalamam zaten ''Tavan yapmış ''...'' Komşusu yorumsuzken tokmalanmış yorumlarla yatanlar ,bizden değildirler...'' İzmirimizin,Derin Mavi sularından gelen serin rüzgarlar,Ufuk'ta görülen şahane gülümseyişler,sayfama rehavet verdi...:) Ne mutlu sizler gibi aydın hanımefendiler var burada...Teşekkürler...Sevgiler...Selamlar...Saygılar....  26.07.2011 13:22
 

Kendi adıma almam gereken tüm mesajları aldım. Tabii ki alaylıyız, mekteplilerle aşık atamayız Ancak okuyup da dağarcığımızda ve hayatta yaşanmışlıklarla ve de şu an yaşananlarla dopdolu bir birikimimiz var. Kalemimiz yettiğince, sayfalar izin verdikçe ve gücümüz yettiğince yazmaya çalışıyoruz ve de yazacağız. Gün gelip imla(şu a nın üzerine şapkayı bir türlü beceremedim amma onu da öğreneceğim.) hatası yapacağız, gün gelip eksik yazdığımızı fark edip düzeltmeye çalışacağız. Ve yazdıkça daha fazla yazma şevkine haiz olacağız. Ustalarımızın tavsiyeleri ışığında başarının yolunu yakalamaya çalışacağız. Ömrümüz yettiğince bizden sonraki nesillere, bir nebze olsun aydınlık olmaya gayret sarf edeceğiz.(En azından benim yazma amacım bu acizane) Gönlünüz ve kaleminize sağlık. Sevgi ve saygılarımla.

Ay Şen 
 26.07.2011 1:19
Cevap :
Ayşen Hanım,80'li yıllarda okullarımıza,evlerimize girmeye başlayan;ancak üzerleri dantelli örtülerle korunup bir türlü açılmayan Kompütürlerler hiç çalışmazdı...İnternet hak getire !..Hele ki blog yazmak ;gazetelerde yazı yazmak, düşüncelerinizi yüksek sesle haykırmak ayıp,günah ve SUÇ idi !..Teknolojiyi 50 yıl geriden takip eden yalnız ve garip yurdum insanı,bugün bilişim dünyasında az da olsa misyonunma yakın işlev sürdürüyor...Ayşen Hanım,sizin gibi aydın ve üretken Cesur yürek Türk Hanımefendileri, yeni kuşakları da harekete geçiriyor...iyi ki varsınız...yazmaya,sormaya,sorgulamaya,çözüm yolları bulmaya,eleştiriye,öz eleştiriye devam...teşekkürler...Ankara'dan selamlar...sevgiler...saygılar...  26.07.2011 13:28
 

İcabında da, yerden yere çalınıyor. Heder oluyor ujüğraşlar. Adıkn a sanal düğnya diyoruz. Öbür türlü gazetede ağız dalaşık yhapıp, akşamıkna da lokalimizde kadeh tokuşturabiliyoruz barda: Burfada o imkan yok. Üİç bilinmeyenli denklemiz. Çapan da, çarpılan da, netice de Hatice de biziz. Geri kalmama korkusu ile blogculukta tutkunluğumuz var. Yazılarımı burada klasöre, çıktılarını alıyorum. Gazetecilikte, Hürriyet, Milliyet Yeni Asır, Tercümaaaan , Güneş ve D.İzmir Gazetelerinin Ege sayfalarında tam sayfa resimli röportajlarım çıktı. Ama hiç birisini kesip saklamadım. Blogların çıktısını eksiksiz dosyalıyorum. Haftada 4 gün yazı yazardim. 51 yıllık İzmirin gazetesi Ege Telgrafta. Şimdi haftada bir yazıyorum. Bu köşe yazılarını kesip saklamıyorum. Gazeteyi görmüyorum. Bazan internetten göz atıyorum, o kadar. İşte size yaşı kemale ermiş, ama yazma tutkusu olan bir vatandaş numunesi. Yazma heyecan işi. Heves işi. Bir tutku değilse, koyver yakasını gitsin. Konu güzeldi. TŞK. EDERİM.

Muzaffer Cellek 
 25.07.2011 23:30
Cevap :
Muzaffer Ağabeyim,MB'de yazma heveslisi olanların sayısı 7 binlerde olduğunu sizden duymuştum...Geçen hafta yeni tanıştığım anne-kız dostlarım MB'de yazmaya başladılar..İnsanımız eğitim sorunları nedeniyle ,kapalı kapılar arkasında derdini üç-beş kişiyle paylaşıyor...Fakat,yüz yüze geldiğinde toplumda paylaşmaktan korkuyor.MB gibi kaliteli bloglarda yazan aydınlar sayesinde insanımız yolunu aydınlatan projektörleri görmeye başladılar... Umarım cesur yürek yazarlar çoğalır da internetin süper gücü,ülkemiz insanını aydınlatarak uyarır...Karanlık zihinlerin de en büyük korkusu bu !...Kaleminiz güçlü,neşeniz daim olsun...Sizin varlığınız bize güç veriyor...Teşekkürler..Serin Ankara gecelerinden selamlar...saygılar...  25.07.2011 23:41
 

"Neden yazmıyor veya yazamıyorlar?" Kapsamlı güzel bir tahlil. Blog'a "cuk" oturmuş. Düşündüm, ben nasıl başladım acaba? Bilgisayar özürlüsü değilim. Sitelere nasıl üye olunacağını bilmek için, benzinli mürekkep yalamışlığım yok. Dürte dürte kendime yol açtım. Ortaokulda iken en sevdiğim bir ev ödevim vardı. İlk yazım diye onu postaladım. Üç gün sonra yazım yayınlandı. Baktım bir yarış gibi insanlarda, "acelecilik" var. Geriye kalık basılmaktansa, ileriye gidip asılmayı tercih ettim. Başladık biz de koşmağa. Muntazamlaştım. Bir ayda 15 ten aşağı düşmedim. Ve uzun müddetler de ara vermedim. Toplasam 15 gün arayı, geçmemiştir. Kendim istedim. Kendim çaldım, oynadım. Gazetecilikte, konu gelince resimleyip yazardım. Burası, gazetecilikten daha hızlı ve faal. Basit yazılar da var. Zengin de. Bir şey daha var. Herkes hekesi tanımadığı için, kıymetlisi, kıymetsizi hepsi bir çuvala sıkış tepiş toplanmış. O çuval icabında yerlerde sürüklenior. İcabında da (Devam)

Muzaffer Cellek 
 25.07.2011 23:17
Cevap :
Sevgili Üstadım,Her yaz olduğu üzere, bu yaz da Ankara-İstanbul-İzmir cennet üçgeninde seyahatlerim sürüyor...Gezdikçe ilginç olaylarla karşılaşıyorum...Yazmadan edemiyorum...MB'nin biricik duayeni olarak ,hepimiz sizi izliyor ve özeniyoruz...Çetin Altanın daktilo teşbihi gibi ,epeyce ''Pancar motoru '' eskitmişsiniz...Bilişim dünyasında da hızınıza yetşilmiyor maaşallah...''Çuvala tıkanma '' espriniz de çok hoş...Bu mizahın harika karikatürü olur... Allah ,sizi başımızdan eksik etmesin..Teşekkürler...saygılarımla...  25.07.2011 23:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1521
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1624
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster