Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
22668
 

Mimar Sinan ve büyük aşkı Mihrimah Sultan

Mimar Sinan ve büyük aşkı Mihrimah Sultan
 

Yıllarca tarih sayfalarında savaşları, kavgaları, kaybedenleri kazananları okuduk .

Adı üstünde tarih bu şavaşsız, kaybedeni kazananı olmadan olmazdı.

Peki Aşkın tarihi var mıydı?

Yoksa aşkın kendisi mi bir tarihti?

Belkide bundan bir yanım hep eksik kaldı.

Aşkı kavgalarla, kaybeden ve kazananlarla savaş misali hep bir mücadele seklinde yaşamam bu yüzden belkide.

Tarih derslerinde bize aşktan hiç bahsetmediler.

Bu yüzden kahramanların, önderlerin, liderlerin, tarihe damgasını vuran o büyük insanların aşık olabileceği ihtimalini bile düşünmedim hiç.

Bir imparatorluğu yöneten, bir ulusa liderlik eden, tarihe damgasını vuran önderlerin, filozofların bir kadının aşkı karşısında eriyip biteceğini, günümüze kadar uzanan muhteşem eserler verebileceği, tarihin akışını değiştirebileceği ihtimalini de düşünmemiştim hiç.

Ben tarihi hep savaşlarla, kazanan ve kaybedenlerle okudum durdum.

Dünyaya hüküm sürmüş o liderlerin, adını dünyaya duyurmuş filozofların aşk karşısındaki yenilgilerini, aşkları karşısında vazgectiklerini okuduğumda yaşadığım şaşkınlık tarif edilemezdi.

Atatürk’ün eşi Latife hanımdan mı bahsetsem yoksa intihar ettiği öne sürülen Fikriye hanımdan mı?

Nietzsche'nin felsefesinin gelişiminde baş rol oynayan gizemli kadın Lou Salome’den mi bahsetsem...

Osmanlı Rus savasında, Osmanlı aleyhine sonuclar doguran, dillere  destan olmuş Baltacı Mehmet Paşa ve Çariçe Katerina’nın aşklarınımı anlatsam.

Osmanlı tarihinde çok önemli etkilere sahip olan Kanuni ile Hürrem Sultan’ın aşklarından mı yoksa...

Yoksa milyonlarca kişinin ölümünden sorumlu tutulan diktatör Adolf Hitler'in siyanür içerek intihar ettiği ana kadar yalnız bırakmayan veberaber ölecek kadar bağlılık duyduğu eşinden mi bahsetsem?

Ben hepsinden bahsedeceğim sizlere ama bir aşk varki günümüze kadar nutkumuz tutularak incelediğimiz eserlerinde gizli bir aşkın, güzel bir kadına olan hayranlığın, ona duyulan aşkın dile getirildiğini öğrenince çok etkilendim.

Bir çoğumuz Mimar Sinan’ın hayatı ve eserleri hakkında yazılar okumuşsunuzdur, o muhteşem eserlerini incelediğinizde nutku tutulmayan yoktur kanımca.

Ama bir hikayesi varki okudugumda en az eserleri kadar etkiledi beni.

Mimar Sinan ve büyük aşkı Mihrimah Sultan...

Osmanlı’nın büyük cihan padişahı ‘’Muhteşem" lakaplı Kanuni Sultan Süleyman’ın ve büyük aşk’ı Hürrem Sultan’ın bir kız çocuğu gelir Dünya’ya .
Efsane bir askın meyvesidir bu çocuk ve o masalsı aşkın meyvesine Mihrimah adı konulur.

Farsça'da Güneş ile Ay anlamına gelen adını, babası Sultan Süleyman koyar.

Gece ile gündüzün birbirine eşitlendiği günün müjdesidir Mihrimah Sultan.

Zaman geçip Mihrimah Sultan 17 yaşına geldiğinde İki talibi olur. Biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa dır. Diğeri ise saray’ın baş mimarı Mimar Sinan.

Padişah biricik kızını, Hürrem Sultan'ın da girişimleriyle kayıtlara rüşvetçi ve entrikacı kimliğiyle geçen Rüstem Paşa'yla evlendirir.

Sinan evlidir ve 50 yaşındadır ama bilinen odur ki Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır.


Rivayete göre Koca Sinan derin bir tutkuyla âşık olduğu Mihrimah Sultan'a kavuşamamıştır ama ona olan aşkını olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.

Mihrimah Sultan, Koca Sinan'ı huzura çağırtıp, kendi adına külliye yapmasını istiyor.

Sultan baba ferman çıkartıyor, kazmalar Üsküdar sahilinde aşkın sanata dönüşeceği bir şaheser için vuruluyor. Mihrimâh'ın temelleri yükselip, kubbe tamama erdiğinde; ortaya "eteklerini giyinmiş nazlı bir gelin" silueti çıkıyor.

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, düğümlendiği yerlerde, duygularını eserleriyle dile getiriyor adeta Koca Sinan.

Kimi sanat tarihçilerinin iddialarına göre, Mihrimah Sultan adına yapılan külliyelerin duru, gösterişsiz ve asil duruşuna rağmen içinin alabildiğine aydınlık olmasında da Sinan'ın duygularının izleri sürülebilir.

Acaba Sinan, Mihrimah Sultan'ın iç güzelliğini bu şekilde mi anlatmaya çalışmıştır yoksa ona beslediği naif duyguların güzelliği miydi anlatmak istediği ?

Yine iddialara göre Sinan'ın Mihrimah Sultan'ın eşi Rüstem Paşa için yaptığı caminin çinileri ve süslemelerinin tüm ihtişamına rağmen diğer bütün yapılarının aksine daha karanlık olmasının altında da bu aşkın izleri vardır.
Ama Koca Sinan’ın söyleyecekleri bununla kalmıyor...

Bu eserden 14 yıl sonra, Koca Sinan bir kez daha huzura çağrılıyor; bir külliye daha yapması isteniyor. İstanbul’un en yüksek tepesinde sanatın  aşka dönüştüğü şaheser yükseliyor.

‘Gönül Ferman dinlemez’ misali, o güne kadar ilk defa padişah fermanı olmaksızın Edirnekapı da, surların yakınına pek kimsenin ilgilenmediği ıssız yalnız ama İstanbul’ un en yüksek tepesi olan bir yere sanki aşkının gizli ıssız ve yalnızlığını ama bir o kadar büyüklüğünü haykırmak istermişcesine ikinci bir eser yapmaya koyulur, Mihrimah Sultan’a ithafen.


Derler ki; cami Mihrimah sultanın o duru gösterişsiz ve bir o kadar asil güzelliğine istinaden küçücüktür ve sadece 38 mt bir minareye sahiptir. Bir adet incecik kubbesinin üzerindeki 161 pencere ise iç güzelliğinin ne kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder.

O tarihte bu açıklıktaki ve bu kalınlıktaki bir kubbeye o kadar pencere dünya üzerinde sadece Mimar Sinan tarafından yapılabilirdi.

Ve yine denir ki Mihrimah Sultan’ın statüsü iki minareli cami yaptırmaya yetmesine rağmen yalnızlığını simgelemesi anlamında tek minareli yapılmıştır bu cami.

Matematik dehası Sinan, Mihrimah için yaptığı iki külliyenin içinde yer alan camilere bir sır da gizlemiştir.

Aşkını,  Üsküdar ve Edirnekapı Mihrimâh Sultan Camii'lerini öyle sihirli bir tılsımla mühürlüyor ki, o gün bugündür hâla  çözülemeyen bu sırra şaşırmamak o sevdaların naifliğine imrenmemek elde değil.

21 mart günü güneşin doğum ve batım yerleri tespit edilerek yapılmışÜsküdar ve Edirnekapı'daki bu iki camiyi aynı anda görebileceğiniz bir terasa atıverin kendinizi. Sonra Edirnekapı'daki caminin minaresinin üzerinden batan güneşle, Üsküdar'daki caminin arkasındaki ayın doğuşunu seyredin.

Gördüğünüz manzara size Mihrimâh Sultan'ın doğumunu (21 Mart), Mihrimâh (mihr= güneş, mâh= ay) isminin anlamını, akıllara zarar hesaplarla, zihinleri altüst eden Mimar Sinan'ın sanatını nasıl aşka dönüştürüşünü belgeler.

 “Bu nasıl bir hesaplama bu nasıl bir güzellik anlayışı, nasıl bir AŞK tır !”

Mimar Sinan’ın eserlerindeki o ince detaylar, o muhteşem hesaplamalara diyecek tek bir söz bile yok.

Ama Koca Sinan, Mihrimah Sultan’a gizli bir hayranlık duymasaydı, platonik bir aşk yaşamasaydı bu harika uyumu bir kompozisyon gibi bu şekilde işler miydi bilinmez.

Söylenecek tek söz var

‘’ Ey AŞK sen nelere kadirsin .’’

 

Gönül Sonzamancı

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok zor soru bu...:) Yazı için teşekkürler...

Ercü 
 28.09.2011 18:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 64
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1664
Kayıt tarihi
: 16.11.10
 
 

Mersin Üniversitesi Turizm Otelcilik Konaklama işletmeciliği mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster