Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
535
 

Mizah Nedir?

Mizah Nedir?
 

Bana ait bir çizimdir. Tüm hakkı saklıdır. Lütfen izin alarak kullanınız.


Mizah nedir? Eleştirmek mi, kötülemek mi, gözden düşürmek mi, nefret ifadesinin bir şekli mi, espri mi, siyasi bir malzeme mi, düşünce özgürlüğü mü, araç mı, amaç mı? Bu sorular son zamanlarda zihnimi kurcalıyor. Yıllarca amatör düzeyde de olsa karikatür çizmiş ve karikatür dergileri takip etmiş birisi olarak, bu konuyla özellikle ilgilendiğimden bu sorulara cevap aramak istiyorum. Tabi bulabilirsem. 

Mizah deyince benim aklıma ilk olark güldürmek geliyor. Yani bence mizah önce güldürmeli. Çünkü alışılmış durumunda dışında bir bakış açısı sunduğu için biraz muziplik vardır içinde. Mizahi malzeme ona baktıktan veya okuduktan sonra yüzümde bir tebessüme sebep olmalı. Diğer amaçları bu ilk mesajından sonra gelmeli. Yani siyasi, toplumsal veya dinsel...

Tabi her mizahi malzeme bu tepkiyi oluşturmuyor. Kişiden kişiye algı farklılıklarını da dikkate alarak konuşuyorum. Burada kendimden yola çıkarak öznel yargılara varmaya çalışıyorum. Bazı mizah adı altında piyasaya sürülen çalışmalara baktığımda ilk tepkim gülümsemek olmuyor. Kimi mizah dediği çalışmaya bir siyasi görüşe veya bir kişiye olan öfkesini yansıtıyor. Fakat bunu öyle bayağı bir şekilde yapıyor ki, gördüğünüz tek şey hakaret oluyor. Geri kalan mizah unsurları ise bu ana duygunun altında eziliyor.

Kimi bir inancı, bir toplumu değersizleştirmek, onların dokunulmazlarını rezil etmek gibi bir amaçla mizahi çalışma koyuyor ortaya. Bu duygu da öyle bariz ve itici bir şekilde yerleşiyor ki çalışmaya. Gülümsemek şöyle dursun iğreniyorsunuz. Kimi de siyasi fikrinin körelttiği kalemiyle kendi ideoloisini yaymak için kullanıyor mizahı. Ama kuru bir propagandadan başka bir his kalmıyor sizde. 

Herkes mizah adı altında bir şeyler yapıyor. Fakat gerçekten bunlardan hangisi mizah. Bunun çok keskin bir kriteri veya normları yok. Buna rağmen bazı evrensel kabüller var. Yani mizah adı altında evrensel insani değerleri hiçe saymanın doğru olmadığı gibi. Tüm bunlara rağmen mizah bir düşünceyi teşhir şeklidir. Cebir ve suç yoksa herkes açıkça fikrini ifade etmelidir. Zira sayfalarca dolusu lakırtı bir çizgiyle daha çarpıcı anlatılabilir. 

Diğer yandan mizah yapan kişiler genel olarak pek sevilmez. Neticede mizah doğruları söylemenin bir şeklidir. Ve insanların çoğu gerçekleri sevmez. Hele de mizah gibi bir büyütecin altından gösteriliyorsa. Bu yüzden eleştirilen kişiler veya toplumlar alınganlık yapabilir. Bu durumda o kişilerin tepki vermeleri gayet doğaldır. Fakat bu tepki ancak cinsiyle olur. Yani sizi mizah yaparak eleştiren bir kişiyi en fazla mizahla eleştirebilirsiniz. Çünkü ortada bir düşünce vardır. Bu düşünce ise ancak düşünce ile karşılık görebilir. Daha ötesi bağnazlıktır. 

Bir yerde insanlar mizah yaptıkları için öldürülüyorlarsa bunun adı barbarlıktır. Ki öldürenler terör örgütü kimliğiyle bunu yapıyorlarsa, bu hiçbir hassasiyetten değil, tamamen siyasi hedeflere ulaşmak için yapılan saldırılardır. Her terör eylemi kendisine göstermelik bir gerekçe bulur. Bazen mizah bu amaca hizmet etmek için iyi bir araçtır. Hal böyleyken böyle bir cinayeti bir kültüre veya bir inanca mal etmek doğru değildir. Eğer bu saldırı halk tabanında destek buluyorsa işte o zaman durum vahimdir. Bu durumda halkın o eyleme neden destek verdiği sosyolojik olarak iyi sorgulanmalı ve bu nedenler ortadan kaldırılmalıdır. 

Mizah nedir konusuna tekrar dönersek, benim için en güzel mizah örneklerinden birisi Hz. İbrahim'in putpereslere yaptığı mizahtır. Hz. İbrahim tapınağa gizlice girip, putları baltayla zedeledikten sonra baltayı en büyük putun boynuna astıktan sonra, bunu onun yaptından şüphelenen putperestlere verdiği cevap gerçek mizahtır bence. Diyalog şu minvalde geçer:

- Putları neden kırdın?

- Ben kırmadım ki! Balta kimin boynundaysa o kırmıştır.

- Hiç put başka bir putu kırabilir mi? 

- O halde hiç bir kudreti olmaya putlara neden tapıyorsunuz?

Yani mizah, önce gülümseten, gülümsetirken bir doğruyu muhatabına çarpıcı bir üslupla aktarabilen, ince ve derin bir zeka ürünü, bayağılıktan ve seviyesizlikten arınmış, dolaylı anlatımın en uç noktası olan, kişiler ve toplumlardan çok düşünceleri ve değerleri önemseyen bir sanat eseridir. Yoksa diğerleri moda tabirle "espri" düzeyinden öteye gidemeyen çalışmalardır.

Bu arada belirtmeden edemeyeceğim, mizahı ustasından öğrenmek isteyen Nasrettin Hoca okusun. Vesselam...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 437
Kayıt tarihi
: 19.05.12
 
 

1983 yılında doğdum. Hayatın yoğunluğundan fırsat buldukça yazarak rahatlamaya çalışıyorum. Yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster