Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
474
 

Mısır yedim ağladım...

Mısır yedim ağladım...
 

Dikkat: Hamile hamile sokağa çıkmayın (cinselliği çağrıştırıyor)... Şort giymeyin (davetiye niteliğinde algılanıyor)... Komik bir şey olsa bile gülmeyin ("güldü-verecek" zannediliyor)... Otobüslerde erkek yanına oturmayın (kolu kolunuza değerse tahrik olunuyor)... Önünüze bakarak yürüyün (başınızı kaldırırsanız "aranıyorsunuz" zannediliyor)... Çocuklarınızı bile uzun kollu ve uzun paçalı giydirin (etraf sübyancı kaynıyor)!!!!

Yıl 2013 ve biz bu tip saçmalıklarla meşgulüz. Bunları dile getirmek bile dönemde varolan genel zihniyeti ortaya koyuyor. Şimdiye kadar hamile bir bayan görünce, ben ve yakın çevrem hep o kişiye karşı nazik ve duygusal yaklaşmışızdır. Çünkü can taşıyan bir anne adayı hakkında düşünülecek tek şey, yakında çok mutlu olunacak taptatlı bir bebek dünyaya getireceği ve bu yüzden fizyolojik ve duygusal açıdan son derece hassas bir dönemden geçtiği olurdu. Ama bazılarının sayesinde artık genç-yaşlı, bayan-erkek herkesin aklına cinsellik geliyor! Eşeğin aklına karpuz kabuğu koymak misali...

Yukarıda değindiğim "güldü-verecek" ifadesi ise bizzat bir erkekten kendi kulaklarımla duymuş olduğum bir şeydi. Evet, yıllar önce öğrendim ki, yine "bazı" zihniyet, bir bayanın güldüğünü görünce onunla cinsel ilişkiye gireceğinin garanti olduğu kanısına kapılabiliyor... İlginç, değil mi? (Umarım şu anda ben de eşeğin aklına karpuz kabuğu sokmamışımdır).

2000'li yılların en başlarında, Bursa'da bir yerel radyo istasyonunun, içerisinde "sevişmek, öpüşmek, rakı, şarap, meyhane, sigara, dudak, sarılmak" vb sözcüklerin geçtiği şarkıların asla yayınlanmadığını biliyor muydunuz? İşte tam da bu zihniyetten bahsediyordum. Siz "....bütün meyhanelerini dolaştım......" bu şarkıyı duyunca meyhane meyhane gezmek mi istiyorsunuz? Ya da "....seni sevdiğimi unut, sevişmelerimiz yalan....." bunu duyunca canınız sevişmek mi istiyor? Veya "...öpmek isterdim ellerini, gözlerini canım, gözbebeğini..." bunu duyduğunuzda öpüşmek isteyenlerden misiniz? O halde hiç kusura bakmayın, siz de "onlardan"sınız...

Peki insanları bu kadar küçük duruma getiren, bu zaaflara sahip olmasına sebep olan nedir sizce? Bence çocukluklarına inmeliyiz yoksa çözemeyiz.

Çocukluğundan beri; toplumsal olarak "o ayıp", dinî açıdan "bu günah", kanun karşısında "şu yasak" şeklinde büyütülmüş kişiler ağırlıklı olarak bu gruba girebilir. Yanlış anlamayın; herkesin hayatında ayıp-yasak-günah olan şeyler var; ama her şey de ayıp-yasak-günah değil ya!

Türk kültürünün bazı dallarında ne yazık ki haremlik-selamlık olayı had safhada yaşanıyor. Küçüklüğünden beri hep kızlardan uzak büyütülmüş ve ergenlikte de hep kızları merak etmiş ama merakını asla giderememiş birinin, büyüdüğünde büyük bir şehrin kalabalık bir otobüsünde kısa kollu giymiş bir kadının dirseğine dahi değse etkileneceğinin kaçınılmaz olduğu kanısındayım.

Bu zihniyet böyle devam ettiği sürece, en ufak bir şeyden tahrik olan zavallı ve aciz insanların artması düşüncesi bile insanı ürkütüyor. Bu tipler yüzünden, cinsiyeti erkek olan kadın doğum uzmanları, bayan terzileri, bayan kuaförleri de zan altında kalmıyor mu sizce de?

Onu yapma, bunu giyme, oraya gitme, gülme... hepsi ama hepsi bazı kesim tarafından çarpıtılarak yanlış lanse ediliyor.

İngiltere'de parkta öpüşmek değil, öpüşenleri seyretmek ayıp olarak karşılanırmış. Parkta öpüşülmesini destekliyor değilim; fakat böyle bir durumda onları seyretmenin ayıp karşılanması bana hep asil bir davranış olarak gelmiştir nedense. Türkiye'de el ele tutuşanlara bile "Hurraaaaa" diye saldıran tipleri ana haber bültenlerinde görmüşsünüzdür. Herkes kendi işine baksa ya! Herkes kendi ahlâkından ve namusundan sorumludur, size ne!

Bazı şeyleri aşabildiğimizde uygar, çağdaş ve medenî bir toplum haline gelebiliriz ancak. TRT Çocuk kanalında yayınlanan Pepee adlı çizgi filmin eski bölümlerinde "Çişimiz tuvalete, kakamız tuvalete, artık kimse yapmıycak poposundaki beze..." diye devam eden bir şarkı vardı. Şimdi ise yeni bölümlerinde şarkıda geçen "popo" sözcüğünü kaldırmışlar, "artık kimse yapmıycak altındaki beze" şekline bürünmüş. Ne yani, "popo" sözcüğü birilerini tahrik mi ediyor yoksa!? Allah'ın yarattığı, gayet de işlevsel ve gerekli bir organımızın ismi neden çocuklar için ayıp olsun ki? Bunları aşamıyoruz bir türlü. Aşmalıyız.

Üniversitedeyken, seçmeli ders adı altında ama bizim için halihazırda seçilmiş olan; kantin veya bahçe gibi kalabalık ortamlarda adını söylemekten utandığımız bir ders vardı: Cinsel Sağlık. Ve hiç unutmam, bu Cinsel Sağlık dersinin ilk dakikalarında hocamız sınıfı 5'erli gruplar halinde böldü. Sınıfta 5 erkek olduğu için de her gruba bir erkek düştü. Neden gruplar haline geldiğimizi merakla bekliyorduk. Hocamız, her grupta bir yazıcı seçmemizi istedi. Yazıcı, bir kağıt ve kalem aldı eline ve beklemeye başladık. Hoca bizden ne yapmamızı istedi biliyor musunuz? Kadınların cinsel organının bütün isimlerini yazmamızı istedi. Günlük hayattaki, tıptaki, hatta argodaki bütün isimlerini yazacaktık! Hepimiz kıpkırmızı olduk. Kız kıza olsak bu kadar zorlanmazdık belki ama gruplarda erkek de vardı! Bir süre hiç kimse ses çıkarmadı; sonra her gruptan birer cesur, bildiği isimleri yazıcıya söylemeye başlayınca hepimiz ne biliyorsak söyledik. Sonra da erkeklerin cinsel organının bütün isimlerine geldi sıra... Her grubun seçilmiş olan sözcüleri de listeyi tüm sınıfa okudu. İlk başta utana sıkıla başladığımız etkinlik, hepimizin katılabilmesi sonucu amacına ulaşmıştı. Hocamız bu ilk derste, o "ayıp-yasak-günah" üçlüsünden bir konuyu kendi içimizde aşmamızı sağlamıştı. Bu etkinliğin sonucunda hiçbirimizde anormal bir yakınlaşma, sataşma, veya yanlış anlaşılmaya mahal verebilecek bir durum da gerçekleşmedi. Kimse birbirine faklı gözle bakmaya da başlamadı. Sonuç olarak el, kol, göz gibi sıradan ve hayati bir organ, öyle değil mi?

Belki bu etkinliği yadırgamışsınızdır, ama bizzat yaşasaydınız amacını ve amaca da nasıl ulaşıldığını anlardınız. Ve biz kantinde ve bahçede de dersin adını "Cinsel Sağlık" şeklinde söyleyebilir olduk. Yani içimizdeki "ayıp" olan bir şeyi aşmıştık. Gayet olgunlukla ve bilinçli bir şekilde yaklaştığınızda bazı şeyler daha normal gözüküyor, inanın bana...

Bu sıralar gündemde olan bu "hamilelik ayıp, şort günah, gülmek yasak" hadiselerinin asıl sebebi, bazılarının içlerinde bastırmış olduğu cinsel dürtüler. Ve çocukluktan itibaren bastırılmış bu dürtüler, ileriki yıllarda bir şekilde patlak veriyor işte. Ya böyle saçma saçma konuşup kendilerini küçültüyorlar, ya da taciz veya tecavüzle sonuçlanabiliyor bu durum ne yazık ki... Bu zihniyettekiler acaba tatil beldelerinde denize ve havuza giren bikinili bayanlar hakkında neler düşünüyordur neler...

Kendi ülkemizde pek çok sorunumuz varken gündemimizi bu şekilde meşgul ediyorlar, yazık oluyor. İlgilenecek yüzlerce memleket meselesi var, biz bu şorta, hamileliğe takmışız. Sanki ülkede iç huzuru sağlamışız da her şey güllük gülistanlıkmış gibi bir de başka ülkelerin memleket meselelerini tartışıyoruz günlerdir. İktidar, muhalefet, tüm siyasetçiler Mısır diyor başka bir şey demiyor.

Evet iç huzur yok, ben de ağlıyorum ama Zafer Bayramı'nın akıbetine, zamlara, şiddete, tecavüze, adaletsiz adalet sistemine, teröre kurban verilen askere ve sivile, Gezi Parkı eylemlerindeki saldırılarda hayatını kaybedenlere, Ata'ma, o %50'ye ve bu %50'ye, eğitim sistemindeki katliama, çocuk gelinlere, yobazlığının altında yatan o iğrenç sapkın zihniyete, Müslüman-Hıristiyan-Yahudi-ateist fark etmez öldürülen / katledilen herkese ağlıyorum...

İşte bu da bir zihniyet meselesi... Kızarsanız kızın...

 

 

Cemile Torun, Dorylion bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kizmadim valla, dogruya dogru!

Newyorker 
 26.08.2013 3:37
Cevap :
:) Teşekkürler, aynı fikirde olmak güzel...  27.08.2013 14:18
 

Uyarılarınız(!) elzemdi! Ağladıklarınıza ben de ağlıyorum. Ağlama filmi çevirenleri kınıyorum. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 25.08.2013 11:59
Cevap :
O ağlama filmi periyodik olarak devam ediyor nedense. Kınanacak ne çok şey var aslında değil mi... Yazık... Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Selâmlar...  25.08.2013 21:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1870
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster