Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
211
 

Mısır Mursi ile mutlu olabilir mi hiç?

Mısır Mursi ile mutlu olabilir mi hiç?
 

5. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi İsa el-Eyyat (1951)


Atina Kent Devleti buluşu Demokrasi son yüzyılına girdi bence.

Atina ile Roma’da kesintili olarak uygulanan demokrasi eşitlikçi bir hukuk yaratamadı.

Demokrasi oralarda soylular, zenginler, erkekler, tiranlar, komutanlar, tüccarlar ile hainlere yaradı.

Fransız Devrimi'nden sonra yeni özellikler kazanan Demokrasi önce kendi yavrularını yedi hukuk çerçevesinde.

Batı’da geniş toplum kesimlerinin sömürülmesi ile güçlenen demokrasi gelişemedi.

Bu yüzden onu yıkmak için Sosyalizm ile Faşizm düzenleri çıktı ortaya.

Demokrasi için olduğu kadar onlar için de baygın nice liderler türedi.

Liberal Kapitalizmin yayılmacı kolu olan Emperyalizm sözde bir Demokrasi propagandası ile semirmektedir.

Yaklaşık üç yüz yıldan bu yana Demokrasi ABD’nin de öncülüğünde Batı’nın en güçlü silahı.

Sanayileşmeyi de yedeğinde tutan bu yayılmacı dayatma toplumları içinden yer bitirir.

Toplumlar nifak, desise, ayrımcılık, rüşvet, faiz, borsa, çıkarcılık gibi hastalıklara yakalanırlar.

Bu yüzden o toplumlarda ne felsefe ne sosyoloji ne hukuk ne adalet yer alır.

Bu tür yüce değerler kaba özgürlük maskesi altında çen çen tartışılır.

İleri gidenler yeni hukuk düzeni ile kodese tıkılır; hain ya da terörist olarak çürütülür.

Özellikle ithal Demokrasi bir öykünme ya da dayatma olduğundan çok sakıncalı.

Ilımlı Muhafazakâr Demokrasi adı verilen yeni teslimiyetçi akım Batı’ya bağlıdır.

Halkları Müslüman devletlere dayatılan bu çarpık demokrasi çatışma hukuku ile işler.

Yoğun ithalat, yoğun silahlanma, Batı’ya açık borsa ile özelleştirme egemendir o ülkelerde.

O toplumları sindirmek için Demokrasi çok geçmeden Demir Yumruklu liderlere teslim edilir.

Her türlü karar egemenlikleri altındaki Meclislerden çıkan yasalar ve Emirnameleri ile sağlanır.

Bu konuda sanki İnsan  Hakları içerikli İHEB ile AİHS kuralları geçerlidir sonuna kadar.

Uygulamada ise her şey siyasi erkin güdümündeki yargının iki dudağı arasındadır.

Osmanlı Devletimizin külleri arasından İngiltere ile Fransanın yayılmacı siyaseti ile kurulan Mısır da bu tür devletlerden biri.

Orada da totaliter yönetim yerine getirilen Demokrasi Yeni Anayasa için kolları sıvamış bulunuyor.

Aşağıda bir kaç örneği verilecek olan bu tür Yeni Muhafazakâr Demokrasiler başta ABD olmak üzere AB ülkeleri güdümünde tutunmaya çalışırlar.

Tahrir Meydanındaki binlerce ölümden sonra sözde demokrasiye geçe MISIR  da bu kervana katılmış...

Ne de olsa Mısır'da da develi, eşekli kervanlara bugün bile gerek duyulmaktadır...

Ne yazık ki Demokrasi adlı cambazlık düzeninin uygulamaya can atan ülkelerde çarpık Atina Demokrasisi bazı yönleri ile uygulanmaya çalışılsa da Atinalı Felsefeciler hiç sevilmez.

Öyle ki bu ithalatçı sözde devletlerde Felsefe de Teknolojik AR-GE de gelişemez!

Çünkü ne felsefe için akıl yürütecek kafa yapıları ne de hazırlopçu oldukları için teknik buluşlar için yeterli para ayırabilirler.

Araya Çin ile Japonya girse bile o ülkeler Batı'nın birer açık pazarıdır.

22 Kasım 2012 günü MISIR'da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin imzası ile yayınlanan genelgelere göre:

Varan 01:

'Muhammed Mursi'nin göreve gelmesinden sonra yayınlanan hiç bir anayasal deklarasyon, yasa ve kararname herhangi bir kişi ya da siyasi veya resmi kurum tarafından iptal edilemeyecek, bunlara karşı itiraz yolu da kapalı olacak'mış!

Varan 02:

'Cumhurbaşkanı devrimi, ulusal birliği korumak ya da ulusal güvenliği sağlamak için gerekli gördüğü her önlemi almaya yetkili olacak'mış!

Varan 03:

'Göstericilerin öldürülmesi ya da göstericilere karşı şiddet kullanılmasına ilişkin bütün soruşturmalar yeniden yapılacak ve bu konularda suçlananların mahkemeleri yeni baştan görülecek'miş!

Varan 04:

'Kurucu meclis ya da parlamentonun üst meclisi Şura Konseyi hiç bir yargı mercii tarafından lağvedilemeyecek'miş.

Mısır CB M. Mursi 1982 ile 1985 yılları arasında ABD'deki Kaliforniya Üniversitesi'nde elektrik mühendisliği alanındaki doktorası ile doçentliğini almıştır. 

Nasıl?

Yeter mi?

Bu durumda Mısır toplumu Muhammed Mursi ile mutlu olabilir mi olamaz mı sorgulayalım artık.

Arkası yarın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ömer Bey, dikkatinizi çekmiştir, ama kendi adıma şaşırdım; yazınıza yazdığım son yorumu saati saatine, dakikası dakikasına, saniyesi saniyesine aynen olacak şekilde iki kez göndermişim, bunu nasıl yaptım bilemiyorum… Ama yazılan her yazının, yapılan her yorumun birbirini tetikleyerek zamanla toplum olarak ve de insanlık olarak gerçeği göreceğimiz anlaşılıyor. Öyle ya, herkesin bir zaman hesabı olduğu gibi, tarihin de bir zaman hesabı vardır. Bunun saniyeleri de hesaplıdır, ama bizler bilemeyiz… Onu ancak Allah bilir! Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar 
 26.11.2012 22:15
Cevap :
Var ol Kardeş. O her şeyin sahibi ve elbette her şeyi en ince ayrıntısına kadar Bilendir. O ki bize 'şahdamarımızdan bile yakın' olduğunu bildirmişti. Ne yazık ki bu ve daha nice kutlu gerçekleri kalpleri mühürlü olanlar ile zalimler, iki yüzlüler ve münafıklar bilemez. Bilemeden de gidecekler dünya mal ve makamlarına yapışarak... Ya sabır...  26.11.2012 23:10
 

Aydın, zamanın dayattıklarını ezberleyerek topluma dayatan ve de ezberlettiren değildir, tam tersine zamanın dayattıklarını anlayan, sorgulayan ve günü geldiğinde de yeni zamanın inşasına alın teri dökendir. İslam coğrafyasında bu tür aydınlar görünür hale gelmedikçe, ne İslam dünyası asırlık sorunlarını çözebilir, ne de insanlığa herhangi bir katkı sunabilir. İslamiyet’in insanlığa kazandırdıklarının üstünü örtenler, bugün Batı’nın çöplüğünde birbirlerini katlediyorlar. Mısır için ne Hüsnü Mübarek çözümdü, ne de görünen o ki, Mursi çözümdür. Mısır örneğini ülkemiz de dâhil tüm İslam ülkelerine genelleyebilirsiniz! Sonuç, bu görüntü ancak Batı çöplüğünde toplumsal çatışma üretir! Ne yazık ki, bu çatışmanın toplumsal tabanı da zamanla üretildiği için, kaçınılmaz bir kaderdir. Ama bu arzu etmediğim kader, bir yok oluş değil, bizim için de insanlık için de anlamlı bir diriliş olacaktır. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar 
 26.11.2012 17:22
Cevap :
Rıza Bey konuyu çok anlamlı bir biçimde açıklamaya çalışmanızdan dolayı teşekkürlerimi sunarım. İnşallah daha derin çatışmalar yaşanmayacak; başa geçen her bir zevat da haddini bilecektir. Yoksa ortalık daha da karışır bence... Önce eşitlikçi hukuk, adil paylaşım ve düşünce özgürlüğü gerekiyor. Bir de saydam olmak ya da şeffaflık gerekiyor idarenin, örtülü ödenek bilinmezi ile diğer her türlü işlemlerinde. Orta Doğu'nun en güçlü devletlerinden Mısır konusundaki yorumlama çabalarıma katkılarınızdan dolayı var olunuz...  26.11.2012 21:01
 

Aydın, zamanın dayattıklarını ezberleyerek topluma dayatan ve de ezberlettiren değildir, tam tersine zamanın dayattıklarını anlayan, sorgulayan ve günü geldiğinde de yeni zamanın inşasına alın teri dökendir. İslam coğrafyasında bu tür aydınlar görünür hale gelmedikçe, ne İslam dünyası asırlık sorunlarını çözebilir, ne de insanlığa herhangi bir katkı sunabilir. İslamiyet’in insanlığa kazandırdıklarının üstünü örtenler, bugün Batı’nın çöplüğünde birbirlerini katlediyorlar. Mısır için ne Hüsnü Mübarek çözümdü, ne de görünen o ki, Mursi çözümdür. Mısır örneğini ülkemiz de dâhil tüm İslam ülkelerine genelleyebilirsiniz! Sonuç, bu görüntü ancak Batı çöplüğünde toplumsal çatışma üretir! Ne yazık ki, bu çatışmanın toplumsal tabanı da zamanla üretildiği için, kaçınılmaz bir kaderdir. Ama bu arzu etmediğim kader, bir yok oluş değil, bizim için de insanlık için de anlamlı bir diriliş olacaktır. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar 
 26.11.2012 17:22
 

Ömer Bey, Prof. Dr. Bayram Kodaman’ın “Sultan II. Abdülhamit’in Doğu Anadolu Politikası” eserine ek olarak, yine onun yazdığı “II. Abdülhamit Devri Eğitim Sistemi” adlı eserini de tavsiye etmeliyiz; ama kime, ya da kimlere? Osmanlı’nın yaşadığı ve aynı zamanda Cumhuriyet’e de intikal eden devasa sorunları ancak eğitimle çözebiliriz diyen II. Abdülhamit’e “kızıl sultan” yakıştırmasını yapan okumuş cahillere mi, yoksa zamanı anlama çabasında olan; ama bugün pekte görünürde olmayanlara mı? Kanaatim odur ki, 33 yıllık II. Abdülhamit dönemini yok saysak, ne Cumhuriyeti kuran kadrolar yetişirdi, ne de Anadolu bir Kurtuluş Savaşı zemini yakalayabilirdi. Bu gerçeği kavrayamayanlar, diğer bir ifadeyle geçmişine yüzeysel bakanlar; bir asır önce de bugün de hâlâ kendini aydın zannetmektedirler.

Rıza Üsküdar 
 26.11.2012 17:19
Cevap :
Rıza Bey çok haklısınız. O eserleri de daha nicelerini de okuyup yazmış olan pek çok profesörümüz var. Başbakan Erdoğan ile Danışmanları bu konuda onlardan fikir ve siyaset dersleri almak zorundadırlar. 'Ben.. ben.. ben!' demekle yürümez bu gemi! Özellikle yaşanılan sıkıntı Bakan Davutoğlu dahil siyasi tarih ile Batı'dan bilhassa da Prof. Immanual Waltestein'dan esinlenilerek bir yerlere varılamaz. Orta Doğu için sosyolojik tarih ile geleceğe dönük Türk İslam Birliği gibi bir tönelime ihtiyaç vardır.Bu oluşuma S.Arabistan ile Kürfez ülkeleri ve İran zor katılır. Oysa Mısır olmadan da Türkiye hiç bir yere açılamaz bu anlamda.Haydi hayırlısı... Bayram Hoca H.Ü. Tarih Bölümünde iken ben de Merhum Prof. Dr. Nejat Göyünç Hocamdan Osmanlıca ve Türkiye Tarihi dersleri alıyordum... İlginiz için teşekkürler kardeş...  26.11.2012 21:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 980
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster