Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
227
 

Milliyet Blog bir istasyon

Milliyet Blog bir istasyon
 

Milliyet Blog istasyonlardan bir istasyon.


Milliyet Blog istasyonlardan bir istasyon.

Yüzlerce yolcuyu, binlerce kez yola çıkarmış bir durak yeri.

Her gün hareketli. Gelenleriyle, gidenleriyle, uğurlayan ve karşılayanlarıyla ciddi bir işlevi yerine getiriyor.

Yerlilere de, yabancılara da; tanış olanlara da, olmayanlara da, gençlere de, yaşlılara da, kadınlara da, erkeklere de açıyor kapılarını.

Yazma yolculuğuna çıkma olanağı tanıyor.

Fazla uzağında olmayan havaalanında, limanda, şehirlerarası otogarla yerel otogarda da benzer şeyler oluyor.

Öteki kimi istasyonlar da.

Ama Milliyet Blog başka.

O, yazma yolcularına kendine özgü destekleri esirgemiyor.

Mesela yazınızı bir resimle desteklediğinizde bir üst kata Milliyet Blog ana katına, bazen Milliyet Haber katına çıkabiliyorsunuz.

Yüksekler çok sayıda kişi tarafından görülmenizi, fark edilmenizi sağlıyor. Yorum alma, geri bildirimlerle büyüme şansı buluyorsunuz.

Daha önceki yolcuların emanet ettikleri yazıların kayıt altına alınıp yolcuların istifadesine sunulduğu kocaman bir arşivi ya da kütüphanesi de var. Bir kez istasyona gelince onları okuyabilirsiniz, yararlanıp yorumlayabilirsiniz.

O kütüphanede farklı, duruma göre aykırı inançların, anlayışların, ifade tarzlarının yan yana olduğunu görüp rahatlayabilirsiniz.

Yani siz o istasyondan çok fazla gidilmeyen bir diyara da yolculuk edebilirsiniz. Kimse size bu istasyondan oraya gidilmez demez, yolunuzu kesmez.

Yeter ki siz yolcu olun. Yeter ki siz yazmaya niyetli olun. Yeter ki işe bir yerden başlayın.

"Hayır, istemez ben hemen havalanmak istiyorum" diyorsanız, havaalanına, "şimdilik yerellerde kalmak istiyorum" diyorsanız yerel otogara, "hayır ben yine de başka istasyondan başlamak istiyorum" diyorsanız öteki istasyonlara gidebilirsiniz.

Karşıt fikirlerin, yazıların kabul görmediği istasyonlardan birini de seçebilirsiniz.

Biraz burada takılıp daha sonra da bu tarz seçimler yapabilirsiniz.

Tamamıyla özgürsünüz.

*

Bu istasyonda yazma yoluna ilk kez çıkanların kabul gördüğünü söyleyebilirim.

Yeter ki söyleyecek birkaç anlamlı sözünüz, öyküleriniz, denemeleriniz, paylaşılacak dertleriniz, özgün fikirleriniz, paylaşacak birkaç dizeniz olsun.

Yola ilk çıkanlar her zaman ötekilerden daha heyecanlı olurlar. Bazen tedirgin, ürkek, korkak; bazen coşkulu, ama genellikle sabırsız olurlar.

Yazılarının yayınlanması, okunması onlara mutluluk verir. Yapılacak her yorumu özenle birkaç kere okur, yorumun durumuna göre halden hale girerler.

Zamanla alışıp çok daha güzel çalışmalara imza atanları olur.

Yazdıkları birer ikişer artar. Gün gelir yüzlerce yazılarının olduğunu, geçmiş yıllarda yazmış oldukları şeylere hala yorumlar geldiğini görür, bir bütünün parçası olmanın hazzını yaşarlar.

İlk bir iki çalışmadan sonra, "buralar bana göre değil, buralarda görülmüyorum; sesimi duyan da olmuyor" kaygısına kapılıp gidenler de olur elbet. "Ben aslında çok büyüğüm de niye görülmedim" sorusuyla gidenler de.

Bir heyecan başlayıp sonra yaşamın başka sahnelerine, işe güce, evliliğe, aşka dalanlar, sorunlarla boğuşanlar başka şeylerle haşır neşirken yazdığını da, siteyi de unutanlar da olmaz mı? İlle ki olur.

Ama her durumda güzel bir deneyim yaşamış, küçük büyük mutluluklar elde etmiş. özgüvenleri yükselmiş olurlar.

Sonraki zamanlarda içlerinden büyük yazarlar, önemli yerlere gelenler çıkar.

Hepsinin başarısında bu istasyonun çok önemli katkısı, damgası vardır. Bunu bilirler.

Bir de yazmaya korkanlar vardır.

Gelirler, giderler, incelerler, alırlar, verirler. Bazen bir şeyler yazmaya başlar ama beğenmez yırtıp atarlar. Göndersek mi, göndermesek mi diye tereddüt ederler.

Sonra yavaş yavaş atarlar korkularını üzerlerinden. Gönderirler yazılarını.

Editörler o çalışmaların öyle birine ait olduğunu, çok zor çıkıp kendilerine ulaştığını fark ederler mi, hissederler mi bilmem.

Ayrıca bir de fırsat bulamayanlar vardır.

Söyleyecek sözleri, ifade becerileri, yazma deneyimleri vardır ama yazık ki işleri de çoktur.

Bir gün bu sayfalarda kendilerini ifade etmelerinin gerekli olduğuna inanıyor, söyleyecekleri sözlerin neler olduğunu biliyor ama bir türlü fırsat bulamıyorlardır.

Her gün bu istasyonun önünden geçip gidiyordur bazıları. Bazıları fazla bu taraflara gelmese de bu istasyondan haberdardır ve mutlaka gelmeye de niyetlidir.

Onlardan da eninde sonunda gelenler, yazanlar, bu gelişlerini sürdürenler olur. Gelip gidenler olur.

Bir kez geldikten sonra istasyonun yolunu su yolu edenleri anlatmaya gerek yok.

Yıllardır her hafta, her gün buralara takılanlar; genç kızlık, delikanlılık yazıları arşivde dururken ağarmış saçlarıyla istasyonu sık sık ziyaret edenler ve farklı konularda farklı yolculuklara çıkanlar elbette ki var.

Onları bazen yeni gelenlere yol gösterirken görürsünüz. Onlara istasyonu tanıtırken, yolculukları konusunda aydınlatırken görürsünüz.

Eh sonunda bir istasyon burası.

Her türlü insan gelip gider. Çelme takmaktan keyif alan bir iki insan görürseniz çok da umursamayın.

Onlar her yerde var.

13-12-2014 11:33

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konu cazip. Tam da sizden beklenen olgunlukta. Aşağıdakiler de benim tespitlerim.Her halde bunları yazmayı unuttunuz. Onlar da şunlar 1- Tren hareket eder etmez çıkını açan, oracıktekileri buyur edenler, 2- Trenin durduğu istasyonlarda WC nın sifonunu çekenler, 3 - Çok bilmişlerin, iş olsun diye trenin imdat kolunu çekenler, 4- Ara istasyonlarda obur-cubur yiyerek midesini boşaltmak isteyenler, 5- Kendilerini; trenin hem kondüktörü, hem şeftreni, hem makascısı, hem yağcısı olup, ahkam keserekten yorumlarında "ölü yıkayıcılığı" yapanlar. Ört ki, ölem yani Saygılarımla

Muzaffer Cellek 
 15.12.2014 19:37
Cevap :
Kıymetli Yazar Dostum, Bütün dedikleriniz doğru ve çok güzel. Konu farklı bakış açılarıyla genişleyip zenginleşebilir. Tıpkı evrendeki diğer her şeyin bir noktadan başlayıp genişlediği gibi. Siz bir yönünden bakarsınız olaya, ben öteki yönünden, başka biri de başka yönünden. Biz farklı açılardan değerlendirdikçe farklı ayrıntılar çıkar ortaya. Başlangıçtaki resim pikseli büyük, renkleri çok ve yoğun büyük bir tabloya dönüşür. Büyüyüp zenginleştikçe güzelleşir. Katkınız için teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle,   15.12.2014 23:29
 

BEN, BU YOLCULUKTA, ÇOK GÜZEL ARKADAŞLAR TANIDIM. Bazen, hızla ilerledi tren, ama, yine de, hızına yetişebildim. SAKİN kalkışlarında, yeni umutlar doğdu, yüreğimin bir köşesinde, devam diyorum, dilim döndüğünce... Kıbrıs'tan selam, sevgi ve saygılar.

Göksel47 
 15.12.2014 19:29
Cevap :
Kıymetli Şair,Yazar Arkadaşım, İnsanın güzel arkadaşlar tanıdığı yerlerin değeri tartışılmaz. Hızlı ya da yavaş, güzel yolculuklardaki birliktelikler kolay unutulmaz. İnsanın sınırlı ömründe kendisine umut veren, yüreğini canlandıran insanlar, ortamlar, eylemler farklı anımsanır ve anımsandıkça tekrar tekrar tadı hissedilir. Hele ki bunları anlayan, hisseden, yaşayan kişi bir öğretmense, duyarlı biriyse çok daha yoğun hissedilir. Katkınız için çok teşekkür ederim. Dostlukla,  16.12.2014 14:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 193
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster