Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '15

     
    Kategori
    Siyaset
    Okunma Sayısı
    496
     

    Misak-ı Milli için yeni bir fırsat

    Misak-ı Milli için yeni bir fırsat
     

      Sultan Abdülhamid Han 1876'da tahta çıktı. 1909'da kadar denge politikasıyla 33 yıl boyunca Devlet-i Aliyye topraklarını korudu. Sultan yaklaşan cihan harbini görmüştü. Amacı bu harpte tarafsız kalıp imparatorluğu eski gücüne kavuşturmaktı. Ama 31 Mart ayaklanmasıyla 1909'da tahttan indirildi. 1. Dünya Savaşı başlayınca şu cümleyi kullanmıştı: "Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirine düştü, şimdi ben tahtta değilim."
     
    Sultan hedefine ulaşamadı. İmparatorluk parçalandı. Meclis-i Mebusan Misak-ı Milii'yi belirledi. İstiklal Savaşıyla Anadolu işgalden kurtarıldı. Ama Misak-ı Milli tam olarak gerçekleşmedi. 1930'larda bu kez Mustafa Kemal bir cihan harbi gördü ufukta. Ve bu kargaşada o uluslararası hukuk denen; zalimlerin zulmüne dayanak oluşturan paçavraları çiğneyerek Hatay'ın Anavatana bağlanmasını açan yolu açtı: 40 asırlık Türk Yurdu yabancı elinde kalamaz! Ayrıca aynı dönemde Montrö Boğazlar sözleşmesiyle boğazlardaki egemenliğimizi genişletti. 
     
    Mustafa Kemal 1938'de vefat etti. Ömrü devam etse belki 2. Dünya Savaşında Musul-Kerkük'ü de alabilirdi.
     
    Misak-ı Milli'yi sağlamak için bir fırsat da Körfez Savaşı sırasında ayağımıza geldi. Bölgede otorite  boşluğu oluştu. Bunu kullanmak isteyen Özal ABD ile iş tutmakla suçlandı ve fırsat kaçırıldı.
     
    Ve şimdi önümüzde bir fırsat var. Bölgede ekonomisiyle, askeriyle, milletiyle sağlam durabilen iki ülke var biri İran diğeri Türkiye. Bölgede terör örgütleri cirit atıyor, doğru düzgün bir otorite yok. Ayrıca bizim Musul ve Kerkük'teki tarihi haklarımızı kimse sorgulayamaz. Son yüzyılda bölge bir reklam arasına girdi. Musul ve Kerkük Türk- Kürt bölgesi diyebileceğimiz bir bölge. Türkiye çözüm süreciyle Kürtlerin asıl devletinin burası olduğunu herkese gösterdi. Kuzey Irak yönetimiyle Bağdat'tan bağımsız olarak yaptığımız anlaşmalar (özellikle petrol ticareti) bölgede Irak rejiminin bir etkisi kalmadığını gösteriyor. Sahip olduğu kaynaklar açısından hayati bir önem taşıyan Musul-Kerkük'ün IŞİD ve benzeri teröristlere bırakılamayacağı düşünülürse Türkiye tarihten gelen haklarıyla biçilmiş kaftan. Kimse 21. yüzyılda toprak ilhakı olmaz demesin. Rusya'nın Kırım örneğine baksın.
     
    Geçmişe bakarsak özellikle de Mustafa Kemal'e; krizlerden kazanç sağladığını görürüz. Yeni Türkiye'nin de bu yolda yürüdüğünü ve Misak-ı Milli'ye bir kez daha çok yaklaştığımızı düşünüyorum.
     
    Yazımı Necip Fazıl'ın bir beyitiyle tamamlamak istiyorum: 
     
    SURDA BİR GEDİK AÇTIK MUKADDES Mİ MUKADDES
     
    EY KAHPE RÜZGAR ARTIK NEREDEN ESERSEN ES! 
     
     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 496
    Kayıt tarihi
    : 26.01.15
     
     

    İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster