Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
294
 

Minik eller

Minik eller
 

Bir çocuğun gözlerinde sonsuz bir düşünce aradınız mı? Aynı havayı soluduğunuz ortamlarda kaç çocuğu


Önce göz göze geldik...Ne o beni tanıyordu ne de ben onu. Hiç bir şeyin farkında değildi. Farkında olduğu tekşey aslında pek de farkında olmadığı, tuttuğu kocaman bir elin parmaklarıydı. Babasının avuç içinde idi diğer eli.

Gitmek istediğimiz yöne gidecek olan Aksaray metrosu gelmemişti ama karşı raylardan geçen bir diğer tramvay, minik kızın dikkatini çekmişti. Çocukların suratı benzer ya birbirine, bilemezsiniz erkek mi kız mı olduğunu. "Hadi kızım şurada biraz soluklanalım" demesiyle babasının, onun bir kız olduğunu anlamıştım. Gidip de adı ne diyemediğim için kendimce minik kız çocuğuna isim koydum.

Simsiyahtı gözleri.Üzerimdeki renkli mont dikkatini çekmiş olsa gerek, gözlerini alamıyordu benden. İçimi okumaya çalışırcasına da gözünü ayırmadan dikkat kesilmeye başlıyordu ara ara. Sevimli olduğu kadar da masumdu. Temizdi, kendi düşüncelerinde kurguladığı dünyasında, dünyanın farkında değildi.

Siren seslerini duyunca irkildi birden.Babasına eliyle birseyler ifade etmek istedi ama anlamadı babası onu pek. "Bak geliyor" diyecekti babasına.Ama babası oralı bile değildi. Sevimli bir çocuğun bu kadar sevimsiz bir babası olabilir mi diye de içimden geçirmedim değil. Ben çok mu sevimliydim ve benim çocuğum olmuş olsa sevimli mi olurdu...

Aynı kompardımana bindik, daha doğrusu aynı kompartımanda ve karşılıklı koltuklarda. Babasının kucağında ve hala bana bakmaktaydı. Bayramın birinci gününün akşamıydı ve "Ne tatlı çocuk" diyip içimden babasının donuk gözlerine rağmen minik yanaklarını sıkmak istedim. Otogarda indiler ve giderken o hala bana bakıyordu. Minik kız çocuğunun dünyasında ne tür hayalleri vardı ve benim bu hayallerimde o kız çocuğunun ne işi vardı.

Çocuk sevmeyeli o kadar çok olmuştu ki....Canlı bir çocuk. Kendi çocukluklarımızla, kendi iç dünyamızda kendi ruhumuzdan damıttığımız oyuncaklarla oyalanırken, onlarla oynarken gerçeklerden ne derece de uzaklaşıyoruz ve bunun farkında değiliz . Babasının kocaman ellerinde minik bir kız çocuğu ve kompardımanın soğukluğunda içimizi ısıtan minik gülüşler.

Bir babanın donuk gözlerinden, bir kız çocuğunun simsiyah parıldayan gözlerinden, bir gülüşten Ve kendi dünyamızdan ne kadar uzak olursak olalım içimizde bizim dışımızda o kadar çok sevecek şey var ki. Farklı olmak ve farkında olmak belirliyor sanırım insan hayatını. Ve sonsuz değiliz hiç birimiz, hayat da öyle

Bir çocuğun gözlerinde sonsuz bir düşünce aradınız mı? Aynı havayı soluduğunuz ortamlarda kaç çocuğun yanağını sıktınız ki. Sıkıldığınızda çocukça şeyler yapmaya neden çekiniyorsunuz peki?

Minik kız çocuğu otogar durağında inerken pabucunun tekini düşürmüş ve kapılar kapandığında elimde kalmıştı. Küçük bir kız çocuğunun pabucuna bakarak kendinizi küçülttünüz mü hafızanızda..."Bir zamanlar ben de.." diyerek.

Duvarınıza astığınız minik kız çocuğunun pabucuna bakarak hayallere daldığınız oldu mu. Düşünceleriniz askıda mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öyle güzel anlatmışsın ki benim bile içim ısındı. Sevgiler...

Esma KAHRAMAN 
 29.11.2009 23:19
Cevap :
içimizdeki sıcaklık değil mi ki bizin insan kılan?...sevgiyle  02.12.2009 12:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 628
Kayıt tarihi
: 05.07.08
 
 

İstanbul Üniversitesi'ni bitirdikten sonra, değişik yayınlarda editöryal çalışmalara başladım ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster