Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '07

 
Kategori
Ekolojik Yaşam
Okunma Sayısı
460
 

Mısırlara dikkat

Mısırlara dikkat
 

İçinizde mısır sevmeyeniniz var mı diye sorsam, eminim büyük çoğunluk, "Hayır" diyecektir. Her ne kadar çocukluğumuzdaki lezzeti bulamasak da, (yaşıtlarım adına yazıyorum), yine de çoğumuz mısırın her türünü severek tüketiriz. Haşlanmışı, közlenmişi, patlatılmışı, soslusu... Üstelik yaş farkı gözetmeksizin herkese hitap eder. Daha da önemlisi sınıfsal farkı yoktur. Zengini de, yoksulu da kolayca satın alabilir, tarlasında, bahçesinde rahatlıkla yetiştirebilir. Besleyici özelliklerini saymıyorum, uzmanlık alanıma girmiyor ama çok yararlı olduğunu biliyorum.

Böylesine önemli ve sevdiğim bir yiyecek olmasına karşın, son bir kaç yıldır mısır alırken elim tezgahlara gidip gidip, geri geliyor. Sizler de rastlamışsınızdır gazetelerdeki haberlere. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) diye bir illeti sardılar bazı ürünlerin başına. Bilim adına işlenen cinayetlerin en önemlisi gibi geliyor bana. Sözde, üründen alınan verimi artırmak, raflarda daha uzun süre tazeliğini korumasını sağlamak, yeni türlerin gelişmesine yardımcı olmak gibi nedenlerle, bazı ürünlerin genleriyle oynanıyor. Bu ürünlerin başında da mısır geliyor ne yazık ki. Patates, domates, buğday da ilk sıralarda yer alıyor. Aslında, küresel sermayenin kar hırsından başka bir nedeni yok. Küresel sermaye için insan sağlığı, insanlığın geleceği gibi yüce değerlerin önemi de yok zaten. İşte bu nedenlerden dolayıdır ki, mısır tüketmemeye çalışıyorum. Bazen kaçamak yapsam da, aklıma Cargill şirketi ve yaptıkları geliyor ve mısırlar boğazımda kalıyor.

Asıl konumuza dönersek; geçtiğimiz hafta Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından Arjantin'den ithal edilen 40 bin ton mısır, Bandırma Limanı'na kadar ulaştı. İthal mısırlardan numune alan Tüketiciyi Koruma Derneği, Tüketici Hakları Derneği ve Ekoloji Kolektifi, Ankara'da yaptırdıkları analizlerde ürünlerin GDO'lu olduklarını saptadı. TMO yetkilileri, toplam 235 bin ton mısır ithal edeceklerini duyururken, tüketici örgütleri yetkilileri de, GDO'lu ürünlerin ülkemize girişinin yasalara aykırı olduğunu belirterek, suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladılar. Tarım Bakanlığı'ndan ise, henüz hiçbir açıklama yapılmadı.

GDO'lu mısırların yem sanayiinde kullanılacağı yolunda açıklamalar da yapıldı. Yani, bu mısırlar yem olarak tavuklara verilecek, biz de mısır yemekten kaçarken, bu tavukları masamıza getireceğiz. Sonuçta bu GDO'lar ne kadar kaçarsak kaçalım, bir yolunu bulup midemizi işgal edecekler. Tavuk da yemiyorsanız, kurtuluşunuz yok. Bu mısırlar aynı zamanda yapay tatlandırıcı, bal, bisküvi, gibi tüketim maddelerinde de kullanılmaktadır. Daha da vahimi, ülkemizdeki biyolojik çeşitliliği yok edecektir. Çevreye, doğaya, geleceğimize düşman olan GDO'lara karşı çıkmak, neslimizin ve geleceğimizin sağlığını korumak da bizim en temel hakkımızdır. Bu alanda çalışan derneklere destek olmak, olamıyorsak en azından bu konuda bilgilenerek çevremize de anlatmak gerekir diye düşünüyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşın kaç bilmiyorum ama ben 32 yaşındayım ve geçmişe dair hiçbir tadı şimdiki yiyeceklerde bulamıyorum.Domates kaç yıldır kokmuyor yada pazardan alınan kavunlar konulduğu odada dünyanın en harika kokusu ne kadar zamandır yaymıyor artık unuttum.Haşlanmış mısırın üstüne tuzu serpip daha dumanı üstündeyken afiyetle gönül rahatlığıyla yiyebilmek ne kadar uzak.

Serry Serry 
 30.07.2007 7:49
Cevap :
Kişisel bilgiler bölümünde yaşım açık seçik belli. Senden bir hayli büyüğüm ve bu tatları, kokuları tanıyamayan kuşaktan olmanıza hem seviniyor, hem de üzülüyorum. Seviniyorum, çünkü tanımadığınız bir şeyi özlemezsiniz. Üzülüyorum, çünkü keşke o güzellikleri yaşamış olsaydınız. Yaman bir çelişki gibi değil mi? Belki bir gün, yakın gelecekte olması dileğimdir, bu güzellikleri yeniden yaşarız. Bu da biraz bizim çabamıza da bağlı sanırım. Sevgiler, selamlar.  31.07.2007 12:46
 

Ne olacak halimiz bilemiyorum. Hangi besinle besleneceğiz, proteinler berbat, sebzeler berbat, karbonhidratlar berbat, üç kuruş uğruna sağlığımızı hiçe sayıyorlar. Bir yakınımızın tavuk çiftliği var. Ürettikleri tavuklardan yememeye özen gösteriyorlar. Böyle bir şey varmı ? Ne yazık ki var. İçler acısı bir konuyu dile getirmişsiniz. Elinize sağlık. Sevgiler.

Abla 
 07.05.2007 0:32
Cevap :
Kızılderililer; "Son nehir kuruduğunda, son balık tüketildiğinde, son ağaç kesildiğinde, paranın yenilemeyeceğini anlayacaksınız" demişler. Biz artık bu sona doğru yaklaşıyoruz. Hep daha fazla kar uğruna tüm canlılar yok ediliyor, dünya yok ediliyor. Artık birşeyler yapmalı, ne dersiniz? Sevgiler.  07.05.2007 23:09
 

Merhaba; yazıma yorum yapanların yazılarını mutlaka okurum. Ama yazılar 10'u aşıyorsa, önce bir duruyorum ve üstelik bugün çok işim var çooookkkk. Hiç olmazsa son yazınızı okuyayım dedim. Sabahın bu saatinde benim gibi duygusal balıklara göre değildi ama daha hiç okunmamıştı. İşte bu olmazdı, hemen okudum. Ben de mısırın duygusal yanını pekiştiririm; hani şu kış gecelerinde patlatılan, hani tuzsuz ya da tuzlu yapılabilen ve çayın yanında da keyifle yenebilen, bir de güzel bir film varsa TVde, keyifle geçirilen gecelerdeki mısır değil mi anlattığınız; :))) Sevgiler...

derinmavi.. 
 05.05.2007 11:09
Cevap :
Evet, o mısırdan söz ediyorum. Yaşamımızdaki birçok şey gibi onun da tadını kaçırdılar ne yazık ki. Sadece tadı kaçmakla kalsa, yine iyi diyeceğim. Bilim adına cinayet işleniyor, genlerle oynamak inanın çok tehlikeli... Yorumunuz için teşekkürler, sevgiler, duygusal balık. Ben de gerçekçi bir kovayım.  06.05.2007 21:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1476
Kayıt tarihi
: 26.08.06
 
 

1958 doğumluyum, İzmir'de yaşıyorum. 17 yıl gazetecilik yaptım ve emekli oldum. Şimdi babamın kurduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster