Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
825
 

Miras hayallerin süsü mü?

Miras hayallerin süsü mü?
 

Karikatür net.ten alıntıdır.


Nerden aklımıza gelir miras konusu... Uzak yakın herkesi ilgilendirdiği için belki de..

Ya bize bir yerlerden miras kalacaktır mesela Mısır'daki dedelerimizden :-))  ya da biz miras bırakacak olabiliriz. (varsa eğer)

Hepimiz yaşadıklarımızı gerilerde bıraktık ve önümüzde ne kadar olduğunu bilmediğimiz ömür yolunun kalan km. taşlarını adımlıyoruz. (gidiyoruz)

Yolun sonuna geldiğimizde sahibi olduğumuz  menkul ve gayrimenkul, altın değerli eşya  ne varsa  geride kalan yakınlarımıza (mirasçılarımıza) bırakıyoruz. Bırakmak istemeyenler de oluyor ama kefenlere cep de diktiremiyorlar ve ebedi aleme taşıyamıyorlar  bu değerleri :-))

Mirasçılar kimler?

Eş ve çocuklar. Çocuk yoksa eş ve kardeşler... Eş ve çocuk yoksa kardeşler ile anne-baba.. Hiçbirisinin olmaması halinde yeğenler...

Her durumda eş, 1/4 mülkiyet alıyor, kalan kısmı diğerlerine...

Bir insanın büyüklerinden ve yakınlarından kalması muhtemel mirası hesaplaması veya onunla ilgili planlar yapması bazen hüsrana yol açabilmektedir. Zira yaşamakta olan kişinin sahip olduğu değerlerdeki tasarruf hakkı kendisine ait olduğu bilinirken;

"Nasıl olsa bize kalacak" düşünceleri ve beklentileri yanlış ve yakışıksız olup sözleri  inciticidir

*******

Nasıl olsa bize kalacak

Dükkan komşumuz İbrahim bey...Züccaciye görünümlü camdan ziyade plastik mutfak  eşyaları ağırlıklı bir işyeri var. Sabah çok geç açıyor kepenkleri akşam ise erken kapatıyor. Yaşı genç olmasına rağmen çalışmaya ihtiyacı olmadığından söz ediyor. Kayınpederinin  sebze seraları iskana açılınca apartmanlara dönüşmüş ve 17 adet daire sahibi olmuş kayınpeder. Evin tek kızı da İbrahim beyin eşi.

Sık sık söylüyor, "nasıl olsa bize kalacak..."

Bu sözler kayınpederin kulağına gider ve adamcağız çok üzülür...

Çok zaman geçmez kayınpeder kanser olur. Farkedilemediği için hastalığı ilerler, son zamanlarında bir kaç daire satarak derdine çare arasa da nafile...

İbrahim bey keyifli, içinde kiracıları olan 10-12 dairesi var ama bir de duyduk ki, İbrahim bey de kanser..

Yurt içi, yurt dışı sağlık merkezleri harcamalarında tek tek elden çıkar daireler...

Gelir de bitti, ömür de bitti diyor şimdilerde... Kayınpeder beddua etmiş olabilir mi, bilinmez... 

********

İkinci olay:

Çalışma arkadaşım İsmail bey... İyidir hoştur, tahammülü zayıf. Bankacılık, hepimizin bildiği gibi çok geniş bir iş yerinde verilen hizmetle  genelde çalışanlar birbirlerini görür ve meratibi silsile içinde sorumluluğu ağır bir meslektir...

Genel Müdürlükten sık sık gelen sirküler ve genelgeler dahilinde yetki sınırları içinde icra edilmesi gerekirken; "yetki aşımı" uygulamak isteyen sabit fikirli arkadaşımız fikrinde israr edip "ya dediğim olacak, ya da istifa ederim" deyince...

İstifasıyla ipleri kopardı...

"Benim ayrılmam önemli değil, kayınpederim çok zengin, bir kızı bir de oğlu var, nasıl olsa bize kalacak" dedi.

"İsmail bey, inanma dayına, ekmek al yanına, elden gelecek övün olmaz, o da vaktinde gelmez" dedikse de, dinlemedi bile...

Kayınpederini hepimiz tanıyoruz. Çalışkan adam, lokantacı ve aşçılığı mükemmel... Daha iyi iş yapma ümidiyle Antalya'ya göç etti 1970 li yıllarda...

O senelerde  Antalya bu denli göç almıyordu ve şehir, gecekondu yapılaşmayla yeni yeni yayılmaktaydı.

Kayınpeder Mahmut bey deniz seviyesinden 30-35 metre yüksek bir  satıhta  ama denize sıfır çalılık ve kayalıkları düzleştirerek kendisine bir kondu yapmış. Tanıştığımız için tatile geldiğimizde bizi konutuna davet etti. 200 m2, saray gibi  tek kat bir konut. "Bizim fakirhane" diyor ama lüks ve ihtişam konuşuyor adeta... Çok yer beyaz mermer, iç dekorasyon ve tezyinatta görkem var, mefruşat zevkli. Oldukça geniş bakımlı bir bahçesi var park gibi...

Hanımı rahatsız, tedavileri sürüyor, evde geceli-gündüzlü  bir yardımcı var...

Bir kaç yıl geçti aradan, İsmail bey bazen bankaya uğruyor, mali durumu bozuk,  iki kez kredi talebinde bulundu. Şahsen ret etmiyoruz, akşam üzeri toplanan "kredi komitesi" tarafından  durum değerlendirilmesi yapılarak  ret ediyoruz. Arkadaşımız, üzülsek de iş ayrı, arkadaşlık ayrı...

İsmail bey hala  dediği dedik..."Kayınpeder zengin, 21 dairenin on tanesi bize kalacak"...

Bu sözler de kayınpeder Mahmut beyi oldukça üzer ama planını kendisine saklar.

Önce eşiyle hac ziyaretine gider. Kendini dine vermiştir artık...

Kayınvalide iyileşemez ve Hakkın rahmetine kavuşur...

Yaşına ve sosyal durumuna uygun bir bayanla yeniden bir yaşam kurar  Mahmut bey.

Yaşadıkça kendisine, ölümünden sonra eşine kalması için bir daire ayırır ve diğer 20 daireyi satışa çıkarır.

Lebi derya... Daireler gayet güzel fiyatlarla satılır. Mahmut bey şehrin kenar mahallelerinde okul yapımına uygun geniş bir arsa alır ve üzerine iki katlı muhteşem bir ilköğretim okulu yaptırır. 

Yaşlanmıştır artık, çok geçmeden o da Hakkın rahmetine kavuşur. Nurlar içinde yatsın, ismi okulunda yaşıyor.

Okul yapımından sonra kayınpederin vefatını da öğrenince arkadaşımıza baş sağlığı diledik.

Ne dese beğenirsiniz?

- Geberdi gitti, bize bir iğne bırakmadan...

Mal mülk bırakmayınca büyükler geberiyorlar demek ki...

İşte böyle...

Blogumun özü: büyüklerden "miras"  beklentisine girmemek  lazım, çünkü yaşadıkça tasarruf hakkı onların. Durumuna göre belki Dünya turuna çıkacak, belki yoksul çocukları okutacak, evlendirecek ve ev-iş sahibi yapacak ya da  sosyal hayır kurumlarına bağışta bulunacak...

Yaşayan herkes, yaşlı veya genç, kendi birikimleri üzerine planlar yapmalı... Tecrübe böyle diyo...

Selam ve saygılarımla...

Yurdagül Alkan.

NOT: Olay kahramanlarının isimleri değiştirilmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, herkesin bu yazıyı okuması lazım. Selamlar...

Mesut KARİP 
 18.02.2014 15:33
Cevap :
Hayatla ilgili olduğu için, keşke çok insan okuyabilse hemşerim, selamlarla...  19.02.2014 23:52
 

Sevgili Yurdagül Hanım, yazınız bana Allah rahmet etsin, Adnan Şenses'in "O dünyada malın varsa sat baba" isimli şarkısını hatırlattı. Her ne kadar ölüm hak miras helal desek de, maalesef çok üzücü, istenmeyen durumlara sebep oluyor kardeşler arasında. Herkes kazancını kendi istediği dilediği şekilde harcamalı. Yada anne baba çocuklarıma maddi miras bırakacağım diye kendi hayatını kendine zehir etmemeli. En güzel miras ahlaklı, edepli, çalışkan vatana millete insanlığa hayırlı bir evlat yetiştirmek olmalı. Emeğinize yüreğinize sağlık. Sevgiyle kalın. Bu arada mesajınıza cevap yazdım. Geldi mi? bilmiyorum. Selam ve sevgiler.

Hanife MERT 
 11.02.2014 22:19
Cevap :
Hanife hanım, kardeşler arasında düşmanlıklara sebep olacaksa hiç kalmasın o miras. Evlatlar da anne ve babadan kalacak miras beklentisine girmemeli ve planlar yapmamalı. Bazıları da çocuklarıma daha iyi maddi bir ortam oluşturmak amacıyla biriktirirler hatta fedakarlık edercesine. Oysa yaşam özerk ve imkanları ölçüsünde refah içinde yaşamak herkesin hakkı. Selam ve sevgilerle...   12.02.2014 21:40
 

İnsan kendi kazandığı parayı yemeye çalışmalı, başkasının çalışıp kazandığını ve ölmesini beklemek :(( Miras hak ve helal ama normal gidişi ile, ölsün diye bekleyerek, ya da emek vermediği, bakmadığı insanın malını-mülkünü yemeğe çalışmak, hatta yiyenler çok çevremde. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok yakın tanıdığım bakmadıkları ve sevmedikleri babaları ölünce, daireleri bölüştüler, şu an hepsi dairelere oturdular, gelsin paralarrrr olayı oldu. Şaşkınlıktan dilim tutuldu," nasıl dünya" dedim durdum kendime. SEVGİLERİMLE.

Sündüs Akkaya 
 11.02.2014 20:46
Cevap :
Sündüs hanım, yaşlılara, kalacak olan mirasın değeri ölçüsünde bakmak hiç hoş değil. Miras, genelde mirasçıların ellerinde fazla oyalanmaz, kolayca satarlar ve düşüncesizce harcarlar. Ama insan kendi kazandığını nasıl keyifle ve hesabî, alnımın teri diye planlı bir şekilde harcar. Selam ve sevgilerle...   12.02.2014 21:34
 

Miras hayallerin süsü mü? Hayııır...! Hem ben kefenime cep yaptıracağım, götüreceğim ne kadar şey zaten...sevgiler selamlar...

Recai Şahin 
 11.02.2014 20:32
Cevap :
Değerli hocam, sizden gelen her yorum beni ve diğer okuyanları mutlu ediyor, her gününüz esprilerle dolu olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileyerek saygılar sunarım...  12.02.2014 21:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 343
Toplam yorum
: 5800
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1659
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster