Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1001
 

Milliyet Blog Kültür ve Sanat Ödülü

Milliyet Blog Kültür ve Sanat Ödülü
 

“Bir kalem ve bir kâğıtla bilinmez bir okyanustan sonra, bugün Aya İrini’deyim” diyor Çetin Altan, 82 yaşında “2008 Yılı Kültür Sanat Büyük Ödülü”nü alırken. Bu ödülün kendisine verilmesine çok şaşırdığını ifade eden Altan, "O kadar çok şaşırdım ki bu büyük ödül lafını duyduğum zaman, bir muazzam sürpriz düştü üstüme. Herkes biraz kuşkuyla bakar yazı adamlarına, şaşırdım kaldım. Gönül ister ki, elli yıl sonra bu ödüle benim adım için 'büyük yanılgı olmuş' denmesin. Zaman gösterir bunu da" diye ekliyor.

Düşünceyi yıllarca mahkûm eden bir ülkede, renkli kalemin ilk aldığı ödül değil elbette. Hakkında üç yüzden fazla dava açılan, üç kez tutuklanan, iki kez mahkûm olan ve iki yıl cezaevinde yatmış olan değerli yazar, 1973’te Orhan Kemal Roman Ödülü’nü cezaevinde almış, Seçiciler Kurulu’na yolladığı mektupta ödülü “Orhan Kemal’in iyi bildiği bir dekor içinde” aldığını da vurgulamıştı. Yıllar önce, “Ben kendime ‘Yazarım’ diyemem. Yazar olup olmadığıma gelecek kuşaklar karar verebilir.” diyen usta kalem neyse ki mezarlıktan önce, ansiklopedilere girmeye layık görüldü.

Ne ilginçtir ki, yıllar sonra onurlandırılan yazarların geçmişine baktığım da düşünmekten dolayı neredeyse hepsi cezalandırılmış. Çoğunun ise ödüllendirilmelerini dünya gözüyle görmeleri kısmet olmamış. O günlerin etkisiyle belki kalemimizi fazla yontmayız.

Biliriz ki yazmak sabır işi, kalemini esirgemeyenler için yürek işi.

Dün haberlerde ödül törenini izlerken, blogda yazan usta kalemler bir bir geçti gözümün önünden. Herkesin bir amacı olduğunu ve bir şekilde ödüllendirilmeyi hak ettiklerini düşündüm. Bu ödül, kimi zaman tık sayılarıyla veriliyor, kimi zaman da yorumlarla. “Bizim adımız Hıdır, elimizden gelen ödül budur” diyoruz. Fazla bir beklenti olmadan, okur sayılarının arttığını görmek umut veriyor blog yazarlarına. Kim bilir belki de yıllar sonra alınabilecek ödülü düşleyerek, daha fazla kişiye ulaşmak mutlu ediyor. Blog yazmak, blogda kendini güncel tutmak o kadar da kolay olmasa gerek. Blog yazmayı, psikologlar bilinç değil de, bilinçaltında birikmiş olanların dışa vurumu, yalnızlık hissini giderme, gibi değerlendirseler de, ben blog yazmayı sanat olarak görüyorum. Sanata aralanan bir kapı. Her ne kadar bana sorulmasa da yeri gelmişken “niçin yazıyorsun” sorusuna cevabım, kendimi daha iyi hissetmek için olacak. Tıpkı resim yaparken olduğu gibi, yazarken de kızgınlığımı, kırgınlığımı, heyecanamı, durgunluğumu yansıtmak için. Ruhumu daha canlı tutuyorum bu sayede…

Şu anda değerlendirdiğim, Milliyet Blog çatısı altında toplanan, yazıya emek veren, paylaşmayı seven yazar arkadaşlar. Sabah işe geldiğimde nasıl gazetelerin sayfasını açıp Çetin Altan ne yazmış, Can Dündar dünü nasıl değerlendirmiş diye merak ediyorsam, blog yazarlarının gündem hakkındaki yazılarını da merak ediyorum, aşk üzerine düşündüklerini de ve hatta siyaset yazılarını ve tavsiye ettikleri mekânları, sinemaları, kitapları da.

Blog adı altında toplandığımızdan dolayı blog yazarı olarak isimlendiriyoruz. Kendimi bu grubun içine çok dâhil bile edemiyorum. Hani öyle ki, çekinerek yazıyorum. Yani çok fazla zaman ayıramadığımdan, fazla yazamadığımdan ve mesleğimin sanata çok yakın olmamasından dolayı kendimi blog yazarı kategorisine bile almıyorum. Sadece yazmanın gönül işi olduğunu ve herkesin yazılarına ne kadar değer verdiğini biliyorum. İşte bu yüzden yıllar sonrayı beklemeden zaman içinde değerlendirilmek adına, Milliyet Blog yazarlarının da ilk ödülü “Milliyet Blog Kültür ve Sanat Ödülü” olabilir diye düşündüm. Emeklerinin karşılığı olarak böyle bir ödüle layık görülmek mutlu edebilirdi. Bu ödül, belki seneler sonra bile anlamını koruyabilecek bir yazı için verilebilir blog yazarına.

Blog’la ilk tanışmam Sevgili Ali Gülcü’nün hislenerek okuduğum “Papatya Falı” yazısıyla olmuştu. Şimdi hayat dolu neşeli yazıları, moralimin en bozuk olduğu anlarda keyif veriyor bana. Kendisini “Milliyet Blog Kültür ve Sanat Ödülü” adayları arasına yerleştiriyorum.

Daha birçok bu ödüle layık olan arkadaşlarımız var;

Yazdığı yazılarla ve keskin kalemiyle gündemden düşmeyen ve güzel bir gelecek ateşiyle yanan, felsefe yazılarıyla aklımı karıştıran Yeşilsoğan, Siyaset yazılarının arasındaki bloglarını şiir ve öykülerle renklendiren Celal Çelik, çok yönlü yazılarıyla Erzurum’un rüzgârını hissettiren Murat Ertaş, her daim duygusal yazılarıyla gönlümün tacı Benmaya, Haşimce, Kevser Şekercioğlu, Yağmur Zamanı, nükteli sıcak yazılarıyla Ömer Sebahattin Çetin, dobra kalemiyle Yekruseha, şiir tadındaki yazılarıyla Üç Nokta, güldürmeyi başarabilen Kerem Oğuz ve rengarenk kalemleriyle A&Life, Ahmet Aydın, Akşam Güneşi, Ali Bakmaz, Ali Gel, Ay_Canzmr, Aygoz/Ata, Ayrıntıda Gezinmek, Bal Damlaları, Bülent Bitgen, Canmehmet, Duru Dal, Emel Dedeoğlu, Esma Kahraman, Ezgi Umut, Gezimanya, Guguk Kuşu, Hakan Şahin, Halide, Hande Uçan, Harun Deniz, Hasan Arslan, Havva, Homeros, Işıl, İbrahim Kaya, İhsan Zeybek, Kendimce, Kulunç, Matilla, Mavi Nü, Mehmet Eren, Meral Yağcıoğlu, Mesut Selek, Mete Orhan, Metin Özkaya, Miss Ladyburg, Murat Ersöz, Mustafa Gülek&Zadig, Muzaffer Cellek, Nariçi, Nazan Köseoğlu, Nesrin Maraz, , Newyorker, Ömerşerif, Özgürce, Papatya650, Ruksan İldan, Rehberlik Saati, Roji, S.Aydın, Sema Çürük, September1 Özlem, Septes, Serap İnce, Sevda Işıklı, Shalımar, Silence, Stilwater, Turquaz_75, Ufaklık, Yakupay, Yaşam Çiçeklerim, Yeşim Esemen, Yeşim Özdemir, Yiğit Özkan…

Ve şu an ismini atlamış olabileceğim bu ödüle layık diğer arkadaşlarımız…

Mutlaka sizin de belirleyebileceğiniz gönlünüzde bu ödüle layık, yazılarını sabırsızlıkla beklediğiniz kişiler vardır…

En azından çoğu, benim gönlümde böyle bir ödüle hak kazanmıştır ve yazılarını okuyabilme fırsatı verdikleri için bu bir teşekkür vesilesidir.

Hak ettiğiniz ödülleri fazla beklememeniz dileğimdir…

Kaleminiz daim olsun…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tatildeydim.. blog yazılarını ancak okuyabiliyorum.. adımı yazdıgın kişiler arasında görmek çok güz... onur verici.. lakin burada olmak sen gibi bazı güzel arkadaşları tanımak görmek çok güzel... tşekkürlerimle soyadı gibi "güzel" arkadaşım, adaşım... kucak dolusu sevgilerimle..

sema öztürk 
 08.02.2009 20:52
Cevap :
Hoşgeldin canım. Sen o yerde olmayı hak ediyorsun. Dilerim kıymet bilen bir hayat olur yaşadığın, kalemin daim olsun...  09.02.2009 8:13
 

Aslında büyük ödül, adının ödüle layık listesinde geçmesidir. Bu kadarı da kafi ;))) Teşekkürler Sevgili arkadaşım. Tüm ödüller senin olsun dileğiyle ;))

Nazan Köseoğlu 
 05.02.2009 23:25
Cevap :
Teşekkürler benim gönlü zengin arkadaşım, ödüller hak edeni bulsun, sevgiler sana:)  06.02.2009 8:40
 

Milliyet Blog'da olmanın birçok yararını gördüm.Birçok bolg yazarı arkadaşla yüzyüze görüşme,tanışma fırsatım oldu.Sizi de MB sayesinde yazılarınızdan tanıdım.Çok da memnunum bu durumdan.Sizin kalemizden çıkan bir yazıda,ödüle lâyık görülmektende memnunum açıkçası.Bana sorarsanız;ben kim,ödül kim?Selamlar ve sevgilerimle.

Ahmet AYDIN 
 04.02.2009 22:29
Cevap :
Ben de sizi tanımaktan mutluyum Ahmet Bey. Ödül süpriz bir şekilde çalar kapıyı. Belli olmaz önceden kime ait olduğu. Hayatta beklediğiniz ödüllere kavuşmanız dileğiyle, saygı ve sevgiler...  05.02.2009 12:32
 

En büyük ödül, yazı yazabilmek ve burada olmak... Sağlıcakla kalın...

Hakan Şahin 
 04.02.2009 17:54
Cevap :
Sevgili Hakan Bey, onlar başlangıç, devamı var...Saygı ve sevgiler...  05.02.2009 12:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 898
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1381
Kayıt tarihi
: 21.02.07
 
 

Bir yaz gecesi hatırasıyım. Haziran doğumluyum. Bilirler haziran doğumlular. Hele ki haziranın tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster