Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1375
 

Mini bir İtalya turu

Mini bir İtalya turu
 

İtalya’nın Arezzo kentinde geçtiğimiz Mart ayında düzenlenen modern ve çağdaş sanat fuarı Artexpo’ya Türkiye’den davet edilen sanatçılar arasındaydım. Fuar sayesinde ziyaret ettiğim İtalya kentlerinin her biri büyüleyici güzellikteydi. 

TOSKANA’DA LEZZET ÜSTÜNE LEZZET 

Arezzo, tarihi ve doğal mirasıyla olağanüstü güzellikte; Toskana bölgesinin gözbebeği. Grande Meydanı ve çevresindeki ara sokaklar keşfedilmeyi beklerken çok sakin. Dondurucu soğuk hareketimizi engelliyor. Meydandaki Cafe Vasari’de kahve, sıcak şarap ve Filipinli George ile sohbet içimizi ısıtıyor... Ünlü mimar, ressam, yazar ve sanat tarihçi Giorgio Vasari’nin sayısız eserlerinden biri olan binanın alt katında epeyce zaman geçirip, George’un tavsiyesi üzerine, yemek için Trattoria Saraceno’ya gidiyoruz... Yöresel yemeklerine, ekmek ve özel yapım şaraplarına doyum olmuyor... 

Yemek içmek demişken, canı döner çekenler için İstanbul Kebap; istasyonun tam karşı caddesinde. 27 yıl önce Ankara’dan gelip Arezzo’ya yerleşen Fidan Hanım işletiyor. 

Santa Maria Kilisesi ve hemen karşısındaki Ivan Bruschi müze evi burada görülmesi gereken yerler arasında. Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi ve tepede konuşlanmış Doumo Katedrali ile freskleriyle ünlü San Francesco Bazilikası da… 

Arezzo ve Pisa’da en zor şey taksi bulmak. Oteliniz tren istasyonuna uzaksa, yandınız. İstasyonda bir saatten fazla taksi bekledik. Altı günde Arezzo Etrusco otelde konaklayıp trenlerle gidebileceğim yerlerin sınırlarını epeyce zorladık. Floransa trenle 45 dakika... Roma hızlı trenle bir saat on dakika, arabayla yaklaşık üç saat. Pisa ise Floransa aktarmalı iki saat. İkişer gün ayırdığımız Floransa ve Roma’ya zaman yetmese de Rönesans’ın doğduğu topraklarda dolaşmak ve o havayı solumak bile ruhumuza çok iyi geldi. 

“TANRI AŞKINA!..” 

Floransa’da Santa Maria del Fiore Katedrali biraz önce fırından çıkmış beyaz kremalı dev pasta gibi. Arezzo’nun sakinliği yok burada. Etrafta mis gibi kahve kokuları. Hava kararmaya başlayınca kurulan el sanatları çadırları havayı biraz bozuyor. Michelangelo’nun David heykelinin kopyasına Signoria Meydanı’nda rastlıyoruz. Palazzo Vecchio’nin önünde Neptün Çeşmesi ve Yunan mitolojisinin canlandığı heykellerin arasında turistler ve şehir performanscılarından mermer adam ve melekler var. Cellini’nin ünlü eseri Perseus Medusa’nın kafasını havaya kaldırmış. Altında ise soluklanan biz gezginler... Acaba müzeyi gezebilir miyiz diye düşünüyoruz. Palazzo Vecchio’da başka bir sergi de bizi bekliyor: Damien Hirst’e ait ünlü eseri “For the Love of God /Tanrı Aşkına”. Hirst’in 8 bin 601 pırlanta ve 52 buçuk karatlık pembe bir elmasla kapladığı kafatası bir süreliğine sergilenmek üzere burada. 

Floransa sokaklarını spiritual müzik ve dansları ile arşınlayan Krishnacı gençlerin sesine kayıtsız kalamıyoruz. “Hare Krishna Hare Krishna Krishna Krishna Hare Hare Rama Hare Rama Rama Rama Hare Hare”  

ROMA’YA İKİ GÜN YETMEZ AMA! 

Roma’da ilk önce Galleria Nazionale D’arte Moderna’yı geziyoruz. Müzenin içinde ayrı bir biletle girilen; Dante Gabriel Rossetti, Edward Burne eserlerinin sergilendiği bölümde ise sembolist heykeltraş (Londra 1860-1928) George Frampton’un ünlü eseri Lamia’yı da görme fırsatını bulduk. Frampton, mitolojik bir karakter olan Lamia’nın portre heykelini bronz, fildişi ve opal cam kullanarak 1900 yılında yapmış. 

Ardından ünlü Piazza di Spagna, yani İspanyol merdivenlerindeyiz. Kalabalığın arasından yavaş yavaş çıktığımız merdivenlerin sonunda Trinita dei Monti Kilisesi’nde ayine denk gelmemiz bir sürpriz. Havanın 18 derece olması sokak ressamlarının yüzünü güldürmüş olmalı, müşterileri sırada bekliyor. Merdivenlerden inip Barcaccia çeşmesine bozuk para atıp dilek tutuyoruz. 

“NÜKLEERE GÜVENEMEYİZ!” 

Roma sokaklarında sık sık karşımıza çıkan Berlusconi’nin çıtır kızlarla birlikte toz gibi süpürüldüğü esprili afişi fotoğraf makinemde yerini hemen alıyor. Navona Meydanı’ndan kulağımıza gelen güzel müziğe doğru ilerliyoruz. Di Pietro yazılı mavi-beyaz balonların uçuştuğu ve bayrakların dalgalandığı meydan çok hareketli. İtalyan halkı yakında yapılması planlanan nükleer santraller için endişeli. Ellerindeki pankartlarda “Nükleere güvenemeyiz!” yazılı… 

Antik Yunan ve Roma’da müsabaka ve yarışların yapıldığı alanlardan biri olan Navona Meydanı üç büyük çesmesiyle ünlü. Nehirler çeşmesi, kayalar üzerine oturan dört heykel Nil, Ganj, Tuna ve Rio della Plata’yı temsil ediyor. Moro ve Kazancılar çeşmesi, sokak ressamları, kafeler o kadar canlı ki, meydandan ayrılmak zor oluyor. 

Şimdi Venedik Meydanı’ndayız. Sacconi’nin çizdiği ve İtalya’nın bağımsızlığını kutlamak için inşa edilen II. Vittorio Emanuele anıtının kar beyazı mermerlerinin üzerindeki simsiyah melekler muhteşem görünüyor. Buradaki merdivenlerde oturmak yasak. Deneyenlere sert bir uyarı düdüğü geliyor. Roma Senatosu’nun yaptırdığı Costantino Takı, Roma Forumu, Saturno Tapınağı ve Kolezyum Roma’da gezdiğimiz yerler arasında. 

Of! Bu şehre bir hafta yetmez… 

ETKİLEYİCİ VATİKAN 

Pisa’da Piazza dei Miracoli yani Mucizeler Meydanı’nda geçen bir gün. Ortak biletle gezilen Duomo di Pisa Katedrali ve Anıt Mezar Camposanto anlatılır gibi değil, görülmeli… 

İstasyonlarda trenlerin peşinden koşarak geçirdiğimiz altı günlük Arezzo maceramızın sonuna geldik. Son günümüzde Vatikan’ı da görmeden dönmeyelim diyoruz. 1377’den bu yana Papalık merkezi olan Vatikan çok etkileyici. San Pietro meydanı gelenleri kuçaklıyor sanki. Etrafımızı saran devasa sütunlar ve üzerindeki heykeller baş döndürücü. San Pietro Bazilikası’nın bulunduğu bu meydanda Michelangelo Kubbesi çok uzaklardan fark ediliyor. Vatikan’ın renkli askerleri de… 

Sıkı bir aramadan sonra girdiğimiz bölümde Papaların anıt mezarları var. Dua eden rahibelerin arasından çekinerek, sessizce geçiyoruz. Kısıtlı zamanımız da doluyor. Artık dönüş vakti... Uçağımız saniyesi saniyesine kalkıyor. 

Artexpo Arezzo'dan birkaç not: 

- İtalya’nın Toskana bölgesinde 17-21 Mart tarihleri arasında gerçekleşen Modern ve Çağdaş Sanat Fuarı Artexpo 2011 Arezzo’nun sanat yönetmenliğini Renzo Mezzacapo yaptı. 

- Arezzo’a ilk kez düzenlenen Artexpo; Roma, Milano, Napoli, Venedik gibi İtalya’nın farklı kentlerinden gelen 100 kadar sanat galerisine ve Avrupa’nın güzel sanatlar akademilerine ev sahipliği yaptı. En önemli eserler arasında Botero’nun bronz tombul atlısı ve Polonyalı heykeltıraş Igor Mitoraj’ın hasarlı portre heykeli vardı. Amedeo Modigliani, Andy Warhol, Keith Haring’in eserleri de.... 

- İtalyan ressam Mario Sironi (1885-1961) retrospektif sergisine çok geniş ve özel bir bölüm ayrılmıştı. 

- Osvaldo Sabene’in tuval üzerine yağlıboya 3D eserleri dikkat çekiçiydi. 

- Artexpo’ya Türkiye’den davet edilen Esma Demir, Semra Taşdemir, Bahar Zorer, Pandora, Nur Ataibiş, Aysel Gözübüyük, Candan Karan ve benimle birlikte toplam 17 sanatçının eserleri sergilendi. 

Fuara ilgi büyüktü... İstanbul’dan Marjinart’ın direktörü Handan Terzioğlu ve Roma’dan Neoart’ın art direktörleri Angelo Andiuolo ile Giorgio Bertozzi birbirinden renkli eserleri ustaca bir araya getirip sergilediler. 

- Fuarın son günü tanıştığım Mezzacapo; katılımcılarla vedalaşırken oldukça telaşlıydı. Bana fuarla ilgili detaylı bilgiyi internet sitesinde bulabileceğimi söyleyip bir katalog hediye etti... 

- Bizimle birlikte İtalya’ya gelen arkadaşlarımız Hatice Kocamanlar ve Kaptan’ın içi dışı sanat oldu. Hatice fotoğraf sanatına ilgi duyarken, Kaptan da resim yapmaya başlayabileceğinden söz ediyordu... 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 3794
Kayıt tarihi
: 07.11.06
 
 

İstanbul doğumluyum. Güzel Sanatlar'ın Grafik bölümünden mezunum. Sanatın bütün alanlarını seviyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster