Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

11 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
710
 

MİT üzerinden yaşananlar

MİT üzerinden yaşananlar
 

MİT üzerinde yaşanan olaylar ve krizler Cumhuriyet Tarihinde bu güne kadar yaşanmamış önemli bir kriz olarak karşımıza çıkmaktadır.

2006 yılından itibaren Başbakan’a direk bağlı olan MİT Müsteşarlığı Başbakanın “Açılım Politikaları” çerçevesinde PKK ile Oslo görüşmelerinin başlatılması için düğmeye basılmıştır.

Talimatı bizzat Başbakan Erdoğan vermiş, 2006 yılında MİT’in başında bulunan Emre Taner ve üç MİT mensubu bu görüşmeleri yürütmüş, daha sonraki yıllarda ise bu görevi şimdiki MİT müsteşarı Hakan Fidan ve ekibi yürütmüştü.

PKK ile yapılan “çok gizli pazarlıklar” basına sızması üzerine ortalık birbirine girmiş, hükümet “biz görüşmüyoruz devlet görüşüyor” diyerek bu sorumluluktan kendini kurtarma yoluna gitmişti.

KCK soruşturmasını yürüten İstanbul’daki savcılar İmralı’daki Abdullah Öcalan’la sık sık görüşen avukatlarını da bu kapsamda tutuklama kararı verince olayın içinden çıkılmaz bir hal alması kaçınılmaz oldu.

Tüm bu gelişmelerin sonucunda Oslo görüşmelerini yürüten MİT mensupları Özel Yetkili Savcılarca ifadeye çağrılmış, sonrasında ise iktidarla savcılar arasında restleşmeler su yüzüne çıkmıştır.

Daha düne kadar gazeteciler, bilim adamları, Silahlı Kuvvetlerin birçok komuta kademesi ve Genel Kurmay Başkanı “terör örgütü kurmak ve üye olmak” suçlamasıyla tutuklanırken:

“Bu yargının işidir, bekleyelim, yargı karar versin” diyen hükümet bu kez iş gelip Başbakan’a direk bağlı MİT mensuplarına dayanınca kıyametler kopmuş, kendi yarattıkları “özel yetkili savcıların” yetkilerini aştığını, MİT mensuplarının “görevle ilgili” bir soruşturması varsa, Başbakanlıktan izin alınmadan bu soruşturmanın yürütülemeyeceğini ileri sürmüşlerdir.

Hükümetin açıklamalarına rağmen savcılık geri adım atmamış, “davete icabet etmeyen” MİT mensuplarının görüldükleri yerde gözaltına alınmasına ve İstanbul Adliyesine sevk edilmeleri hakkında mahkeme kararı çıkartılmıştır.

MİT’le ilgili başlatılan bu operasyonların temelinde ise; 2006 yılından itibaren yürütülen “Açılım Sürecinin” içersinde bulunanlar ve bizzat açılımı yürütenlerin kendi iç bünyelerindeki çatışmaların “su yüzüne” çıkmasıdır ve varılacak hedefte ise Başbakan Erdoğan vardır.

Bu olaya müdahil olan Cumhurbaşkanı Gül “Yaşananlar talihsizliktir, ve üzücüdür” demekte ise de; bu ülkede on yıldır yaşananlar talihsizliktir, üzücüdür” deseydi her halde daha makbul olurdu.

Zira bu ülkede TSK’nin komuta kademesinin tutuklandığı, eski Genel Kurmay Başkanın “terör örgütü kurmak ve yönetmekle” suçlanarak tutuklandığı olaylar için “talihsizlik, üzücüdür” diyemeyenlerin iş, MİT içinde ki iktidar mücadelesine gelince “üzücüdür” demeleri ne kadar doğrudur.

MİT üzerinden yaşanan olayların temelinde “birilerinin şuurlarını kaybettiğinin” göstergesidir. Olayın temelinde, iktidara bağlı ancak kendi içlerinde güç elde etme kavgası vardır.

Dün canavarı yaratanların bugün canavar tarafından yenilmeye çalışılması oldukça düşündürücüdür.

Dün yaşatılan hukuksuzluklar, bugün dönüp dolaşıp, dün hukuksuzluğu yaratanları vurmaya başlaması ise çok düşündürücüdür.

KCK Soruşturması kapsamında MİT mensuplarına soruşturmanın görevle ilgili olmadığı, bu nedenle de TCK 250 madde kapsamında “gözaltına alınma” kararı veren özel yetkili Cumhuriyet savcılarını geri adım atmaması, hükümeti alternatif yollara sevk etmiştir. AKP’li vekillerin tek maddelik hazırladığı kanun tasarısı apar topar meclis gündemine sevk edilmiştir.

Hazırlana tasarıda MİT Yasasının 26. Maddesinde değişiklik ön görülmüş, bu tasarıyla MİT mensuplarının yargı karşısına çıkması şartlar ne olursa olsun, Başbakanın iznine bağlanmaktadır.

Bu soruşturma kapsamında “geri adım atmayan ve MİT’çiler hakkında “ gözaltına alınma” kararını mahkemeden çıkartan ve KCK davasını yürüten savcılığın MİT’çiler hakkındaki gözaltı gerekçelerinin neler olduğu ise basına yansıyan şekliyle;

MİT heyeti, istihbarat toplama ve bilgi edinme görevinin dışında örgütün yönetilmesine aracılık etti.

— Silahlı faaliyet yürütmesi en baştan beri öngörülen KCK yapılanması, MİT heyetinin gözetiminde tamamlandı.

— MİT gerek doğrudan temaslarında gerekse örgüt içindeki ajanları aracılığıyla elde ettiği saldırı ve eylem talimatlarının önlenmesi ve engellenmesine yönelik harekete geçmedi.

— İstihbarat toplama vazifesi aşılarak devletin bütünlüğü ve anayasal düzene karşı anlaşma noktasına gidildi.

— Örgütün silahlı eylemlerine ve yapılanmasına göz yumuldu.

— Öcalan’la örgütün üst yönetimi arasındaki mektuplaşma trafiği sağlandı.

—MİT, örgüte verdiği taahhütler kapsamında güvenlik güçlerinin operasyonlarını engellemek için çalışma yürüttü ve örgüte geri bildirimde bulunduğu… v.b. iddialar dillendirilmektedir.

Bu konuyla ilgili olarak, son gelen bilgilere göre, KCK soruşturmasını yürüten iki özel yetkili savcıdan bir tanesine “görevden el çektirilerek, yerine iki adet “yeni savcı” atandığıdır.

Dileyelim, kritik günler yaşanan Türkiye’de bu güç gösterisi zararsız bir şekilde sonuçlandırılarak ülkenin daha fazla zarar görmesi engellenmiş olsun.

Sonsuzluk  ( Osman Özeker ) 11.02.2012

Ali Rıza İZGİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konuyu güzel özetlemişsiniz, elinize sağlık. Yazdıklarınıza ilave olarak MİT konusunun bir de dış bacağının olduğunu düşünüyorum. Eskiden beri MİT ile iç içe olan CIA'nin bu olaya katkılarını göz ardı etmememk gerekir. Saygılar, iyi günler.

Ali Rıza İZGİ 
 18.02.2012 9:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 285
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 3006
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster