Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '06

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
429
 

Minik

Minik
 

Şu kediciğimin bakışlarını dikkatle bir incelermisiniz lütfen. Biz insanlar sanıyoruz ki hayat hep bizim çevremizde akıp duruyor.Hep değil kısmen bizim çevremizde akıyor. Oysa ki doğadaki diğer canlılar da üzülüyor,seviniyor, bunalıma giriyor, kapris yapıyor... ve daha bunun gibi bir çok duyguyu onlar da yaşıyor. Şimdi belki merak etmişsinizdir neden bu kedicik 'şu kaderin bana attığı tokada bak ya...!' der gibi öfkeli ve düşünceli... size biraz kedimden bahsedeyim.

Bir sabah yine her zamanki gibi geziniyor gözlerim gazetenin sayfalarında.Son sayfaya sıra gelince ne göreyim. İki tane kedi fotoğrafı 'minik e yuva aranıyor' biri beyaz biri gördüğünüz gibi siyah-beyaz iran kırması bir kedicik.Hanı birden kafanızda şimşekler çakar kalbiniz güzel bir fikir yada hayatınıza anlam katabilecek bir umut ile karşılaşınca küt küt atar ya... işte o an benimde vücudumda bazı kimyasallar değişerek tamam dedim bir kedim bile yoktu işte şimdi olabilir. Üstelik resmini görünce kanım kaynayıverdi kediciğe birden. Aradım hemen. Ben izmirde oturuyorum kedicik İstanbulda. Nasıl olacak derken işyerimden bir arkadaşım girdi devreye hemen.10 gün sonra İstanbul'a gidecekmiş.Velhasıl 10 gün sonra kavuştum 2 yaşındaki miniğime.Annemlere süpriz oldu ama iyi bir süpriz olduğunu söyleyemem emirvaki yapmış rızalarını almadan getirmiştim.İşte fotoğrafını gördüğünüz an kedimin ilk hafta çekilmiş bir fotoğrafı.

Alıştığı yuvayı terk edince depresyona girdi kediciğim. Bu bunalımla birlikte iştahı kaçtı ve hasta oldu.Abartmıyorum tam 32 tane iğne yedi.Hergün aşındırdık veterinerin kapısını.Tam iki ay boyunca öksürdü, hapşırdı, kustu. Veterinerin dediğine göre çok daha önceden mikrop yerleşmiş vücuduna ve hava değişikliği ile de hızla ilerlemiş anlaşılan.Şükürler olsun ki şimdi iyileşti taklalar atıyor kucağımıza gelip masaj yapıyor kollarımıza bacaklarımıza patileriyle.Ama şunu söyleyeyim bütün hayvanlar düşkündür özgürlüklerine.Tam 3 kere evden kaçtı.İlk ikisinde kendi geldi.Üçüncüsün de ise beni duygu bonbardımanına tutan bir şey yaşandı. Kız kardeşimle ben kediyi aramaktan vazgeçmişken(kendi kaçtığı için de vicdanımız rahatken)sevgili annemiz isyan edip bu rahatlığımıza ben işteyken almış kedinin yuvasını apartman apartman gezerek sokak sokak gezerek kediyi aramış kediyi görenlerin eve getirmesini isteyerek evi tarif etmiş.Bunu annem yapmış inanamadım.Bakkala,markete bile çıkmayan, hergün kedinin evden gitmesi için başımın etini yiyen annem yapmış bunu.Kediyi arka mahallede bulan bir bey getirdi. Neredeyse ağlayacaktım karşılaşma sahnelerinde.Sevgili dostlarım arkadaşlarım bunun adı vicdandır. Kedimiz ev hayatına alışkın bir kedi olduğundan dolayı ve kuru mama dışında et,tavuk bile yemediğinden dolayı belki de dışarıda ölecekti.Bu düşünce annemin kendini sokağa atmasına sokak sokak kedimizi aramasına neden olmuştu.İşte vicdan budur,canlı sevgisi budur...

Evet herkesten de birşey rica ediyorum. Hayvanlar sıkılınca atılacak oyuncaklar değildir.Sorumluluktur;emek, sevgi ve ilgi gerektirir.L ütfen bunun bilincinde olalım... Kucak dolusu sevgiler, sevgiyle kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 608
Kayıt tarihi
: 20.11.06
 
 

 Derinlemesine algılıyorum hayatı. Belki de bu yüzden  duyguları yoğun  yaşıyorum. Be..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster