Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '18

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
43
 

Modern Hayatın Yeni Sorunu; Erken Ergenlik ve Makyaj Arasındaki İlişki

Modern Hayatın Yeni Sorunu; Erken Ergenlik ve Makyaj Arasındaki İlişki
 

Son 10-15 yıldır gündemimize giren ve başlangıçta çok önemsenmeyen ‘erken ergenlik’ şimdilerde modern çağın en büyük problemleri arasında yer alıyor.

Birçok ailenin karşılaştığı ve dile getirmekten utandığı erken ergenlik çok önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bu soruna kız çocuklarda daha sık rastlanıyor. Bu durum başta kısa boylu kalma ve psikolojik problemler olmak üzere bir yığın soruna neden oluyor. 

Normalde ergenlik, çocukluktan erişkinliğe adım atılan dönem olup, çocuğun fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan bir dizi değişimleri yaşadığı zamansal bir süreçtir. Hepsinden önemlisi bu dönemin sonunda üreme yeteneği kazanılmış olur. Ergenlik yaşı normalde kız çocuklarında 8-13, erkek çocuklarında ise 9-14 yaş arasıdır. Eğer ergenliğe ait belirtiler kızlarda 8, erkeklerde ise 9 yaşından önce görülüyorsa çocuk erken ergenliğe girmiş anlamına geliyor.

Altta yatan ciddi bir problem de olabilir!

Erken ergenliğe giren çocuklar akranlarından önce büyümeye başladıklarından kemiklerdeki büyüme noktaları da daha önce kapanır, akranlarından daha kısa boylu olabilirler.

Normalden erken dönemde yaşamak zorunda kaldıkları ergenlik ve erişkin görünüme ulaşmak çocuğu psikolojik açıdan olumsuz etkileyebilir. Eğer altta yatan tıbbi bir problem bulunuyorsa (beyin tümörleri gibi) ve tanı konulmakta geç kalınırsa hayatı tehdit edebilir.

Erken ergenlik çocukları nasıl etkiliyor?

• Ruhsal ve beyin gelişimi açısından henüz çocuk ancak vücut yapısı olarak erişkin görünümünde olan bu çocuklar kısa boylu kalabiliyor.

• Çocuklar kimlik çatışması yaşıyor.

• Arkadaşları, ailesi ve öğretmenleriyle iletişim problemi yaşayan çocuk okulda başarısız oluyor.

• Agresif, kendine güvensiz, değersizlik duygusuna sahip bu çocuklarda madde bağımlılığı, intihar eğilimi görülebiliyor.

ERKEN ERGENLİĞİN NEDENLERİ NELERDİR PEKİ?

Suçlu olarak hemen gıdalar gösteriliyor ki bu doğrudur ama tek başına yapmıyor bunu. Onun da yardımcıları hatta bu tablonun çok daha önemli ve gözden kaçan faktörleri var.

GDO’lu ve hormon katkılı besinler erken ergenlik sebebi mi?

Dünyada son 10 yılda, ülkemizde de son 5 yılda özellikle dikkati çeken oranda erken ergenlik problemine rastlanıyor.

Yapılan araştırmalar aldığımız gıdalar içinde bulunan hormon ve katkı maddelerinin çocuklarda bu duruma neden olduğunu gösteriyor.

Büyüme hormonu eklenerek yetiştirilen meyveler (çilek vs) sebzeler (domates, brokoli vs), yine hormon (özellikle östrojen) eklenerek hızlı büyütülen tavuklar ve yumurtalar, etler ve sütler çocuklarda hormon uyarısına neden olabiliyor. Normal şartlarda çocukluk döneminde bu hormon uyarı sistemi beyinde, ergenliğe kadar sessiz bir bekleme sürecindeyken bu dış uyarıların artışı ile aktif hale geliyor.

Aynı zamanda katkı maddeleri kadar olmasa da iklim değişiklikleri ve fiziksel koşullar, kullanılan plastik malzemeler, oyuncaklar içindeki hormon benzeri etki oluşturan kimyasallar da erken ergenliği başlatabiliyor. Fast food tarzı ve yapay endüstri ürünleri ile beslenme alışkanlıkları obeziteye neden olarak vücut yağ oranını arttırmak koşuluyla erken ergenliğe neden olabiliyor.

Tedavisi nasıl yapılıyor?             

Tıbbi değerlendirme ve tanı sonrasında bazı ilaçlar kullanılarak aktif olmuş sistem baskılanıyor, erken ergenlik durduruluyor. Gerçek ergenlik yaşı beklenip zamanı gelince bu ilaçlar kesilerek ergenliğin gelişmesine izin veriliyor.

Bu süreçte çocuğun psikolojik problemleri için de mutlaka yardım alınmalı. Erken ergenlik probleminde çözüm aile, psikolog ve hekimin de içinde bulunduğu multidisipliner bir yaklaşımla mümkün olabiliyor.

Modern hayatın getirdiği bu olumsuz etkileri önlemek şimdilik ancak bireysel çaba ile mümkün. Beslenme alışkanlıklarını düzenlemek, kullanılan kozmetik amaçlı kullanılan ürünlere dikkat etmek ve hepsinden önemlisi de erken ergenliğe ait bir belirti varsa gözden kaçırmamak çok önemli.

Bu yüzden ailelere büyük görev düşüyor.

Ben bugün sizlere olayın nedenlerinden biri olacak önemli bir konuya dikkatinizi çekmeye çalışacağım. Çünkü dikkat ediyorum da bu sorunun çıkışındaki en önemli nedenlerden biri dikkatlerden kaçıyor. Yine bu sorunun nedeni olmadığını varsaysak bile bunun da başlı başına bir sorun olduğunun bilinmesinde yarar var.

Mesela şampuan ve deterjanlar.

Şampuan, deterjan, yumuşatıcı, parfüm, deodorant, oda spreyi, klozet koku giderici gibi koku oranı daha yüksel olan temizlik ürünleri vücuda karışarak hormon benzeri bir etki ortaya çıkarıyor. Bu tarz kokularla çok fazla temas eden çocukların diğerlerine göre 7-8 ay önce ergenliğe girdikleri bir araştırma sonucu olarak belirtiliyor.

Bu erken ergenlik ya da normal bir yaşta ergenliğe girilmiş bile olsa makyaj konusunda çocuklara belki de yasal düzenleme ile sınırlama getirmekte bana göre büyük fayda var.

Küçücük kız çocuklarına makyaj setleri üretmek, daha neyin ne olduğunu algılayamadığı bir dönemde oyuncaklar ile makyajı olağan hale getirip onu sektörün potansiyel müşterisi haline getirmek hep algı ile yapılıyor.

Toplum artık ilkokula giden küçücük kızların saçlarına rengârenk boyalar yaptırmasını,  ruj gibi son derece karmaşık kimyasal profili olan ürünleri kullanmasını olağan karşılıyor.

Şampuanımızda, sabunumuzu da, hatta ve hatta tuvalet kâğıdımız da bile sentetik kokular dünyamızı kuşatıyor.

Sektör olağanüstü bir büyüme potansiyeline sahip ve çocuklarımızı içine çekiyor.

O yüzden diyorum ki; çocuklarımızı mutlaka ve mutlaka izlemeli, ne kadar doğal olursa olsun kozmetikten, sentetik her türlü üründen uzak tutmalı ve 16 yaşından önce de onlara makyaj yapmanın sakıncalarını anlatılmalı hatta yasaklanmalıdır.

Mutlaka ve mutlaka.

Yoksa bir türlü üreticisi olamadığımız kozmetik sektörünün ilaç sektörüne pasladığı erken ergenliğe girdirdiği, sorunlu nesiller çoktan yola çıktı geliyor.

 

Saygılarımla.

 

Nazan Apaydın Demir

2.12.2018

Muğla

 

(Not; Bu yazı tamamen kişisel düşünce paylaşımı olup tıbbi tavsiye niteliği taşımaz).

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1155
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster