Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
852
 

MOBBİNG! Hayır Efendiler!

MOBBİNG! Hayır Efendiler!
 

Mobbing/latince/Bir gurubun birey üzerinde psikolojik şiddet, baskı, taciz uygulaması...Resimalıntı


Her kantarın bir topuzu vardır.

Kaçarsa… Dengeler bozulur.

O zaman kantar ne işe yarar?

Konu: MB de ifade özgürlüğü…

MB yazanlarının bu konu hakkında yazdıkları yazılar ve yorumlar…

Sayın Zeynep Kibaroğlu: Blog yazısında kendi düşüncelerini dile getirmiş ve bizlere de bir soru yöneltmiş.

Yazanımızın tercih ettiği üslup: Alışılagelmişin dışında; masumane…

Şahsen; kendisinden daha sivri köşeleri olan bir yazı beklerdim.

Dikenli konuyu özenle pamuklara sarmış; herkesin malumu olduğu içeriğin fazla derinine inmeden bizlere sunmuş.

Zeynep Hanım asilce “ Ben sıkılıyorum” demekle yetinmiş.

Rahatsızlığını dile getirmiş.

Ardından aldığı bazı yorumlar…

Zeynep Hanımın yazısına atfen yazılan yüzeysel bloglar…

Esefle okudum.

Şimdiye kadar olanlara seyirci kalanlar…

Bilmiyormuş ayaklarına yatanlar…

Edebiyat paralayanlar…

Saldırılardan nasibini almayanlar…

Konu: Dilbilgisi hataları, ottan pohtan yazılar, yetenek yetersizliği, yazılanların kalitesi ile asla ilintili değil.

Fikir düşünce çatışmalarıyla yakından uzaktan bir ilgisi de yok…

Cephe alınanın savunduğu fikirlerini: Karşı fikirler sunarak çürütemediğinde ve yetersiz kaldığında; başvurduğu yöntemlere, bir göz atmak yeterli olacaktır.

a) Cephe alınan tuşa gelmeyince: Aile bireylerine münasebetsiz sözlü sataşmalar… Hiç mi gözünüze takılmadı? Haklısınız; bu durumlarda mükemmel yabancı dile başvuruluyor. Tercüman gerekiyor; tercümanlık zor iş… Anadilinde saldırmak yürek istiyor.

Kaçak güreşiyor.

b) “Bela ola başına kona” Hızını alamıyor.

Aileden olana tosluyor.

“Nanik nanik: Bu yazınıza bir yorum alamıyorsunuz n’aber” Tarzında bir yorum gönderiyor. Soruyorum; sağlıklı bir ruh yapısını mı sergiler bu tür davranışlar…

c) Başka birinin yazısına yorum yapıyor; tuşa getiremediğini kalayladıktan sonra; bacısının (yabancı dilde) “korkak tavşan” olduğunu ilan ediyor ve hemen ardından hangi türe ait olduğunun sorgulamasını yapıyor.

d)Tek başına asla sahne almıyor. Sürü zihniyetine sadık kalarak…

İnsan kullanıyor, tuşa gelmeyenin resmini analiz etmekle görevlendiriyor. Bilirkişi analiz neticesinde: “Neden benim akıl verenimle sevişmek istiyorsun” sorusunu sorabiliyor.

Erkek erkeğe… Monologun böylesi nerde görülmüş?

Sırf bu soru için…

e) Duruyor duruyor turnayı gözünden vuruyor.

Fırsat buldukça yerdiği bir ülkenin; devrimcisinin pelerinine sığınıyor.

“Luther’i anlamayan beni de anlayamaz”

Ufak atmalı ki…Cik cikler yiyebilsin.

Ze- ye kadar uzanır sicili… Yaka silkenleri o kadar çok ki…

Kimse uğraşmak istemiyor ama şikâyetçilerinin sayısını bir duysa…

Arkasına bakmaktan…

MB camiası şahittir. Şimdiye kadar sustum karışmadım.

Benim desteğime ihtiyacı yok “Tek başına mücadele verenin”

O ne yaptığını biliyor; bilmiyor beni ilgilendirmiyor.

Reşit.

Neye bulaşmak isterse bulaşabilir.

Beni rahat bıraksınlar! Ben yazı yazmak için buradayım.

Zeynep Hanım, canım sıkılmıyor.

Yaşlı başlı insanların çaresizliği; düştükleri haller, düşerken sıçrattıkları çamurlar…

Fikir tartışmalarının ne olduğunu bir türlü kavrayamayanların çevreyi kirletmeleri ve çoğunluğun sus pus olması beni şaşırtıyor.

MB camiasında bir aslan yürek var ki…

Onu kutluyorum.

Öyle bir bozguna uğrattı ki…

Bir daha asla kimse onun semtine uğrayamadı.

Elinde tespihle dolaşan; süt dökmüş kedi oluverdi.

Bin bir özür diledi. Allem etti kallem etti.

Zor kurtuldu; kayalara yaslananın elinden.

Kadınlara dedikoduyu yakıştırırsınız…

Mahalle hanımları gibi saç saça baş başa dersiniz…

Kıvırtmak cinsi latife aittir diye tutturursunuz…

Sizin pantolonunuza ortak olmuş olabiliriz ama…

Karşılığında bizden aldıklarınız…

Hayır Efendiler!

Menopoz bizimdir; bizim kalacak.

14.Temmuz 2010 Çarşamba

İnternetli Köyden Alev Meisel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Görevi: Maddeyi kıvamına getirmek, yumuşatmak, köpürtmektir. Faydalıdır, her eve lazımdır. Mobbing: Bir sürünün veya gurubun ortak saldırısı ile gerçekleştirilir. Kurbanın tüm yolları kesilerek tuzağa düşürmek yok etmek amaçlıdır. Mobbing kolektif negatif bir uğraştır. İnsan sağlığına büyük zararlar verir; maddi kayıplara yol açar. Mobbing beslenebilmek için insan ruhunu kemirir ve sayısız ustalara muhtaçtır. Mikser:Lezzet katar ve tek bir usta onun için yeterlidir. Bilmemek ayıp değil öğrenmemektir ayıp olan.

Alev Meisel 
 14.07.2010 18:57
Cevap :
Teşekkürler...O halde bilenler bilmeyenlere anlatsın. İşin aslı ayrıntılarda gizlenir. Düşünmek ve algılamak... Körü körüne izleyen; kör çukurlara düşebilir.  14.07.2010 19:03
 

Kimi neyi kıskanayım. Çok şükür iyi bir işim var. Ekmek paramı kimseye el avuç açmadan kazanıyorum. İki yavrumla hayat mücadelesi veriyorum. Varlığı da gördüm, yokluğuda. Hayatta tek bir takıntım var, kimse benim namusuma dile uzatamaz. Bunun dışında her şeye hazırlıklıyım. Gerisi vasarya. Sürekli belirtirim yazı yazmak bir terapidir. Durum böyle olunca çuvaldızı daima kendime batırmışımdır. Empati duygusundan asla yoksun olmadım bu yaşıma kadar. Görüyorum ki bir yazı yazdım, birilerinin kuyruğuna bastım. Varsın olsun, herkes düşüncesinde özgürdür. Benim bir tek sıkıntım var, milliyet blog bunlara layık değil. Niye bizim arkadaşlarımızın yazma şevki kırılsın. İnsanlar neden bu abuk sabuk yazılar yüzünden milliyet blogdan zevk almasın. Neden akşam evine geldiğinde sayfasını açıp, içini açan yazılar okumasın. Yoksa başka hiç bir derdim yok. Sizde bilirsiniz, ben hep özgürlükten yanayımdır. Benim bile sabrım taşıyorsa, gerisini siz düşünün. Selamlar sevgiler....

Zeynep Gülay 
 14.07.2010 8:45
Cevap :
Düşmez kalkmaz bir Allah Zeynep Hanım, insanoğlu bir anda herşeyini kaybedebilir. Yazılan yazıların içeriği bizi ilgilendirmeli. Yatı katı; sevgilisi; hastalıkları, gelir düzeyi, fiziği,çoluğu çocuğu değil. Düşünün bir kere kendi kankası hakkında "İttiret o kamburu; diğer bir neferine hamsi beyinli" diyebiliyorsa...Yüceden başka onu kimse iflah edemez. Siz bir kuzey rüzgarı kadar sert esebilirsiniz; saklamıyorsunuz. "Ben ılık meltem esintisiyim" dediğinize de şahit olmadım. Kuyruklara basmak can acıtır...Niyetinizin can acıtmak olduğunu hiç sanmıyorum. Namusa dil uzatmak:apayrı bir suç kategorisi, hayat memat meselesi...İnsanlar eşit değiller; karekter yapıları genleri, kanları...Fakat insan hakları konusunda ayırım yapılmamalı. Suç işlediklerinde alacakları ceza kıydırık bir rütbe yüzünden indirime girmemeli. Siz özgür düşünceli bir insansınız bunun farkındayım. Kimsenin etkisi altında da kalmıyorsunuz. İşte gerçek özgürlük budur. Katkınız mutlu etti. Sağolun teşekkürler selamlar  14.07.2010 13:47
 

Öncelikle teşekkür ederim. Güzel yazınız beni onurlandırdı. Yalnız bir gerçek var ki, sizde çok güzel belirtmişsiniz, ben çok içten ve samimi yazdım. Hatta inanın için için üzüldüğüm bir konuyu çok dikkatli kelimeler seçerek belirtmeye çalıştım. Nerden baksanız üç yılı geçen süredir burada kendimce ama iyi ama kötü yazılar yazıyorum. Kimisi sever, kimisi sevmez. Ama ben yinede bu blogun bu kadar heba olmasını istemiyorum. Tabii herkes gibi. Evet, doğrudur benim dilimde kalemim de biraz keskindir. Eleştirilerim bazen insanların hiç beklemediği bir tarza bürünür. Lakin içim neyse dışımda odur. Asla evirip çevirip, kulağımı tersinden göstermem. Düşünür, tartar pat diye söylerim. Çevremde insanlarda beni hep böyle bilirler, tarzımı kabullendiler. Milliyet Blog sakinleride bilirler bilmeyenlerde bir vesile ile öğrenirler. İçten pazarlıklı, bazılarının belirttiği gibi kıskançlık duygusunu asla taşımadım. Sürekli savunurum, herkes benim nezdimde de yüce yaradının nezdinde de eşittir....

Zeynep Gülay 
 14.07.2010 8:39
Cevap :
Olduğu gibi görünmek; çizdiği yolda tek başına ilerlemek, başkalarından medet ummadan savunduğunun arkasında durabilmek...Zeynep Hanım; kişinin aynasıdır. Her zaman aynı safhalarda; aynı fikir birliği içinde olamamak...Kişiyi yerden yere vurma hakkını tanımaz. Davranış tarzınızda duruma göre kılık kıyafet değiştirdiğinize ben şahit olmadım. Bunu size ilk kez söylüyorum. Sevmeyenlerimiz olmaz ise doğru gitmeyen bir şeyler vardır demektir. Siz de bilirsiniz. Sizin son yazdığınız yazıyı defalarca okudum; serseri mayın gibi naralar atarak taciz alanını genişletmek isteyen bir gurubu durdurmanın yolu "görmezden gelmekten" geçmediğini farkettim. İsterlerse devam etsinler. Çünkü onların başka becerileri yok.Asmak, kesmek, doğramak sindirmek...Allahın verdiği can emanet.Bana gelen yorumları bu çizgide; bir kul kendini "Cami" konumuna getirirse; o mekanda dua edenlere ne denir? Artık Allah akıl fikir versin diyemeyeceğim; verseydi verirdi. Ama Allahından bulacak, cami duvarına da pisledi.  14.07.2010 13:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 824
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster