Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '18

 
Kategori
Dekorasyon
 

Mimar Tasarımcılar Dünyası, Mimar Nevzat Sayın

Merhaba
Mimarlar, tasarımcılar dünyası  röportaj serimizin Eylül ayı röportaj konuğu;  mimari ve tasarım alanında bir çok başarılı projeye imza atan Mimar Nevzat Sayın.
 
1-Türkiye’de mimarlık nasıl bir yolda ilerliyor? Mimari anlayışınızı, tavır ve tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
 Mimarlık dediğimiz faaliyet alanı oldukça geniş bir alanı kapsıyor. Burada kastedilen mimarlık gündemi belirleyen ya da belirlenmiş gündemin içinde olan yapılardan söz eden bir mimarlıksa az sayıdaki iyi, çok sayıdaki kötü örnekleriyle, paldır küldür ilerliyor diye düşünüyorum. Kent topraklarının çok pahalı olması nedeniyle abartılı imar haklarıyla bulunduğu yere sığamayan yapılar genellikle dört fili bir Wolksvagen'e nasıl yerleştirirsiniz gibi bir soruya cevap bulmaya benziyor. Ve cevap çoğu zaman iki öne, iki arkaya gibi tuhaf bir cevap olmaktan öteye gidemiyor. Kentsel ölçekteki projeler ise nedense kapalı kapılar ardında, kimin ne yaptığından kimsenin haberi olmadan, büyük bir gizlilik içinde yürüyor ve kentsel ölçekte tartışma ve düşünce üretmekten uzak kalıyor.
Biz de bu tanımlar içine giren projelerin içinde oluyoruz. Tekil olarak mücadele edilecek konular değil bunlar. Mimarlık, yerel ve merkezi yönetimlerle, sermayeyle, yasa ve yönetmeliklerle bağlı bir konu olduğu için çoğu zaman tanımlanmış çerçevelerin içinde kalarak sürdürebiliyoruz çalışmalarımızı. Buna rağmen elimizden geldiğince anlamlı, sakin, kalıcı, sorunlara çözüm üretebilen iyi bir mimarlığın peşindeyiz. Tavrımız bu ama tarzımız yok...Her defasında konuya ilişkin sorunları girdiye dönüştürerek çözmeye çalışıyoruz.
 
2-Mimarların  ve İç mimarların  meslek tanımları, görevleri, ölçekleri konusunda zaman zaman anlaşmazlıklar ortaya çıkıyor.Sizin bu konuda düşünceniz nedir?
Mimarlık iç ya da dış diye ayrılabilecek bir konu değil. Her iki durumda da mimarlığın temel meselesi mekan kurmak. Bu yüzden bu sınırlamanın çok sentetik bir sınırlama olduğunu düşünüyorum. İç mimarların mimarlık yapamamalarının haklı nedeni donanımlarının yapı üretimine yetmeyeceği ile ilgili ama, mimarların donanımının iç mimarlık üretmeye yetmeyeceğini söylemek tuhaf olur. Bu konu o kadar uç noktalara kadar geliyor ki mimar kendi yapısında bile iç mimarlık diye tanımlanan şeyleri yapardı/yapamazdı diye tartışılabiliyor. Bence anlamsız bir tartışma.
 
3-Günümüz projelerinde çok ciddi bir sorun olan öykünme-taklit konusu hakkında ne düşünüyorsunuz. Sizce bu sorun nasıl çözüme ulaşabilir, engellenebilir?
 Kendine dair bir düşüncesi  olmayanların  yapabileceği tek şey başkalarının düşüncelerinden hareket etmek. Konu düşünce olduğunda sorun yok ama, o düşünce doğrultusunda üretilmiş şeylerin birbirine benzerliği olduğunda sorun var. Mimarlık da bu konudan nasibini alıyor. Sorundan değil de çözümden yola çıkan anlayışların uzantısında, şu ya da bu nedenle beğenilen, ya da moda olan bir şeye benzemek, mimar için de mal sahipleri için de riski az bir yol olarak tercih ediliyor. Bu konuda mimarlık tarihine geçecek bir hikaye var. Son yıllarda İstanbul'da yapılmış iki yapının mimarı yapılarının taklit edildiği gerekçesiyle birbirlerine dava açtı. Hakimin kararı ibret vericiydi; her iki mimarın da birbirlerini değil başka bir mimarı taklit ettikleri kararına vardı. Kendine ait bir düşünceye sahip olmak öğretilemeyeceği için bu sorun çözülemez.
 
4-Projelerinizde aldığınız bir çok ödül bir yana, Ağa Han mimarlık ödüllerine 2 defa aday gösterildiniz. Bir mimar olarak size bu ne hissettiriyor, hangi duygunuzu besliyor? 
İyi yaptığınızı düşündüğünüz bir işin başkaları tarafından da farkedilmiş  olması devam etmenizi kolaylaştırıyor. Anlamsız, sıkıcı bir yığın zorluğun arasında iyimser olmanıza katkıda bulunuyor ve her şeye rağmen iyi şeyler yapmak konusundaki  ısrarınızı anlamlı kılıyor.
 
5-Bugüne kadar yaptığınız projeleriniz içinde sizin için en özel olan projeniz hangisidir, neden? 
 İlk yapım olan Gön yapısı en özel olma halini koruyor. Şimdi ne yazık ki tanınmayacak bir halde ama benim için benim için hâlâ böyle. Sanırım ilk olmanın ayrıcalığı nedeniyle bu böyle. Şimdi projelerini bitirip, teslim ettiğimiz ama henüz inşa edilmemiş olan Eskişehir Anadolu Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi yapıldığında bu en özel olma sıfatını ele geçirecek gibi görünüyor.
 
6-Sizce mimarlarlıkta malzeme bilgisi ne kadar önemli? Kullanmaktan asla vazgeçmediğiniz malzeme nedir?
 Malzeme bilgisi temel  bilgilerden biri. Malzemeyle düşünüyoruz. Yapının ne ile yapılacağı, nasıl yapılacağını da, neye benzeyeceğini de yakından ilgilendiriyor. Kullanmaktan asla vazgeçmeyeceğim bir malzeme yok ama hiç kullanmayacağım malzemeler var. Mış gibi görünen malzemeleri kullanmıyorum. Taş gibi görünen seramikleri, ahşap taklidi yapan plastikleri, betona benzetilen fiberglasları gülünç buluyorum.
 
7-Bir röportajınızda “Mimar Dünyayı Daha Anlamlı Hale Getirmeye Çalışır” demiştiniz. Sizin böyle olduğuna inandığınız mimarlar  kimlerdir?
Böyle düşünüyorum ama biliyorum ki az sayıdaki mimar bunu yapmaya çalışıyor, çünkü; az sayıdaki mimarın, dünyanın nasıl bir yer olmasına dair bir fikri var. Ve üstelik bu az sayıdaki mimarın da çok azı bunu becerebiliyor. Çinicilerin ODTÜ yerleşkesi, Bektaş'ın TDK binası, Eldem'in Bayramoğlu yalısı, Cansever'in Demir evleri,  Arolat'ın Sancaklar Camisi, Bizim Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul yerleşkesi ve özellikle mimarlık fakültemiz,  Arkan'ın  Hariciye Köşkü, Tümertekin'in  B Evi,  Holzmeister'ın Cumhurbaşkanlığı Köşkü bu düşünce doğrultusunda yapılmış ya da sonunda bu tanıma girmiş yapılardan hemen ilk aklıma gelenler. Bir raslantıyla var olduğumuz dünyayı daha anlamlı hale getirmek için mimarlık iyi bir yol.
 
8-Günümüzde İç mekan uygulamalarında özellikle konut projelerinde kimlik ve özgün olmama sorunu yaşanıyor. Sizin bu konuda  en önemli kriteriniz nedir? 
Kendi hayatları hakkında kayda değer bir fikri olmayanların, başkalarının hayatlarını taklit ederek bir mekân oluşturma çabalarının umutsuz vakalara dönüşmesiyle sonuçlanıyor. Az önce malzemeler için söylediğim şeyler burada da geçerli. Hakiki değil, mış gibi görünüyor. Benim kriterim hakiki olmak. Özellikle konut projelerinde kullanıcı ile mimar arasındaki işbirliği çok önemli. Bu her konuda böyle ama, konutta çok dar bir alana sıkıştığı ve kişisel meseleler işin içine girdiği için ayrıca önemli. Mimarlar öğrenir, mimarlık öğretir. Yeter ki derin bir merakınız, hakiki bir düşünceniz ve anlamlı bir yorumunuz olsun.
 
9-Genç mimar adayları-mimarlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Onlara vereceğiniz en önemli tavsiye nedir?
 Mimarlık eğitiminin çok önemli sorunları var. Çok istekli ve çalışkan olanlar her durumda yapabilecekleri için başarılı. İsteksiz ve tembel olanlar için yapacak bir şey yok. Ama eğitimin,  temel meselesi olan ortalamayı yükseltmek konusunda çok aciz olduğunu düşünüyorum. Abartılı sayıda mimarlık okulu var. Mekânları,  ekipmanları, kadroları, programları çok yetersiz. Bu yüzden ne yazık ki buralardan mezun olanlar hakkında iyi düşünmek zor. Buna rağmen meraklı, istekli ve çalışkan olan genç tayfanın içinden çok iyi mimarlar çıkıyor. Her şeye rağmen meraklarını, tutkularını, çalışkanlıklarını yitirmemelerini, bulundukları yer hakkında bir düşüncelerinin olmasını, tarihin onlarla başlamadığını, öncelerinin olduğunu ve öncelerini tanımaları gerektiğini hatırlatır, bütün bunların toplamından bir dünya görüşü üretebilmelerini tavsiye ederdim.
 
NEVZAT SAYIN 
Nevzat Sayın, 1954 yılında, Hatay’da doğdu.1978 yılında, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. 1986'dan bu yana İstanbul'da kendi mimarlık ofisinde çalışıyor. Yurtiçi ve yurtdışı mimarlık ödüllerine aday gösterildi ve ödüller aldı. 1990-2004 arasındaki çalışmaları “Düşler Düşünceler İşler” adlı kitapta toplandı. 2015 yılında Umur Matbaa’nın düşünce ve yapım sürecini anlatan “Bir Yapı Kitabı” yayınlandı. NSMH adı altında süren çalışmalarının yanı sıra Türkiye’nin farklı mimarlık okullarında öğretim görevlisi olarak verdiği hizmetleri, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Yüksek Lisans Programı kurucu üyesi ve stüdyo yöneticisi olarak sürdürüyor. Mimarlık öğrencileri için yaz okulları, konferanslar, jüriler, atölye çalışmaları da mimarlık eğitimi ile ilişkisinin önemli parçaları olmaya devam ediyor. Çalışmalarının bir diğer bölümünü de; mimarlık yazıları, röportajları, sergileri ve yayınları oluşturuyor.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 291
Kayıt tarihi
: 10.02.15
 
 

Meral Akçay Konsept & Mimarlık kurucusu. Mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra birçok firmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster