Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
819
 

Modern Dünyanın “Somalili Korsanlar” Üzerindeki Hukuk Gücü

Modern Dünyanın “Somalili Korsanlar” Üzerindeki Hukuk Gücü
 


ABD’de birkaç aydır bir dava görülüyor. Davanın konusu için BBC’den küçük bir alıntı yapalım.

“Tek kelime İngilizce bilmeyen, yaşı bile belli olmayan Afrikalı bir genç geçenlerde New York'ta yargıç karşısına çıktı. Yıllardır uygulanmamış federal bir yasa uyarınca yargılanan Somalili genç korsanlıkla suçlanıyor.”

Yeni milenyumun korsanları da beraberinde getireceğini ne kadar düşünürsem düşüneyim hayal edemezdim sanırım. Bugün sokakta herhangi bir çocuğa korsanlarla ilgili soru sorsanız herhalde hemen Jack Sparrow’un adını verir, benim de aklıma Karayip Korsanları geliyor. Kuşkusuz bizden önceki kuşak için de Errol Flynn benzer bir çağrışım yapıyordur.

Ancak gerçekler hiç de filmlerdeki gibi değil. Birkaç yıldır Somalili korsanlar Aden Körfezi’nde aralarında Türkiye’ye de ait ticaret gemilerine saldırıyor, onları kaçırıyor, fidye istiyor. Üstelik bütün bunları NATO deniz gücünün gözleri önünde gerçekleştiriyor.

<ımg border="0" hspace="8" vspace="2" align="right" src="http://indigodergisi.com/46/new_york_bolge_mahkemesi.jpg" width="231" height="308">Amerika'nın en eski federal mahkemesi New York Bölge Mahkemesinde yargılanan Abduwali Abdulkhadir Muse de Somalili bir korsan. Onun öyküsü başarılı bir gemi kurtarma operasyonu nedeniyle Somali’den Amerika’ya kadar uzanıyor. Henüz yaşı tespit edilemeyen Abduwali Abdulkhadir Muse korsanların elebaşı olarak gemi kaptanını rehin alıp hayatını tehdit etmekle suçlanıyor. 'Devletler hukukunda tanımlanan korsanlık suçu' dâhil olmak üzere beş ayrı suçlama ile yargıç karşına çıkarılan bu genç şu an kendisine itham edilen 10 ayrı suçlama ile karşı karşıyayken <ı>“Federal Soruşturma Bürosu ajanlarının refakatinde ellerinde kelepçe ile mahkeme salonuna girerken, başına gelenlerden habersizcesine kameralara gülümsüyordu.”

Modern yaşamın temelinde hukuk ve onun üstünlüğü ile güçler ayrılığı gelir. Hukuk demokrasinin ve özgür yaşamın garantisidir. İnsanlığın tarihi kadar eskidir. Toplumsal yaşamın düzenlemesi hukuk yolu veya eliyle gerçekleştirilir. Hukuk ailede başlar ve en karmaşık ilişkilerin olduğu uluslar arası platforma kadar uzanır. İnsan (teoride) temel haklarının güvenceye alındığı bir hukukla dünyaya gelir ve bütün hayatı boyunca da buna tabi olur.

<ımg border="0" src="http://indigodergisi.com/46/ug_009.jpg" width="228" height="167">

Hukuk sayesinde mal, mülk ediniriz. Ticaret yaparız. Sahip olduğumuz zenginlik bir dilim baklava bile olsa canımızdan daha çok hukukun garantisi ve güvencesi altındadır.

Korsanlık, haramilik de çok eski bir suçtur ve eskiden bu suçun cezası, cezaların en ağırı ölümdü. Modern dünyada ölüm cezası kaldırıldığı için ömür boyu hapisle cezalandırılıyor.

<ımg border="0" src="http://indigodergisi.com/46/ug_008.jpg" width="479" height="318">

Peki, modern dünyada korsanın işi ne?

Bu soruyu <ı>‘insanlar neden başkalarının mallarını çalıyor’ şeklinde de sorabiliriz.

Konuya bir başka açılım getirmeye çalışacağım. Geçen sonbahar bütün dünyayı etkisi altına alan bir ekonomik kriz baş gösterdi. Bundan on yıllar öncesinde çeşitli yasalarla yürürlüğe sokulan bir takım mülk edinme araçları finans şirketleri bu kriz sırasında iflas etti. Bu finans kurumlarıyla ilişkili bir takım şirketler de sıkıntıya girdi. Küresel ölçekte milyonlarca insan işinden oldu. Bir takım emeklilik fonları battı. İnsanlar yıllarca yaptıkları birikimlerini bir anda kaybettiler. Borçlarını ödeyemez oldular. Alacaklıları ki bunların büyük bir kısmı ülkemizde benzerlerinin olduğu gibi bankalardı hukuka başvurarak icra yoluyla mallarına mülklerine el koydu. Bir kısmı yasalar yüzünden özgürlüklerini kaybederek hapse girdi. Bunların arasında büyük bunalıma girerek intihar edenler oldu. Bazıları çaresizlikten suça karıştı. Amerika tarihinde ilk defa suçluların sayısı milyonu aştı. Kuşkusuz bütün dünyada suçlu sayısı arttı. Hapishaneler tıka basa doldu taştı.

Bu insanların suçu nedir?

Peki, dünyada ekonominin bütün yasalarını koyanlar kazançlarını hiç kimse ile paylaşmazken krizde zararlarını neden bütün dünyaya özgürlüğüne varıncaya kadar ödetiyor?

Somali’de yokluklar içinde doğmuş ve yokluk ve onun yarattığı kültür dışında hiçbir şey görmemiş Abduwali Abdulkhadir Muse modern yasalara göre yargılanabilir mi?

Hukuksuzluktan söz etmek istemiyorum. Yasalara kuşkusuz ihtiyacımız var. Ancak hukuk öncelikle insanın insanca yaşamasını güvene altına almakta mükellef olmayacak mı?

Somali açıklarında Aden Körfezi’nde bugün çok büyük bir kanunsuzluk kol geziyor. Burada eli silahlı korsanlar dünya ticaretini neredeyse durdurma noktasına getirtecek kadar etkililer. Kuşkusuz bu ticaret sahipleri bundan büyük öfke duyuyorlar. Muse bu anlamda bir günah keçisidir. İşlediği ya da işlemediği bütün suçlamalarla karşı karşıyadır. Ne çocukluğunu ne gençliğini modern dünyadaki benzerleri gibi yaşayamamıştır. Onun doğduğu topraklarda belki beş yüz yıldır hep kan vardır. Üstelik bu kanın sebebi o gemilerin sahiplerinin yaşadığı ülkelerin emperyalist çıkarlarıdır.

<ımg border="0" src="http://indigodergisi.com/46/ug_011.JPG" width="375" height="500">

Hukuk Tanrısal bir buyruk değildir.

Hukuk bin yıldır aynı şekliyle ceza vermektedir. O zaman tek taraflı bir giyotine dönüşmüştür.

Üstünlüğü tartışılmaz ve özgür dünyamızın güvencesi hukuk öncelikle yoksulları korumuş, gözetmiş, haklarını teslim etmiş midir de onların yarattığı kanunsuzluğu cezalandırmak için en gösterişli mahkemelerde korsanları yargılamak için salon açmaktadır?

Hukukun gücünü yeniden düşünmenin ve yapılandırmanın zamanıdır diye düşünüyorum…


Uzay Gökerman

Bu yazı İndigo Dergisi'nin (www.indigodergisi.com) Temmuz ayı sayısında yayınlanmıştır.


Kaynak: BBC Turkish

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1918
Toplam yorum
: 2001
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1330
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster