Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
419
 

Mimar Sinan ve kişisel gelişim dedikleri(4)

Mimar Sinan ve kişisel gelişim dedikleri(4)
 

BELKİ,"BİR GÜN" KOCA SİNAN'I KONUŞMA KUVVETİ BULURUZ!


IV.GÜNÜN HAKİKATİ (1)

Tamam, şimdi net olarak hangi konuda yazmaya karar verip de, mürekkebi elime aldığımı biliyorum. Ve yazmakta kararlıyım. Size Mimar Sinan’ın hayatından kesitler aktararak, onun kişisel gelişimini nasıl tamamladığını ve onun hayatından bizlerin hangi dersleri çıkarabileceğimizi sizlerle paylaşacağım. Şu ana kadar koşan, yorulan, düşen, bazen hedefini şaşıran, ne yazacağını unutan, ama; azmini ve iç ateşini hiç kaybetmeden, ancak şuuruna erip ne anlatacağının farkına varan, beni takip etmekten usanmadınız ise ve hala benle koşmaya kararlı iseniz, başlıyorum. ( Şuurum tam yerinde, melekelerim de daha işlek olduğu için bundan sonra anlatacaklarımda kullanacağım cümleler kısa, net ve kararlı olacak, söz veriyorum.) Artık atalarım, atım, hazinem, aklım, yüreğim, aşkım, hafızam, dilim, sözlüğüm, kitaplarım, ve en önemlisi -her şeye rağmen- sizler yanımdasınız; nasıl olsa

Böyle bir konuda yazı yazmamın nerede ve neden aklıma geldiğini, hali hazırda oluşturduğum yazılı metnin bel kemiği sözlü hikayenin nasıl kendiliğinden dilimizden dökülüverdiğini sizlerle paylaşmayı isterim: Bir Haziran ayıydı… Hafta sonu için bulunduğumuz ilin sınırları içindeki bir köye ziyarete gittik. İki günlük neşeli ve bol oksijen depolanmış tatilimizden geri dönüş yolundayız. Köy hayatını bilmeyen yoktur herhalde? Şehrin hemen hemen aynı ebatlardaki taş blokları arasına sıkışmış dar mekanlarımızdan ayda yılda bir de olsa masmavi göğe, yemyeşil ovaya, buz gibi sulara, akan derelere kavuşmak nasıl iyi gelir bedenimize, yüreğimize ve sürekli karıncalı dolaşan beynimize? İşte, gezimize katılan tüm fertler olarak, tamamen tazelenmiş bedenimiz ve ruhumuzla şehre geri dönüyorduk. Kızlarımdan biri birdenbire, biraz önce geçtiğimiz dere yatağını gördükten sonra hatırlamış olacak, arabada şöyle haykırdı, teyzesine:

-Teyze, biliyor musun? Mimar Sinan’ın çocukken çok sevdiği bir kuzusu varmış, onu gözünün önünden hiç ayırmazmış. Bir gün, Sinan’ın kuzusu dereyi geçmeye çalışırken boğulmuş, Sinan buna çok üzülmüş. O anda kuzulara bir köprü yapma fikri gelmiş aklına. İşte, o günden sonra Sinan hep yapacağı köprülerin hayalini kurmuş, projelerini tasarlamış. Köydeki bütün insanlar, Mimar Sinan’ın bu hayalperestliğine hep gülmüşler.

Diğer kızım söz aldı:

-Evet, doğru. Geçen gün çizgi filmde seyrettik. ( Çocuklarımıza medeniyetimizi ve büyüklerimizi öğretirken batı çizgi film tekniğini kullanan ama içeriğini bizim kültürümüzden alan şuurlu ve yürekli, bizlerin içindeki günümüz dâhilerine çağdaş medeniyeti ve kültürümüzü yakalamak adına katıldıkları koşuda göğüsledikleri ip için teşekkür etmek istiyorum.) Sonra, o hayalini unutmayarak büyüyünce köprüler yapmış…

Artık, bu cümlelerden sonra arabanın içinde Koca Sinan’ı konuşur olduk…

( Devam edecek…)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 901
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 725
Kayıt tarihi
: 21.07.09
 
 

“Yazı yazmak” bir Yürek Yolculuğudur. Okumak ve yazmak bana Edebiyat alanının kapılarını açtı… Ed..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster