Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
832
 

Misafir terliği

Misafir terliği
 

Alıntıdır kendileri...


Bir lokma ekmeğimiz halihazırda varken, yeni parçayı koparttığımızda başlar: " Aha aç biri geliyor " endişesi / heyecanı...Ya da gözlerimiz daldığında, ağırlık çöktüğünde... Bizimkiler espri olsun diye gözleri dalana: " Sağa sola, oraya buraya bak hızlı hızlı da yolu şaşırsınlar! " der mesela. Ama msafirlik güzel hadise be blogçuğum... Hem ağırlamak, hem de davet etmek güzel.

Tabi ben bugünkü gibi değildim ergenken ( ki o başlı başına farklı bir yazı konusu. ' Cümle 'sini bulursam yazacağım birgün ) Vahşi bir tiptim, geçimsizdim... İstemezdim misafir falan. Gün evvelinden belli olanları için hazırlıktır ikramdır yapılır edilir; ve fakat gün içerisinde gelmeye karar verenler için, evin en küçüğü olaraktan bendeniz, her zamanki gibi önce markete, püskevit almaya yollanırdım. Çay da konulur demlenmek üzere... Sonra da işte ZIRRTT der kapı zili, ve misafirler gelir. Hoş geldiniz beş gittiniz, " Kızım terlik ver ", " Mantoları benim odaya koyuver ", bir yandan çaydanlık artık patlamak üzere cosur cosur kaynıyor suyu bitecek..." Ee kızım sen kaça gidiyordun? " ve sofra kur-topla derkeen gün biter blogçuğum. Ve genellikle de, misafire çıkartılan abur cubura aşırı yüklenmekten ötürü, akşam yemeği de pek yenmez.. He bir de unutmadan... Bu misafir terlikleri, her evin demirbaşıdır, üzerinde ' Y ' harfli etiketi olmasa da, " Yangında önce kurtarılacaklar " kadar da değerlidir.

Gelelim bayram programınaaa... Annem babam ayrıldıktan sonra, ben evlenene kadar ; yani yaklaşık 12 yıl anneannemle yaşadım. Dolayısıyle, bizde bayramlarda ratingler yüksek olurdu ( ee aile büyüğü ). Özellikle ilk günler, ' Tüm izleyiciler kitlesi ' nde birinciliği hiç kaptırmazdık. Takribi öğle saatlerinde kapı zırtlamaya başlar, akşam 7-8'den önce de bitmezdi. Ablamla bizim de bayram çekişmemiz: " Şekerliği kim tutacak? Demin ben tutmuştum, şimdi sıra sende..." şeklinde bakışmalar veya sırayı savmak için lavaboya kaçma gibi deli deli eylemlerden oluşuyordu. Tabi anneanne kişisinin yaptığı mis gibi yemekleri, evde yabancı misafir olmadığı aralıklarda lüp lüp götürmek de var...

Aile küçükleri olarak da bizim bayram ziyareti turlarımız vardı tabi bir de blogçuğum... Her evde de ikramlardan yemek lazımdı, ayıptı... E o yıllarda adamda uçak motoru gibi metabolizma oluyor Allah'tan da; obezitenin pençesine düşmeden atlattık o yılları... Sonra zaman geçtikçe, özellikle babamı kaybettikten ve annem de gittikten sonra bayramlar hepten bir tatsızlaştı gözümde... Evlenince çok şükür, tekrar eski naifliğine kavuştu. ( Evet, yazıda bir ' şeker reklamı duygusallığı ' oluşmadan, bu bahsi kapatıyorum efenim ).

Demiştim ya misafir sevmezdim eskiden diye... Büyüyüp bööyle ' kadın bişey ' olunca, artık bu kavramla da barıştım blogçuğum. Komşu teyzeler olsun, aile ağacının derinliklerinden çıkıp gelen akrabalar olsun; kim gelirse gelsin, her mevzuya uyup muhabbet edebiliyorum artık. Yalnız şu çocuk veya torunlarının gelişimiyle kızımınkini karşılayarak - kapanmak üzere olan elektirk süpürgesi misali git gide şiddeti azalarak- " Hııı... " yapanlara yine uyuz oluyorum o ayrı bir mevzu ( Bak bundan da yazı çıkar aslına bakarsan )...Yani işte böyle böyle blogçuğum, misafirlik hoş hadise... Çayınızı, terliklerinizi hazırlayın efenim; her an çıkıp gelebilirim:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Sevmediğin misafirin ayakkabısının içine tuz serpme" hadisesi vardı bizim zamanımızda :)) Tuzlanan ayakkabının sahibi erken kalkar derlerdi. Eh biz de denerdik tabi :))

Nilgün Akad 
 22.02.2012 16:33
Cevap :
ooo bu da güzelmiş,benim hiç haberim yoktu bu yöntemden..işe yarıyor mu bari,aklımda bulunsun hani:)))  22.02.2012 16:52
 

Güzel bir konu, nostalji kokan bir blogdu. Her ayrı yaşın ayrı ve buruk hikayeleri. Güzeldi işte. duygulandım sanki biraz. Elinize sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 20.02.2012 0:20
Cevap :
Açıkçası yazarken ben de duygulandım, içindeyken değerini bilemediğim o zamanları andım, iyi de oldu galiba:) çok teşekkür ediyorum..  20.02.2012 13:10
 

aa terliksiz olmaz tabi =) küçükken (annemlerin oturma gününden biliyorum ) çocukları ayrı bir odaya alırlardı yere bir örtü serilir çocuklar orada doyurulurdu. Ara sırada da yaramazlık yapmış mı tabağını bitirmişmi çayı dökmüş mü diye kontrol yapılırdı. o patatesli maydonozlu limonlu salataya bi de kısıra uyuz olurdum. ıyyy.çocukluğumun en reality günleriydi. elinize sağlık didem hanım. saygılarımla.

Sokrates 
 16.02.2012 13:51
Cevap :
:)) ben o çocuk güruhu içerisinde tabağındakileri eksiksiz bitiren tek insan evladı olarak her daim "ayın elemanı" seçilirdim:))şimdi olsun yine yerim valla; teşekkür ederim efenim...  16.02.2012 15:03
 

terliğimiz de çayımız da hazır seni bekliyoruuzzz bak kar da yağmıyor yeminle güneş açtı yaa bitsin bu hasret =)

Tugba Saylar 
 16.02.2012 12:51
Cevap :
:))) valla Tuğba'm sabahtan beri özellikle şu Bünyamin abi bas bas bağırıyor: kar gelecek yarın mecbur kalmadıkça sokağa çıkmayın diye..( ben de mecburum mesela arkadaşıma gidecem diyorum ) ama bence yanılıyorlar, artık hakkaten bu hasrete son vermek lazım gerek:))  16.02.2012 15:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 134
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 266
Kayıt tarihi
: 21.01.12
 
 

1984 İstanbul doğumlu, önlisans mezunu; sanatçı babanın sanatçı parçası kızı... Hem anne, hem eş,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster