Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '06

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
2433
 

Minik kertenkele

Minik kertenkele
 

Kocaman, tahta kasalı, lambalı bir radyomuz vardı. Radyonun arkasından çıkıp, dama kadar uzanan; dama kadar uzanmakla da kalmayıp, damdaki direkler arasında birkaç tur atan tel de, anten görevi görüyordu.

Bu radyo, evimizin en büyük eğlencesi idi. Hele de akşamları, yemekten sonra annem çayı demler, bir bardak babama, bir bardak da kendine doldurur getirir, ailecek radyonun başına kurulurduk. Bize akşamları çay içmek yasaktı. "Çocuklar akşamları çay içmez. Altınıza işersiniz." derdi annem.

Radyo tiyatroları, arkası yarınlar, yarışma programları... Artık o gün ne varsa programda, pür dikkat dinler, heyecanlanır, sevinir, üzülürdük ailecek.

Annem, babam, kardeşlerim gözlerini radyonun üzerinden ayırmadan dinlerken, benim gözüm tavanda dolaşan minik kertenkeleyi arardı.

Tavanda yanan ampulün ışığına gelen minik sinekler uçuşup, duvara, tavana konmaya başlayınca ortaya çıkardı minik kertenkelemiz. Turuncu-kahverengi arası renkte, bir çocuk parmağından az büyük bir kertenkele idi. Çok yavaş hareketlerle, minik sineklere yaklaşır, teker teker avlardı onları. Bazen de, ışığa gelen gece kelebeklerini yakaladığı olurdu. Ne kadar geç yatarsak, ışık o kadar geç kapatılır, kertenkele de o kadar çok sinek yerdi. Tabii ben de o kadar çok görürdüm onu.

Evimizin bahçeli bir ev olması nedeni ile her türlü haşere fazlasıyla mevcuttu. Örümcek, akrep, hamamböceği, karasinek, sivrisinek, fare... Hatta yılan!..

Annemler, bu haşarata karşı acımasızdılar! Kapı girişleri, pencere önlerine her zaman DDT dökülür, hamamböceklerine, akreplere karşı önlemler alınırdı. Mutfak tezgahının altında, dolap kenarlarında sürekli olarak kurulup, üzerine bir parça peynir takılmış fare kapanı vardı. Toz şeker gibi suda eritilip, tabaklara konan sinek ilaçlarını saymama gerek bile yok! Tüm bu önlemler bile bazen yetersiz kalır, hamamböceklerini terlikle, fareleri süpürgeyle kovalardı bizimkiler.

Ama... Nedense, benim minik kertenkelemin dokunulmazlığı vardı sanki. Haşarata karşı son derece hassa olan annem ve babam, ona dokunmazlardı. Dokunmadıkları gibi, lambayı yaktıktan sonra, bana döner, "Şimdi çıkar seninki" derlerdi.

Kertenkele, saldırdığı bir gece kelebeğinin dengesini bozması ile tavandan yere düşerdi bazen. Annem hemen süpürgeyi alıp gelir, yavaş yavaş duvarın kenarına kadar götürürdü onu. "Durun kalkmayın yerinizden. Üzerine basarsınız hayvancağızın" der, kertenkeleyi güvene alana kadar yerimizden kaldırmazdı bizi. Yıllar geçti... O şirin bahçeli evimizden ayrıldık önce. Bir apartman katına taşındık. Sonrasında başka bir apartmanın başka bir katına... Artık, sıcak yaz geceleri çevremizde vızıldayan üç-beş sivrisinekten başka haşere gelmiyor evimize. Ama hâlâ, akşamları ışığı yaktığımızda, sinekler gelip, dönmeye başlıyorlar lambanın çevresinde; küçük gece kelebekleri dalıyorlar son hızla odalarımıza.

Küçük kertenkele?..

Küçük kertenkele artık yok. Bulamadı sanırım yeni evimizi. Keşke bulup gelebilse... Yine tavanda, sineklere sinsi sinsi yaklaşıp, aniden kapıvermesini izleyebilsem.

Keşke... Keşke.

* İllüstrasyon: Mustafa Öncül

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okuyunca "Benden başka kertenkele meraklısı da varmış" dedim. Ama ben daha şanslıyım bizim kertenkelemiz duruyor. Geçen gün duvarda gözüme ilişti. Babama "neden bu hayvanları öldürmeyiz?" dedim. O da "onlar evin bereketi" dedi. Evimiz 11. katta olmasına rağmen bi yolunu bulup çıkmış. Kimbilir belki de asansörü kullanmıştır. Yavrularsa gönderirim diyecem ama eşi yok. Everirsek gönderirim. Parmaklarınıza sağlık, çok güzel bir anlatım olmuş. Kendimi Discovery Channel izliyor gibi hissettim...

Sezer Katkay 
 29.12.2006 10:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 150
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1560
Kayıt tarihi
: 20.06.06
 
 

70'li yılların sonlarına doğru (1977 veya 1978... Belki de 1979...) tüm zamanların efsane dergisi GI..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster