Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '16

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
3051
 

Miras Hukuku Davaları ve tüm bilinmesi gerekenler

Miras Hukuku Davaları ve tüm bilinmesi gerekenler
 

Miras Hukuku Davaları
 
Miras Hukuku Davalarının zaman aşımı, mahkemece  verilen Sürelerin takibinin doğru yapılmaması her zaman davacı adına hak düşürücü sebeplere yol açmaktadır. Miras Hukuku Alanına giren Miras davalarını kişiler kendi takip edeceği gibi Vekalet ile Avukat Meslektaşlarımızla da kendini temsil edilmektedir. Miras Davalarının Avukat ile takip edilmesinin önemi ve kazanılacak haklar bakımında önemi çok büyüktür.
 
Miras Hukuku, miras bırakacak gerçek kişinin ölmesi veya bu kişinin gaipliğine karar verilmesi durumunda ortaya çıkan bir kavramdır.Mirasın intikali ile terekeye sahip olan kimselerin, bu intikal sonucunda iktisap ettikleri haklara “Miras Hakkı” denir.  Miras bırakan, ölümü sonrasında kendisinin hukuki ilişkilerinin akıbeti düzenlenen kişidir.“ Vefat eden kimse, müteveffa, muris, ölen” terimleri de aynı anlamdadır.Miras bırakanın ölümü veya gaipliğine karar verilmesi üzerine terekesi üzerinde terekede hak sahibi olan kişiye “mirasçı” denir.
 
Medeni Kanun ile düzenlenen bu hukukun işleyişi, miras bırakan kişinin ölmesi ile birlikte başlar. Mirasçıların, aksi belirtilmediği sürece otomatik olarak mirası kabul ettiklerine karar verilir. Bu durum için ayrıca beyanda bulunmaya gerek duyulmayacaktır. Kanunda belirtilen esaslara dayanarak, miras bırakanın ayni haklarını, alacaklarını, mal varlıklarını ve borçlarını üstlenmiş bulunurlar. Miras durumu iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki yasal mirasçılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Miras bırakan kişinin aile bağı ile bağlı olduğu kişilerden oluşmaktadır. İkinci mirasçı gurubu ise, miras bırakanın vasiyeti üzerine hak talep edebilecek olan kişiler veya kurumlardır.
 
Miras Hukukunda Yasal Mirasçılar Kimlerdir
 
Miras hukukunu en çok ilgilendiren kısım ise yasal mirasçılar kimlerdir. Çünkü miras yasal mirasçılar tarafında miras payı oranında paylaşılır.  Yasal mirasçıları sıralayacak olursak, 1. zümre mirasçı, 2. zümre mirasçı, 3. zümre mirasçı’dır. Yasal Mirasçı kimdir sorusunu cevaplayacak olursak, her hısımlık derecesinde ana, baba veya bunların alt soyundan oluşan hısımlar topluluğuna denir. Her derece, derece başından sonra gelen asıllara “kök” ve bu köklerden üremiş kimselerin teşkil ettikleri kan hısımları topluluğuna da “Alt Derece    ( Alt Zümre Tabaka)” denir.
 
Birinci Zümre Mirasçılar Kimlerdir ; Miras bırakanın kendi alt soyundan oluşur, yani eş ve çocuklarıdır. 1. zümre yasal mirasçılar  kayıtsız ve sınırsız olarak mirasçı’dır.
İkinci Zümre Mirasçılar Kimlerdir ;  Miras bırakanın ana ve babası ile alt soyundan, yani kardeşlerden, yeğenlerden oluşur. Birinci zümrede mirasçı yoksa miras bu yasal mirasçılarına kalır.
Üçüncü Zümre Mirasçılar Kimlerdir ; Miras bırakanın büyük ana ve büyük babaları ile onların alt soyunun, yani ölenin amca, hala, dayı ve teyzeleri ile onların çocuklarından oluşur. Birinci ve ikinci zümre mirasçıların hiç bir mirasçı bulunmadığı takdirde mirasçı olurlar.
 
 
Miras hukuku açısında en çok açılan davaları sıralayacak olursak, Muris Muvazaası nedeniyle Tapu iptal ve tescil davası,  Veraset belgesi çıkartmak, Mirasçıların miras payının zedelenmesi nedeniyle açılacak saklı pay davaları yani tenkis davaları, vasiyetname tanzimi, Vasiyetnamenin iptali, Miras taksim sözleşmeleri, Muris muvaazasına dayalı tapu iptal tescil davalar,  Miras sebebiyle istihkak davaları olarak sıralayabiliriz. Şimdi bu açılan davalar hakkında genel başlıklar altında bilgiler verilecek olursak.
 
MİRAS SÖZLEŞMESİNİN İPTALİ DAVASI
 
Miras Sözleşmesinin İptali  davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir. İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir. İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyi niyetli davalılara karşı on yıl, iyi niyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Dava yoluyla ölüme bağlı tasarrufun iptalini isteyebilmek için, dava tarihinde mirasçılık sıfatının kazanılmış olması şarttır.
 
VERASET İLAMI (MİRASÇILIK BELGESİ) ALINMASI
 
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.  Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır. Mirasçılık belgesi, maddi bir olayın varlığın ve kişiler arasındaki irs ilişkisini tespit eden belgelerdir. Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) mirastan feragat ya da mirastan yoksunluk (mahrumiyet) hallerinin varlığı mirasçılık belgesi verilmesine engel değildir.
 
MİRASTA ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI
 
Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hakim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır. Paylaşmanın derhal yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hakimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir.
 
MİRASIN REDDİ DAVASI ( TEREKENİN BORCA BATIK OLMASI)
 
Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Ancak miras bırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen (kendiliğinden) reddedilmiş sayılmasına dair istemlerde; görevli mahkeme, tereke alacaklılarının alacak miktarına göre belirlenmesi gerekir. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Husumetin alacaklılara yöneltilmesi gerekir. Sulh hakimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Üç aylık süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe murisin ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için murisin tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
 
TENKİS (SAKLI PAY) DAVASI
 
Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır. Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tabi olur. Tenkise tabi birden fazla ölüme bağlı tasarrufun bulunması halinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı olarak tenkis edilir. 
 
KİRA PARASININ MİRASÇILARA ÖDENMESİ (İHTAR)
 
Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür.
Kiracı, aksine sözleşme ve yerel adet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür.
Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur.
 Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye el birliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerekir.
Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.
Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 951
Kayıt tarihi
: 14.02.15
 
 

EĞİTİM: Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2004  Arabulucu: Arabuluculuk daire Başkan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster