Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '08

 
Kategori
Resim
Okunma Sayısı
8620
 

Modern resmin babası, Picasso'nun hocası Paul Cezanne

Modern resmin babası, Picasso'nun hocası Paul Cezanne
 

www.forumti.com


Picasso, Cézanne’ı kendi resminin babası olarak nitelendirir. Matisse ise ”resim sanatının Tanrısı”dır, der.(1)

Cézannne bir renk ve kurgu ustasıdır.

Popüler dünyada pek kimse tanımaz onu. Ancak resimle ciddi ilgilenen biriyseniz ilgilenmemek hatta etkilenmemek mümkün değil. Çünkü resmin yapıtaşlarını zamanın ruhuna uygulayıp yeni açılımlara yol almamızı sağlamıştır. Sanata yeni bir bakış açısı getirmiştir.

Böylelikle modern yaşamın gelişini müjdeler. Modern yaşam biçiminin algısını, düşünce biçimini, görsel dünyanın hareket ve iç içe geçmişliğini sezdirir resimlerinde.

Dahi, sıradan insanın göremediğini gören, evreni daha derinden kavrayan insandır. İşte Cézanne’da üstün dehasıyla, 20. yy. başında doğayı kendi öznel algılayışından hareketle yeniden yorumlar. Resmi doğayı taklit etmenin ötesine taşır. Aslında hep görünen doğayı resmeder. Ancak görünen nesnelerin görünmeyen dinamiklerini harekete geçirir. O sanat alanında insanlığa dair yeni ufuklar açar.

Cézanne geometrik bir düzenlemeyle gerçekleştirir bunu. Cézanne resimleri gözle kavramanın ötesine geçip, zihinle kavranan resimlerdir. Baktığınız tablolarında göz tek bir alana takılıp kalmaz. Resimdeki biçim ve ögeler sizi farkında olmadan bütün tabloyu izletir. Resimlerindeki kompozisyonlar ritmik düzenlemelerle çok boyutlu görüntü sergiler. Bu ritmik bir ardışıklıkla kurgulanmıştır. Sanki tabloların kendi içinde gizli bir müziği var gibidir.

Cézanne resimleri aklın ışığında lirizmin coşkusunu yaşatır.

Cézanne 1839 da varlıklı bir bankerin oğlu olarak Aix-en- Provence/Fransa da dünyaya gelmiştir. College Bourbon’da okurken Emile Zola ile tanışır ve dost olurlar. Yıllarca uzun kır yürüyüşleri sırasında sanat sohbetleri yaparlar. Bu sanat söyleşileri Cézanne’nın sanatsal yapılanmasında çok önemli yer tutar.

1859-1861 yıllarında hukuk eğitimi için Paris’e gider. Bu arada resim dersleri de almaya başlar. Bu dönemde Louvre müzesinde eski usta ressamların eserlerini incelemiş, çizimler yapmıştır. Babasının karşı çıkmış olmasına rağmen, hukuk eğitimi sonrasında avukat değil, ressam olmaya karar vermiştir.

1870 li yıllarda Paris’te tanıştığı ressam Pisarro aracılığıyla empresyonistlerle birlikte çalışmıştır. Ancak onlara çok yakın olmak istememiş. Renoir, Sisley, Guillaumin, Monet ile de tanıştı. Bu dönemde Empresyonistlerin etkisiyle çalışmalarında eski resimlerine oranla daha fazla ışık etkisi görülür.

1861 de Güzel Sanatlar Akademisi sınavlarına girer, ancak başarısız olur. Aix’e geri döner. Paris’teki resim konusundaki önemli bir kurul olan Salon Jürisine zaman zaman resimlerini gönderir. Her defasında ret cevabı alır. Ama bütün bunlar moralini bozmaz. Resim yapmaya devam eder.

İçe kapanık bir yapıya sahip olan Cézanne; tek isteğinin “dünyanın küçük bir köşesinde ölene dek resim yapmak olduğunu, resim yaparken ölmeyi” arzuladığını söylemiştir hep. Kendini tamamen resme adayan Cézanne, bunu gönüllü olarak inzivaya çekildiği Aix’de iyi bir doğa gözlemcisi olarak sürdürür.

Resimdeki geleneksel değerlerine başkaldırıp, doğadaki nesneleri koni, küp, silindir, küre gibi geometrik figürlere indirgeyerek resimler yapar. Matematiğin evrenin dengesindeki öneminin farkındadır. Nesneleri geometrik figürler halinde düzenleyerek dinamik bir görünüş sergiler.

Çalışmalarında perspektif kurallarına pek uymaz. Resimlerindeki derinliği katlamalı renk uygulamalarıyla verir. Resimlerindeki perspektif ve hacim etkisini rengin kendi içindeki değerleriyle ulaşır.

Cézanne modern resmin kurgusunu yapılandırmıştır. Kübizmin ilk ürünlerini vermiştir. Bu çalışmaları takip eden genç ressamlardan Picasso ve Braque önderliğinde, Leger, Gris, Picabia, Duchamp gibi ressamlar kübizmi geliştirdi. Cézanne’ın mimari sertlikte biçim ve baskın renk uygulamalarından etkilenerek resim yapan H. Matisse ve Andrea Derain ise Fovizm akımının kurucularıdır. Onun kurgusal ve çok katmanlı uygulamalarından etkilenen pek çok ressam da soyut-figüratif resimde yol almıştır. Paul Klee’den Mondrian’a pek çok ressam ondan ilham alarak resim yapmıştır.

1920 lerde Cezanne’ın “Yıkananlar” tablosunu ilk kez gören heykeltıraş Henry Moore; “Yaşamımda görsel duygu açısından en yoğun 10 anı sorsanız, birisi o resmi gördüğüm andır, ”demiştir.

Paris’teki Louvre ve Orangeria müzesinde Cézanne’ın bir çok tablosunu yakından görme şansım oldu. Bu sanat harikası resimleri izlemek için salonu 4-5 kez turladığımı hatırlıyorum. Çünkü bir kez bakmak yetmiyor. Her izleyişte insan yeni bir ayrıntısını, başka bir güzelliğini yakalıyor.“Yıkanan Kadınlar”, “ Madam Cézanne”, “Otoportre”, “Sainte-Victorie tepeler”i manzaraları, ”Natürmort”ları, gibi pek çok tablosunu hayranlıkla izlemiştim.

Cézanne “müzelerdeki sanat gibi katı ve kalıcı bir şeyler yaratmak istediğini” dile getirmiştir. Gerçekten de dediğini yapmış, resim tarihine kalıcı bir imza atmıştır.

“Paris”i bir elmayla fethedeceğini” söyleyen Cézanne, sağlığında hak ettiği değeri yaşayamamış olsa da geleceği o günlerden sezinlemiş olmalı.

Bir zamanlar tekniğini güçlü bulmadıklarını öne süren bazı salonlar ve onu kabul etmeyen Akademi, bugün onun resimlerinin analizlerini yapıyorlar. Özellikle elmaların çoğunlukta olduğu natürmortları güçlü kurgusu ile akademilerde ders olarak gösterilmektedir.

Cezanne, hem kompozisyonun geometrik kurgusu, hem yüzey-derinlik tekniği açısından getirdiği yeniliklerle resim tarihinde önemli bir yapıtaşıdır. Bu yenilikler resim tarihi açısından önemli olduğu kadar, sanatın ve düşüncenin evrilmesine katkısı açısından da çok önemlidir. Bütün bunlar insanlığa sunulan zenginliklerdir.

Onun sanatsal hayatımıza kattığı zenginlikler, dolaylı olarak düşüncelerimizi de biçimlemiştir. Yaşamı çok boyutlu algılamamızı bize farklı bir dille anlatmıştır. Modern sanatın temellerini atmış, Kübizmin, Fovizmin ve bunların ötesinde Soyut resmin yolunu açmıştır.

Fırtınalı bir havada dışarıda resim yaparken üşüterek zatürre olan Cézanne 22 ekim 1906 da aramızdan ayrıldı. Sanatsal ve düşünsel dünyamıza kattıklarını bir kez daha hatırlayıp, büyük ustayı 102. ölüm yıldönümünde saygıyla anmak istedim.

(1) Cézanne Üzerine Anılar / E.Bernard

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cezanne'ı kaleminizden dinlemek, anlamaya çalışmak benim için oldukça yararlı oldu. Cezanne'ın eli belinde çıplak adam figürü ile Picasso'nun kıyıda oturmuş pan flüt çalan iki figürü resimlediği resimleri arasında gerek konuyu ele alış tarzları, gerek ifade gerekse boya tekniği açısından büyük benzerlikler var. Van Gogh'un ilk dönem resimlerinde Millet'in ne kadar etkisinde kaldığını, ona ne k"adar öykündüğünü görmek mümkün. Theo'ya mektuplar"ından da bunu anlamak mümkün. Sonuçta, öykünmeyle başlayan bu sanat yolculukları belli bir km'yi katettikten sonra daha bir olgunlaşarak ve artık o sanatçıya özgü özgün resimler olarak yoluna devam ediyor ve yepyeni istasyonların, bambaşka sanat duraklarının kapılarını aralıyor. Sanata ve Cezanne ustaya gösterdiğiniz duyarlılık ve bizi aydınlattığınız için yürek dolusu teşekkürler. Sanat paylaşılmak için... Alaattin Bender www.alaattinbender.com

Alaattin Bender 
 30.10.2008 11:40
Cevap :
Katkınız ve yorumunuz için teşekkürler. Hayatın tüm alanlarında olduğu gibi sanat yolculuğunda da önceki birikimlerin üzerine bir tuğla daha ekleyerek ilerliyor insanlık tarihi. Önemli olan öykündüğümüz veya etkilendiğimiz kişileri kopya etmenin ötesine geçip özgün açılımlar yaratmak. İşte Cézanne ve onu takip eden öteki sanatçılar bunu iyi kavramış olmalılar ki bugün Picasso ve Matisse olarakta imzalarını resim tarihine atmış bulunuyorlar.  30.10.2008 14:01
 

sanat alanında belli isimler vardır ki herkesin o ismi bilmesi gerekir. Resim alanında da böyle bir ismi güzel bir anlatımla bizlere sunduğun için teşekkürler.

dilber noyan 
 25.10.2008 20:00
Cevap :
teşekkürler. umarım yararlı olmuştur. sevgiler.  27.10.2008 17:47
 

Cezanne'dır bana kalırsa da ve onun hayranıyım ben de. Her bir tablosuna dalıp giderim. ve en çok da "Yıkanan Kadınlar" -ki Picasso'nun "Avignon'lu Kadınlar"ına esin kaynağı bence, Saint Victoire Dağı", "kağıt oynayanlar" , "Soytarılar" ve tüm natürmortları, portreleri muhteşemdir bence de. Bir Cezanne tablosuna sahip olmak için neler vermezdim :)buraya ilk katıldığımda onun ölüm yıldönümünü anmıştım bir blogumda, ama sizinki çok daha kapsamlı bir yazı olmuş, onu yine anımsattığınız için çok teşekkürler.

Başak ALTIN 
 22.10.2008 1:16
Cevap :
Bir Cézanne sever ve de resimseverle tanıştığım için mutlu oldum. Umarım birgün tablolarından birine sahip olma şansımız olur. Şimdilik benim için böyle bir şans görünmüyor ama, tabloların orjinalini görmekte sevindiriciydi...  22.10.2008 19:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 8437
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

İzmirliyim. İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi mezunuyum. Serbest çalışan diş hekimiyim. M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster