Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '08

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
1564
 

Modern ortam (zaman) hastalıkları

Modern ortam (zaman) hastalıkları
 

Modern zaman, modern ortam hastalıkları, anakent hastalıkları diye de söylenen rahatsızlık ve şikayetlerdir. Bir söylem var; “Büyük şehir adamı hasta eder”. Neden eder, nasıl eder veya ediyor? Bu konuda muhtelif kaynaklardan topladığım bilgileri sizlere de duyurmak istedim.

İnsan yaşamları değişiyor; evler, işyerleri, üniversite kampüsleri, çocukların yetiştiği yuvalar, anaokulları, bunun yanında yiyip içtiklerimiz, tatiller, bayramlar, eğlenceler gibi. Hiçbir şey eskisi gibi değil artık. İşte bu eskisi gibi olmayan yaşam tarzı bazı hastalık veya rahatsızlıkları da beraberinde getiriyor. İnsanların çoğu kapalı ortamlarda çalışıyor; yaşıyor. Kas gücüyle değil, oturarak kafa-çene ile çalışıyor. Pek çok insanın arabası var, yürümüyor. Bina içlerinde de asansör, yürüyen merdiven kullanıyor. Akıllı binalar evler yapıldı. Her yer elektronik aletler ile doldu. Neredeyse insanlar bile uzaktan kumandalı oldu. Oturarak TV izlemek veya çalışmak obeziteyi getirdi. Ayrıca hazır yiyecek, içecekler arttı. Kalabalık aileler kayboldu. Çocuk sayıları azaldı, evlere kedi-köpek doldu. Anne sütü yerini hazır mamalar, özellikle Türkiye’de normal doğumların yerini sezaryenler aldı. Sık kullanılan antibiyotikler, katkılı yiyecekler, akıllı binalar daha fazla alerjenle karşılaşmayı ve elektromanyetik kirliliği arttırdı.

Özetlersek pek çok hastalık, şikayet, obezite modern yaşamın faturası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz…

1- Astım (Astma): Astım nefes almada zorluk olarak bilinen en eski hastalıklardandır. Astım ile ilgili belirtilerin ortaya çıkması astım krizi veya astım atağı olarak bilinir. Sigara ve çeşitli dumanlar, keskin kokular üst solunum yolu, akciğer enfeksiyonları krizi meydana çıkarabilir.

Son yıllardaki araştırmalar astım ve alerjilerin temelinin daha çocuk dünyaya gelmeden anne karnında atıldığını gösteriyor. Anne hamile kalmadan önceki yıllarda doğum kontrol hapı kullanmışsa astım ve alerjik hastalık riskinin arttığını gösteren araştırmalar var. Doğum kontrol haplarında bulunan bir hormonun (östrojen) çocukta alerjiyi tetikleyen özel bir kan hücresi grubunu harekete geçirdiği kabul ediliyor.

2- Burçlara göre hastalık: İnsanların dünyaya geldikleri ay, bir takım hastalıkların daha fazla görülmesine neden olurken, başka hastalıklara karşı ise koruyucu etki gösterebiliyor. Bir araştırmada 500 civarındaki astımlıdan 350’sinin yengeç burcundan olduğu görülmüş, astımlıların %65’inin bahar ve yaz aylarında yengeç, aslan, koç, boğa ve ikizler burcundan olduğu ortaya çıkmıştır. Astım bakımından en düşük risk kova burcu olarak görülmüştür. Astıma bazı burçlarda daha fazla rastlanması, bu aylarda doğan çocukların daha fazla alerjene maruz kalmasıyla açıklanıyor (polenler).

3- Sezaryenle doğum astım riskini arttırıyor: Bazı araştırmalara göre sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde yumurta, süt gibi önemli besinlere karşı alerjiler, ayrıca egzema, saman nezlesi ve astım gibi alerjik hastalıklar daha fazla görülmektedir.

Ülkemizde özellikle özel hastanelerde sezaryenle doğum çok yüksektir. Hamile anne hem ağrı çekmek istemiyor, hem de canının isteği saatte hamilelikten kurtulmak istiyor. Hastanenin ve doğum hekiminin kazancı daha fazla oluyor???

Sezaryenle doğan bebeklerde bağışıklık sisteminin gelişmesi ve olgunlaşmasında aksaklıklar meydana gelebiliyor. Bebeklerin mikropla ilk karşılaşması doğum sırasında, doğum yolunda oluyor. Bu mikroplar bebeklerin bağırsaklarında yerleşiyor, vücuda yararlı olan bu bakteriler bebekte normal bağışıklığın gelişmesi için gereklidir. Buna karşılık sezaryenle dünyaya gelen bebekler ameliyathanenin steril şartlarında dış ortamla temas ediyor. İlk mikroplar deri temasıyla vücuda değiyor, ağza geliyor. Bu nedenle bu bebeklerin bağırsak florası dediğimiz bağırsak bakterileri öncelikle hastane bakterilerinden oluşuyor ve bu flora 7 yaşına kadar devam ediyor. İşte alerjik hastalıkların sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde daha fazla görülmesinin nedeni bunların bağırsaklarda vücuda faydalı (dost) bakteri yerine farklı cinsten ve farklı miktarlarda bakterilerin yerleşmiş olması ile izah ediliyor. Ayrıca kendinde astım, saman nezlesi, egzama gibi alerjik kökenli bir hastalık bulunan anne adayının sezaryenle doğumdan kaçınması, çocuğunda bir hastalık görülme riskini azaltmaktadır.

4- Bazı hayvanlar astım riskini arttırıyor: Kedi, köpek, at gibi bazı hayvanların astım, saman nezlesi, egzama gibi pek çok alerjik hastalığa neden olduğu eskiden beri bilinmekte idi. Laboratuarda çalışıp farelerle temasta olanlarda da meslek hastalığı olarak astım gelişebilmektedir.

Son yıllarda yapılan pek çok araştırmada evlerde de farelere ait alerjenler tespit edilmiştir. Alerjen farenin kıl, tüy ve idrarında bulunup ev tozunun solunması ile insanı etkiler, ortamda ne kadar fazla fare bulunursa alerjen etkide o kadar kuvvetli olmaktadır.

5- Havai fişekler: Astım krizi yaratabiliyor. Havai fişek atılması sırasında çevreye yayılan kükürt dioksit bazı duyarlı kişilerde astım krizlerine neden olabilmektedir.

6- Televizyon astımı: Uzun süre TV izlenmesi, bilhassa çocukların temiz havaya daha az çıkmalarına da neden olmakta ve çocuklar ev havasındaki kirlilikten zarar görmektedir. Evde bu ortamda sigara içilmesi, tüylü oyuncaklar, yün ve kuş tüyü yatak, elyaf yatak, yastık, yorgan, duvardan duvara kaplı halılar çocukların daha fazla alerjene maruz kalmasına neden olmaktadır. Ayrıca TV en az 2 metre mesafeden izlenmelidir.

7- Şişmanlarda astım riski yüksektir: Özellikle çocuklarda obezite, astım riskini arttırmaktadır. Bir araştırmada 7-14 yaş arasındaki astımlı çocukların %60’ının obez olduğu tespit edilmiştir.

8- Çocukların yuvaya gönderilmesinin faydaları: Son yıllarda yapılan araştırmalar küçük yaşlarda, özellikle 1 yaşından önce geçirilen enfeksiyonların bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve ileri yaşlarda başta astım olmak üzere alerjik hastalıkların ve bazı kanserlerin ortaya çıkma riskini azalttığını göstermiştir. Çünkü kalabalık ortamlarda yetişenlerde geçirilen çok ciddi olmayan hastalıklar, ileri yaşlar için bağışıklık, direnç sağlıyor. Buna enfeksiyon bağışıklığı da deniyor.

9- Aşırı temizlik ve titizlikten olabilen rahatsızlıklar: Bebeklerin ilk aylarda çok temiz ortamlarda büyütülmeleri ve mikroplarla çok az temas etmeleri ilerisi için iyi olmuyor çünkü bu yaşlarda geçirilen pek çok rahatsızlık bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca daha doğduğu günden itibaren kalabalık ortamlarda, hele bir de ev hayvanları arasında büyüyen çocuklarda alerjik hastalıkların daha az görüldüğü ispatlanmıştır.

10- Sık sık değişen havalar ve şehir trafiği: Hava şartları insanların hem ruhsal, hem bedensel sağlıklarını çok yakından etkiliyor. Kirli, soğuk, sıcak, bulutlu, açık, yağmurlu, fırtınalı vb. gibi havalar ya kendisi hastalık nedeni oluyor ya da bazı hastalıkları tetikliyor. Özellikle astımlıların bronşları ani ısı değişikliklerine çok hassastır. Astım krizleri oluşabilir. Yoğun trafikte egzoz gazlarının yol açtığı hava kirliliği bronşlar için çok zararlıdır. Deniz kıyısında yaşayanlarda lodos esmeye başlamadan adale, eklem ağrıları başlayabilir.

11- Eşlerden birinde bulunan bir hastalığın ileri yaşlarda diğerinde de ortaya çıkması: Nadir olmakla birlikte hiç de bulaşıcılığı olmayan alerjik hastalıklar, hipertansiyon, mide ülseri, depresyon gibi hastalıkları olan eşlerden birinde yıllar sonra bu hastalıklardan birisi ortaya çıkabilmektedir. Uzun süre bir arada bulunan kimselerin aynı çevreden etkilenmeleri sonucu bu hastalığa yakalandıkları kabul edilmektedir. Halk arasında bir söz vardır; “Kır atın yanında bulunan huyundan, suyundan etkilenir.”

12- Yüzme havuzlarının astımlılara etkisi: Astımlılar da yüzme sporu ile ilgilenebilirler. Burada daha çok kapalı yüzme havuzlarında görülebilen astım krizleri konu edilmektedir. Burada suya atılan çeşitli dezenfektan maddelerin astım krizi yaptığı tespit edilmiştir.

13- Lateks alerjisi: Kauçuk ağacının süt kıvamındaki özsuyunun çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen lateks çeşitli maddelerin bir karışımıdır ve pek çok üründe kullanılmaktadır. Bulaşık eldivenleri, çocuk balonları, çeşitli oyuncaklar, emzik ve biberonlar, silgiler, kozmetikler, elektrik kabloları, yapıştırıcılar, deniz yatakları, boyalar, ayakkabılar, tıpta çeşitli tüp ve maskeler, yanık bandajları, kateterler, lavman şırıngaları, cerrahi eldivenler, mide-idrar sondajları gibi.

Ayrıca ambalaj olarak yiyecek paketlerinde de kullanılmaktadır. lolipop, bazı bisküviler, hastalarda ve meyvelere yapıştırılan etiketlerde, bazı sebzeleri bir arada tutmak için kullanılan lastik bantlarda vardır. Lateks alerjisinin ortaya çıkabilmesi için yatkın olan kişinin uzun süre latekse temas etmesi gerekir deniyorsa da aşırı duyarlıların bir defa teması bile yetebilmektedir.

14- Fıstık alerjisi: Yer fıstığında bulunan pek çok maddenin alerji yaptığı tespit edilmiştir. Dilde şişme, damakta kaşıntı, boğazda kaşıntı ve yanma, gözde burunda kaşıntı, bulantı, kusma, karın ağrısı, nefes darlığı, hırıltılı solunum, morarma, göğüs ağrısı, ürtiker, tansiyon düşüklüğü ve şoka kadar gidebilen çeşitli belirtiler ortaya çıkmaktadır.

15- Yiyeceklerdeki çeşitli katkı maddeleri: Yiyecek ve içeceklerimize renk, koku, tat vermek ve onların uzun süre bozulmalarını önlemek için kullanılan pek çok katkı maddesi bulunmaktadır. Bu maddeler duyarlı kişilerde alerji başta olmak üzere astım, migren tipi baş ağrıları, karaciğer büyümesi, kanser, depresyon, çeşitli ruhsal bozukluklar yapabilmektedir. İlginç bir araştırma, çeşitli cips, boyalı şekerlemeler ve gazozlarda kullanılan yapay renklendiriciler ve sodyum benzoat ihtiva eden yiyecek, içecekleri tüketen çocuklarda hiperaktivite ve alerjik belirtilerin yüksek oranda görüldüğünü, bu boya ve koruyucuları ihtiva etmeyen gıdalar verildiğinde alerji-hiperaktivitenin kaybolduğunu, yeniden verildiğinde ise tekrarladığını ortaya koymuştur.

16- Formaldehit: Pek çok yapı malzemesi ve ev eşyasında bulunur. İnsan sağlığı için zararlıdır. Borusuz, katalitik ve gaz yağı yakan sobalar, boyalar, tutkal, kaplama ürünleri, yapıştırıcı ve boya soyuculara kadar pek çok malzemede formaldehit tek başına veya diğer kimyasal maddelerle birlikte bulunur. Ayrıca sıkıştırılmış tahtadan yapılan yer döşemeleri. dolap, dolap rafları, duvar kaplamaları, mobilyalarda da formaldehit vardır. Bunlardan solunum havasına formaldehit karışır. Hassas kişilerde astım krizleri oluşabilir. Egzama ve diğer alerjik deri belirtileri gelişebilir.

17 - Güzel koku ve parfümler : Son yıllarda yaşamımıza geniş ölçüde giren çeşitli güzel koku ve parfümler sağlığımızı etkiliyor. Ev temizlik ürünleri, çamaşır temizlik ürünleri, parfümler, kırtasiye ürünleri, plastikler, ilaç ve yiyecek, içeceklerde 5000 civarında koku verici madde kullanılıyor. Kokular ve parfümler vücudumuza solunum, ağız veya deri yoluyla girerek akciğerler, deri, burun, göz ve beynimizi etkiler. Kokuların pek çoğu solunum sistemi için tahriş edici olan uçucu organik bileşiklerdir. Astımlı hastalarda öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı yaratabilir. Baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, uyuşukluk, özellikle deride kaşıntı ve kızarmalara neden olabilir. Bu kokularda kullanılan maddelerin %50’si petrolden üretilen sentetik maddelerdir. Çeşitli isimler altında kullanılan bu kokulu madde ve parfümler kolonya, deterjan, ağız yıkama suları, oje çıkartıcılar, çamaşır temizlik ürünleri, beyazlatıcı, yumuşatıcı, vazelin, saç spreyi, sabun, traş losyonları, deodorantlarda bulunur. Eğer belli bir şikayeti yokken değişik bir koku, parfüm kullanmaya başlayan kimsede izahı güç rahatsızlıklar görülmeye başlanmışsa durum bu yönden araştırılmalıdır.

18 - Bina ve evlerin havasını temizleyen bitkiler-çiçekler : Evlerde bulunan çeşitli çiçek ve bitkilerin bazı rahatsızlıklara neden olduğu eskiden beri biliniyordu. Son zamanlardaki araştırmalar, evlerdeki bazı bitkilerin ev havasını kirleten ve pek çok şikayete sebep olan zararlı gazları emdikleri ve havayı modern aletler kadar temizledikleri tespit edilmiştir. Ev havasını temizlediği tespit edilen bitkiler arasında yukka, orman sarmaşığı, krizantem, kurdela, devetabanı, paşa kılıcı, cerbere, anglaoneme, dresane, mavginete gibi bitkileri sayabiliriz.

19 - Son yılların çılgınlığı “Dövme” : Antik çağlardan beri bilinen dövme için kendini süsleme sanatı da denilebilir. Dövme, kol, bacak gibi güneş görebilen yerlere yaptırıldığı gibi vücudun en kapalı yerlerine de yaptırılabiliyor. Son yıllarda bir dövme çılgınlığı yaşanıyor. Dövmeler kalıcı ve geçici olmak üzere iki çeşittir. Geçici olanlar bir süre sonra çıkar, kaybolur. Ancak deriye sürülen boya emilip zehirlenme ve alerjilere zemin hazırlayabilir. Tıp dilinde tatuaj ismiyle bilinen kalıcı dövmelerse özel bir aletle yapılır. Deriyi dakikada 3000 defa delebilen bu aletlerle boya deri altına geçirilir. Bu işlem sırasında ağrı, kanama olup lokal enfeksiyon oluşabilir. Bu en hafif zararlı etkidir. Kullanılan boyaya alerjisi olanlar büyük sıkıntı yaşayabilir. Ayrıca o bölgede tümör, sedef hastalığı, ışığa duyarlılık oluşabilir. Steril şartlarda yapılmayan dövmelerle sarılık taşıyıcılığı, AIDS hastalığı, tetanos, Tbc, frengi nakledilebilir. Ayrıca kalıcı dövmesi olanlar MR çektiremezler, o bölgede şiddetli ağrılar oluşur.

20 - Hasta bina sendromu (HBS) : Bina hastalığı nasıl ortaya çıktı? Amerika’da NBC televizyon istasyonu yeni bir binaya taşınır. Birkaç zaman geçer. Çalışanların pek çoğunda baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk, nefes darlığı gibi ortak şikayetler başlar. Verim düşer, şikayetler her gün artar. Fakat hafta sonu tatillerinde, çalışanların bürodaki şikayetlerinin hiçbiri görülmez. Araştırma yapılır ve kapalı havalandırma sistemi, kapalı pencereler ile diğer enerji tasarrufu araçlarının kullanımıyla daha da belirginleşen uluslararası bir sorun tespit edilir. NBC TV başka bir binaya taşınır, sorun çözülür.

Türkiye dahil bütün dünyada plazalar, iş merkezleri, oteller gibi dev yapılar adeta birbirleriyle yarışıyor. Hasta bina sendromu adıyla tıp literatürüne giren bu hastalık binalarda sürekli bulunmak zorunda olanlar dışında, aynı binalarda kısa süreli bulunanlarda bile görülebiliyor. Duruma HBS denilebilmesi için bina içindeyken hissedilen şikayetlerin, hafta sonu tatili, izin gibi durumlarda ortadan kalkması gerekiyor.

Bu durumda; baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, yorgunluk hissi, burun tıkanıklığı, genizde akıntı, hapşırmalar, boğazda yanma ve kuruluk hissi, gıcık şeklinde öksürük, gözlerde sulanma, kızarma, kaşınma, kas ağrıları, göğüste sıkışma hissi, cilt kuruluğu, ciltte kaşıntılar, burun kanamaları, koku ve tat alma bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü gibi rahatsızlıklar hissedilir. Bu belirtilerin tümünün aynı kişide görülmesi şart değildir. Önceleri çalışma ortamının yarattığı strese bağlanan bu şikayetlerin, çalışma ile ilgili olmadığı anlaşılmıştır. Bugün kabul edilen durum ise bina havasının kirliliğinin yarattığı şikayetler topluluğudur. Burada bina havasını kirleten pek çok faktörün yanında, merkezi ısıtma ve merkezi nemlendirme sistemlerinin, havanın sadece %20’sinin değiştirilmesi esasına göre çalışmasıdır. Yani kullanılan havanın tümü değiştirilmemektedir. Nedeni de ”enerji tasarrufu” olarak açıklanmaktadır.

HBS’den en çok etkilenenler tüm gün bilgisayar başında çalışan kişilerdir. Ekran çevresinde bir elektrostatik alan oluşur. Bu alanda da daha fazla kirletici toplanır. Ayrıca çalışma masasına yakın fotokopi, lazerli yazıcılar gibi ozon oluşturan aletlerin bulunması, bina içinde çalışan, bulunan insan sayısının çokluğu da şikayetleri arttırmaktadır. ABD’de yapılan bir araştırmada, gökdelenlerde çalışanların %20’sinin iş performanslarının bu durumdan etkilendiği, %7-10’unun da yorgunluk, baş ağrısı, solunum zorluğu, göz şikayetleri çektiği tespit edilmiştir.

21 - (Büyük şehir) İstanbul bronşiti : İstanbul gibi büyük şehirlerde daha fazla görüldüğü için İstanbul bronşiti denen bu hastalıkta sadece kuru bir öksürük vardır. Her yaşta görülebilir. Özellikle geceleri artan öksürük küçük çocuklarda öğürtü ve kusmaya, her yaşta idrar kaçırmaya neden olabilmektedir.

Hasta gece ya da sabaha karşı öksürükle uyanır. Gülme, konuşma öksürük nöbetini başlatabilir. En tipik ortaya çıkma şekli ise telefonla konuşurken olmasıdır. Sigara dumanı, çeşitli boya, cila kokuları, hava kirliliği, egzoz gazları öksürüğü başlatabilir. İlginç bulgulardan birisi de geceleri çocuklarda özellikle saç dipleri ve boyun terlemesidir.

Şiddetli öksürüğe rağmen balgam yoktur. Hastalık kalıcı da değildir. Muayene ve her türlü tetkikler normal bulunmaktadır. Bu rahatsızlığın oluşumunda büyük şehirlerdeki yoğun trafik ve aşırı çarpık yerleşmenin, şehirleşmeden kaynaklanan hava kirliliğinin, ev, okul ve işyerlerindeki iç ortam hava kirliliğinin, katkı maddeli yaygın gıdaların, kokulu, boyalı gıdaların, parfümler ve kokuların rolü olduğu iddia edilmektedir.

22 - Kamusal alan hastalıkları (Alerjisi) : Kamusal alan, son yıllarda güncel konuşmalara giren bir deyimdir. Neresi olduğu, nereden başlayıp nerede bittiği kesin olarak belli değildir. Kamu binalarında çalışanlarda, mevcut olan astım ve alerji şikayetlerinin artış göstermesi sık rastlanan bir durumdur. Bu şikayetler, kamu binalarında sürekli bulunanlarda olabildiği gibi, geçici olarak oralarda (depo, arşiv, kütüphane, iyi havalanmayan, güneş görmeyen, rutubetli, sigara içilen, temizliği iyi yapılmayan, hamam böceği, fare gibi hayvanların da bulunabildiği, duvardan duvara halı kaplı alanlar) bulunmak zorunda olanlarda da görülmektedir. Kapalı ortamlarda, özellikle kamu binalarında sigara içme yasağı getirildi fakat ne kadar uyulduğu malum. Sinema, tiyatro salonu, mahkeme koridorları, hastane koridorları, vapur iskelesi, gar gibi yerlerde izmarit dolu çöp kutularına bakılırsa uyum çok iyi görülür!

23 - Reflü (Reflü özofajitis) : Maalesef birçok şeyde olduğu gibi hastalıklarda da moda dönemi olur. Bir zamanlar migren, ardından alerji, sezaryen modası derken reflü modası var şimdi de… Şunu belirtmekte fayda görüyorum; bazı hastalıklar teknolojinin ilerlemesiyle ortaya çıktı. Angio (damarların görünür hale getirilmesi), ultrason, tomografi, MR, lazer gibi aletlerle yapılan muayenelerde ortaya çıkan fakat hiçbir şikayete neden olmayan basit kistler abartıldı, özellikle özel hastanelerde müdahaleler yapıldı. Ölümler de oldu. Anestezik maddenin kendisi zaten risktir, daha önce yazdığım boyalardan, kokulardan, ilaçlardan aşırı kötü etkilenenler olduğu gibi anestezik maddelere karşı da alerjisi olanlar vardır.

24 - Klima hastalığı (klima ateşi) : Klima hastalığı klima, air condition sistemleri, evlerde kullanılan nem yapıcı aletler gibi modern yaşam aletlerinin su haznelerinde üreyen çeşitli bakteri ve mantarlar veya bunlara ait çeşitli toksin denen zararlı maddelerin solunum havasına karışmasıyla ortaya çıkmaktadır. Uzun süre kullanılmayan klimaların ilk çalıştığı günlerde belirtiler daha fazladır. Grip gibi başlar; ateş, titreme, kas, eklem ağrıları, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik vardır. 24-48 saat içinde geçer. Gerçek bir enfeksiyon hastalığı olmayıp, vücudun çeşitli bakterilere karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu olarak kabul edilmektedir.

25 - Uzaktan kumanda hastalıkları : Uzaktan kumanda ile TV, video, müzik seti, klima, garaj kapısı ve akla gelecek gelmeyecek pek çok aleti oturduğumuz yerden açmak kapatmak çok iyi ancak bu hareketsizlik de bazı hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. İnsanlar tembelleşiyor, hareketsizleşiyor, kilo alıyor. Hareketsizlik, kalp hastalığı, akciğer hastalığı, sindirim sistemi şikayetleri, hipertansiyon, damar hastalığı, şeker hastalığı, obezite gibi pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor. Hareket, özellikle yürüyüş ise pek çok hastalığa ilaç gibi geliyor.

Hareketsizlik sonucunda en sık rastladığımız durum, emboli dediğimiz kanın damar içinde pıhtıya dönüşüp bir damarı tıkaması ile görülen, ölüme kadar gidebilen hastalıklardır. Uzun süre hareketsiz kalmak kan akımının yavaşlamasına ve kanın bacak toplardamarlarında birikmesine neden olur. Bu biriken yerlerde pıhtılaşmalar da olmaktadır. Buralardan kopan bir parçacık beyin, kalp, akciğer damarlarından birisini tıkayabilmektedir.

26 - Cep telefonları suçlu mu? : Cep telefonlarının da sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olabileceği iddiaları her geçen gün artıyor. İnsanlar için kanıtlanamamasına rağmen kedi ve tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalar, cep telefonlarının beynin elektrik aktivitelerini değiştirip, hücrelerin çoğalma hızını, enzim aktivitelerini, genleri etkileyebileceğini göstermiştir. Cep telefonlarının son olarak astım, saman nezlesi ve egzama gibi alerjik hastalıkları tetiklediği iddia edilmektedir. Gerçekten de gelişmiş ülkelerde cep telefonu kullanılmasının alerjik hastalıkların artışı ile paralel gittiği görülmektedir. Zira cep telefonlarından yayılan mikrodalgaların aynen gürültü gibi kronik stres yaratıcı bir faktör olarak etki gösterdiği uzmanlar tarafından savunulmaktadır. Özellikle gelişmekte olan çocuklar ve hamile kadınlar tarafından kullanılmaması, kulağa çok fazla yaklaştırılmaması ve üzerimizde taşınmaması önerilmektedir.

Modern zamanların hastalık ve sıkıntılarından uzak, sağlıklı günler dileklerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6050
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

İstatistik Bölümü mezunuyum. Yabancı sermayeli bir şirkette Üretim Mühendisi olarak çalışıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster