Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
899
 

Milliyet.com.tr; 02.03.2010 salı, saat 16.18: "İlkokulda bıçaklar konuştu..."

Gençlerimizi, çocuklarımız kaybettik... Kapanın elinde kalıyor gençlik... Kimi cep telefonu kurbanı, kimi bilgisayar kurbanı, kimi siyaset kurbanı, kimi yoksulluk kurbanı, kimi sevgisizlik kurbanı, kimi ayrılık kurbanı, kimi cemaat kurbanı, kimi öksüzlüğün yetimliğin kurbanı, kimi işsizlik kurbanı, kimi eğitimsizlik kurbanı, kimi çete kurbanı, kimi sigara alkol kurbanı, kimi menfaat kurbanı, kimi her türlü istismarın kurbanı... Bu gidişle hepimiz kaybedeceğiz... Kaybeden gençlik, aynı zamanda kaybettirecek...

Gençlerimiz tükendi... Azala azala biten sevginin kurbanı oldu gençlik...

Niye böyle olduk?!.. Nerede hata yaptık?!.. Bunu sayıp sıralamaya, açıklamaya sayfalar yetmez...

İlk ve en baş neden tüm değerlerimizi kaybettik... Sevgi bitti... Merhamet ve tahammül bitii...

Çok ama çok acı bir gerçek şu ki; yazmak görevimdir, yazayım; ırz düşmanı, mal düşmanı, can düşmanı acımasız bir kitle; gençlik içinde mevcuttur. "Üzüm üzüme baka baka kararır." misali kararıyor gençlik... İçim yanıyor; ciğerim sızlıyor...

Gençlerin çoğu babasının-annesinin emeğini, işini gücünü, çilesini, kira derdini, çabasını, nasihatını aklına takmıyor. Çoğunun cebinde harçlık da yok. Kantinden simit alıyorsa ayran alamıyor. Eğer cep telefonu varsa, kontürü de varsa ve sevgilisi(!) de varsa gerisi vız geliyor. Okumaymış, dersmiş, öğretmen, ana-baba nasihatıymış bunlar umurunda bile değil... En kenar semtteki bir okula uğrayın, kız erkek arkadaşlıklarının düzeyindeki bizim olmayan, bize benzemeyen davranışlarını görün; tam bir hayal kırıklığı yaşayacaksınız...

Beşinci sınıf ders kitapları "Vatan ve Millet" ünitesiyle başlardı. Şimdilerde bu ünite yok. Gençlik yok!.. Vatan ve Millet de daha ne kadar dayanacak, bu menfi gidişe bilemem!..

Bir şeyler değişiyormuş... Bir şeyler değiştirilecekmiş... Batıcıymışız, Natocuymuşuz... Şimdi Avrasyacı mı olacak mışız... Daha mı özgür olacak mışız ne?!.. Bunlar hep masal... Nerede milletin bütünlüğü... Sevgisini, merhametini kaybeden bir millet; gençliğini de kaybetmişse, bir türkü sözünde söylendiği gibi "gör başına neler gelir!.."

Türkiye'nin birliği, Türk Milleti'nin sevgisi, tek çare bu!.. Değişimmiş, Avrupa Birliği imiş, ileri demokrasi imiş geçiniz bunları... Bizi adam edecek tek şey sevgidir, sevgi...

Evet değişelim... Bugünden tezi yok değişelim; birbirimizi çok sevelim.... Daha bir merhametli olalım... Bizi kurtaracak tek değişim sevgidir... Sevgi sevgi sevgi; daha çok sevgi... Milletleri kurtaracak tek şey sevgidir...

Bir ibret vesikası olarak Milliyet.com.tr'nin haberini de kaydedeyim;

"Okulda öğrenci kavgası: 3 yaralı

Süleyman EKİN- Erol AKKIR/ANTALYA, (DHA)

Teneffüste yumruk, sopa ve bıçaklar konuştu

ANTALYA'da bir ilköğretim okulunda teneffüs sırasında öğrenciler arasında çıkan tartışma, bıçak ve sopaların kullanıldığı kavgaya dönüştü. Olayda, 3 öğrenci bıçak darbeleriyle yaralandı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu açıklandı.

Olay bugün öğle saatlerinde Gebizli Mahallesi'ndeki Gültekin İlköğretim Okulu'nda meydana geldi. Arkadaşları ile birlikte teneffüste yemek yiyen 8'nci sınıf öğrencileri Ali G., Kazım K. ve Müslüm Ç., yanlarına gelen birkaç öğrenci ile tartışmaya başladı. Aralarında daha önce de kavga ettikleri öğrenilen çocuklar, öğretmenlerin gözü önünde yine kavgaya tutuştu. Kalabalık içinde bulunan yine 8'nci sınıf öğrencisi olan Uğur O., aniden belinden çıkardığı bıçağı rastgele sallamaya başladı. İlk bıçak darbesini Ali G. aldı. Arkadaşlarının bıçaklandığını gören Kazım K. ve Müslüm Ç., öfkeli Uğur O.'ya müdahale edince bu kez onlar da aldıkları bıçak darbeleriyle yere yığıldı. Arkadaşlarına yardım etmek isteyen Ali G'nin üzerine yürüyen Uğur O., 6 kez daha bıçağını savurdu. Uğur O. ve arkadaşları daha sonra olay yerinden kaçtı.

Sol koltuk altından 4, göğsünden 1, sağ koldan 1 ve sağ karın boşluğundan da 1 olmak üzere toplam 7 bıçak darbesi alan Ali G., çağırılan ambulansla Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Ardından gelen ikinci ambulansla Kazım K. ve arkadaşı Müslüm Ç. de aynı hastaneye götürüldü.

Kavgayı duyan veliler okula koştu. Çocuklarını okuldan alan veliler, okul yönetiminin şiddeti önlemede pasif kaldığını söyledi. Müdür ve öğretmenler ise okulda yaşanan olaylardan duydukları üzüntüyü dile getirdi. Polis olay yerinden kaçan Uğur O. ve ona yardım eden arkadaşlarını kısa sürede yakalayıp polis merkezine götürdü."

Acı değil mi?.. Biz bize benzemiyoruz çoktandır...

Cep telefonu, kontör ve sevgili işte size gençlik!..


Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hafta sonları , onlarla sahilde yürüyüşe çıkmaları, onlarla konuşmaları ve onları dinlemeleri. Çocuklarımızın aslında tüm istediği budur. Çocuklarımız sevgiyle , ilgiyle büyüdükleri zaman , kendilerini bilen , sağlam yere basan , köstek değil ,destek olan birer genç olacaklardır. Bizlere bu saatten sonra , çocuklarımıza sevgimizi göstermekten başka bir şey maalesef düşmemektedir.Tabi bu arada sevgisini nasıl göstereceğini bilmeyen ebeveynlerde , bunun yollarını çok geç olmadan bulmalıdırlar. Çocuklarımız ,(gençlerimiz değil) yani yarının gençleri , para istemiyorlar bence. Sevgi , ilgi , alaka , değer verilme istiyorlar. bizler maalesef iş işten geçtikten sonra , tepkimizi veriyoruz. Zaten hangi işimiz doğru ki. Bugünkü gençlikle ilgili çizdiğiniz tablo , ne yazık ki bizlerden kaynaklanıyor.Ağaç yaşken eğilir.Sevgiyle saygıyla.

Melih Togay 
 15.03.2010 13:36
Cevap :
Sevgili Melih Togay; sevgi ve merhamet kalmadı. Mesela bir okulda öğretmensiniz; her öğrenciyi kendi evladınız gibi gören bir öğretmen...Okuldaki öğrencilerin tamamını tanımaya çalışıyorsunuz:Kim fukara,kim yetim-öksüz,hangileri ana-babadan ayrı,hangileri şiddete maruz... bunları tanıyorsunuz. Fakat elinizden hiçbir şey gelmiyor. Müdüre iletsen eğer dert babasıysa;derdi dert bilip çare arıyorsa biraz çözüm bulursunuz.Sonuçta okuldan her çıkışınızda üzüntü sarar sizi,çaresizce eve doğru yolalırsınız.Evde yemek yerken yoksul öğrencileri düşünürsünüz.Kanıksanmışlık herkesi sarmış.Bir de gemisini kurtaran herkes kaptan.Düşenin dostu yok.Düşen de bir bilinçle kendimi kurtarayım demiyor.İnşallah düzelir herşey... Selam, sevgi ve hürmetlerimle...  15.03.2010 19:54
 

Güzel ve gönlünüzdeki hüznü birebir anlatan içten yazınıza katılmamak elde değil.Yazınızda bir yerde biz nerde hata yaptık diye soruyorsunuz.Hatayı biz yaptık evet. Ağır ekonomik şartlar altında kimseye muhtaç olmamak için didinip dururken çocuklarımızı unuttuk.Akşam eve geldiğimizde , onların yüzüne gülerek , kucağımıza alarak yanaklarından öpmeyi unuttuk.Yemeği yedikten sonra TV nin karşısında sızdık.Sabah yine işimize gittik.Sandık ki , ekonomik şartlarımızı düzeltip ,yükseltip onları en iyi okullarda okutabilmek , en iyi şekilde giydirebilmek onların ihtiyacı ve isteği. Çünkü bizler büyüdüğümüz için , onlarında bizler gibi büydüğünü sandık. Onların ihtiyaçlarıyla , kendi ihtiyaçlarımız bir bildik. Bizler kendi heveslerimizin ve isteklerimizin kölesi olduk ve çocuklarımızıda köle yaptık. Oysaki onların istediği , anne ve babalarının güzel gülen yüzleri ve verecekleri sımsıcak sevgileri. Akşam babaları ve/veya anneleri geldiğinde , somurtmadan ,onlara hal hatır sorması.....

Melih Togay 
 15.03.2010 13:25
Cevap :
Sevgili Melih Togay;biz yetişkinlerin arkadaşları, dostları artık yok; çünkü insanlık öldü ve buna bağlı olarak da komşuluk ve akrabalığa bağlı yaşama umut veren o güzel duygular da bitti.Bizler dedemizden-ninemizden kalan güzellikleri yaşayamaz olduk. Çocuklarımız yalnız kaldılar; insansız, sevgisiz kaldılar. Gençlerin dostları telefon ve bilgisayardır. Çok uluslu Sermaye (ÇUŞ) de bilinçli olarak dünyanın her yerinde birbirinin aynı bir gençliğin oluşması için milletlerin değerlerinin yer ile yeksan olmasına yolaçtı.Gençlik giyimiyle,az kelimeli konuşmalarıyla biribirini aynısı oldu.  15.03.2010 19:44
 

Aldılar bizi bizden öğretmenim. Çocuklarımızı sevelim. Çok sevelim. Tüm söylediklerinize katılıyorum. Yazık, çok yazık. Size, bize, ekmek uğruna evde tek başına bıraktığımız çocuklarımıza. İnsanın içinin acımaması mümkün mü? Baksanıza onca okumuş, bu ülke sevdasından başka hiçbir şey düşünmeyen insanlara neler yapıyor, ne çamurlar atıyorlar. Birey diye diye çoğul olmayı unuttuk. Unutturdular!

Ayrıntıda gezinmek 
 03.03.2010 1:45
Cevap :
Sevgili Ayrıntıda gezinmek;bizim olan herşeyimizi kaybediyoruz. Kaybedilen o kadar çok ki, yazmaya yetişemiyoruz. Asla dokunulmaması, korunması gereken değerlerimiz bir bir yitip giderken; umudumuz da azalarak bitişe doğru gidiyor. En perişenı gençlik!.. Ne anlayanı var, ne dinleyeni, ne işvereni, ne de seveni... Gençlere yaklaşanlar da, yararlanmak isteyenlerdir. Çevremizden başlayarak gördüğümüz her gencimize, sevgi denen yaşam iksirini verebilirsek ne mutlu bize diyorum!.. Selam ve sevgilerimle... Her zaman çok iyi olmanızı diliyorum...  03.03.2010 15:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 316
Toplam yorum
: 578
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2054
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster