Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '06

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
1346
 

Mini mini birler okullu oldu

Mini mini birler okullu oldu
 

İlköğretim okullarına yeni adım atan öğrenciler, eğitim öğretime başladılar, uyum süreci kapsamında. Üst sınıflardan önce başlatılarak, bir haftalık süreçte öğretmenini, arkadaşlarını okulunu tanıması başta olmak üzere, okula gidiş geliş, ilk gün yaşanan karmaşa etkisiyle korkan, panikleyen, annesinden ayrıldığı için ağlayan çocuklara yarım gün,velilerıiyle birlikte daha rahat bir ortam sağlanarak okula başlamaları hedefleniyormuş.

ilkokula baŞladığım günü hatırladım, yeni uygulama ve okullarla ilgili haberlerin ardından geçmişe yolculuk yaparak. Siyah önlük, beyaz yaka (kızlarda, kenarları fistolu veya yuvarlak- erkeklerde düz, yakası sivri) iki yandan bağlanmış saçlar, beyaz çorap, ''mıckey mouse'' resimli kırmızı çantamla evimizin karşısındaki, 7 Ocak ilkokulu'na, gidişim geldi, anne babama, ''gelmenize gerek yok, ben giderim'' diyerekten. Kayıt yapılırken ögretmenimle tanıştığım için, kalabalıktan korkmamış, yanına giderek, sıraya geçmiştim, mahalledeki oyun arkadaşlarımın çoğunluğunu oluşturduğu 1- A Sınıfına ayrılan yerde. O zamanda ağlayan, anne babası, ablası veya yanında kim varsa ayrılmamak için elini sıkıca tutan, sınıfa birlikte girmek isteyen arkadaşlarımız vardı, bugün ki öğrenciler gibi. Ağlayan çocuklarla alay eden, ''korkak'', ''anne kuzusu'' gibi tanımlamalarla okuldan soğutanlar yüzünden iki arkadaşımız, ''bir daha gitmek istemiyorum'' diyerek, ilk günün verdigi tedirgnlik, çekingenlik, korkuyu bır hafta devam ettirdikten sonra düzenli olarak gelmeye başlamışlardı. Sonrasında kaynasma arttıkça, tek başına gidip gelir hale geliyordu herkes. Okul servisleri yoktu şimdi ki yaygınlıkta. Kimimizin evi yakındı, kimimiz kendisinden büyük abi, ablası ile gider gelir, kimisini de ailesi alırdı. Tenefüslerde hep birlikte oynadığımız oyunlar, acıktığımızda kantinden aldığımız simit, şalgam, oyunun en güzel yerinde içeri giriş zili çaldığında, ellerimizin bardak görevi yaptığı, musluklardan su içerek sınıfa girdiğimiz günler hala canlılığını korur hafızamda. Çizgili defterlerımıze önce yatay ardından dikey çizgiler çizip, ardından ev ödevi verirdi öğretmenimiz. Ödevini en iyi şekilde yapanlar, kırmızı kurdele ile mukafatlandırıldığı için kırmızı kurdelelilerden olmak önemli olurdu.

İlkokula başladığım günü hatırladığımda, öğretmenimin canayakın, güleryüzlü, ağlayanların başını okşayarak rahatlatan tavırları, kalabalıktan birbirini kaybeden kardeşler, sıraya giren çocuklar, sürekli bır hareketlilik geliyor gözlerimin önüne, bugün de yaşanan. Olumsuzluklar yanında uyum süreci uygulamsı gibi yenilikler olması sevindirici eğitim sistemimizin ilk adımında. Değişmeyen, değişmeyecek olan öğretmenlerimizin canayakınlığı, anne baba şefkati ve yeni neslin, öğretmenlerin eseri olacağıdır, Baş Öğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi...

resım kaynagı: www. Bas Ogretmen Ataturk.com sıtesıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bana da ilkokula başladığım günü anımsattın Sevgili Tuğba. Güzel günlerdi. Hayatımın en eğlenceli ve en dolu dolu geçen günleriydi. Özlemişim o günleri... Sevgiler...

Fulya 
 12.09.2006 14:32
Cevap :
Hepımız ıcın guzel anılarla, ayrı degere sahıp arkadaslar ve anılarla dolu ilkokul yılları...tsk.ederım..sevgıler.  12.09.2006 20:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 909
Toplam mesaj
: 267
Ort. okunma sayısı
: 2331
Kayıt tarihi
: 01.08.06
 
 

Kompozisyon derslerini biraz daha fazla önemsediğim, uzun cümleler kurmaya başladığımdan bu yana sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster