Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '13

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
603
 

Mona Lisa ile Leonardo da Vinci evlendi

Mona Lisa ile Leonardo da Vinci evlendi
 

Zeliha Demirel: Son günlerde basında “Sanatçı Murat Havan’ın hazırladığı Leonardo Da Vinci ve Mona Lisa nikahı, motosiklet üstünde kıyıldı.” haberiyle şaşırttınız; şöyle bir silkelenip kendimize geldik. Beş yüz yılı aşan bu aşk, 21 Nisan’da kıyılan sembolik nikahla yeni bir yorum kazandı. Bu çağdaş sanat performansı fikri nasıl oluştu?

Murat Havan: 15 Nisan’da yani sanatçı Da Vinci’nin doğum gününde Dünya Sanat Günü olarak kutlanan ve tüm hafta boyunca çeşitli sanat kutlamalarıyla şenlenen bir sanat kutlamaları haftası yaşadık. Biliyorsunuz, son yıllarda hazırladığım Kült (The Cult) serimde, dünyaca ünlü eserler ve sanatçılarını odak noktası almıştım. Ayrıca, sanatı atölyemden halka, sokağa, kentlere taşıdığım bir sanat performansı çalışmam var: Her Yer Benim Atölyem adıyla… Bu performanslar kapsamında da çeşitli çağdaş sanat çalışmaları hazırlıyorum.

Dünya Sanat Günü Kutlamaları çerçevesinde, bu etkinliklere doğum tarihi atfedilen büyük Rönesans adamı Leonardo Da Vinci’yi konu almak istedim. Üzerine birçok yorum yapılan Leonardo Da Vinci ve eseri Mona Lisa’yı motosiklet üzerinde, gelin ve damat olarak resmettiğim bir tablo hazırladım. Her şey, önce atölyemde hazırladığım bu tabloyla başladı aslında.  Bu tabloyu, yönetim kurulunda görev aldığım; aynı zamanda Dünya Sanat Günü’nü dünyaya teklif ederek, kabul ettiren Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) ve UPSD başkanı Bedri Baykam’la paylaştım. Tablonun bu seneki kutlamalarda sergilenmesi için oy birliğiyle bir karar alındı. Ardından, tablonun konusu sokağa çıktı. Böylece, az önce belirttiğim Her Yer Benim Atölyem performansı olarak, Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz’ün ve Kartal Belediyesi’nin katkılarıyla Dünya Sanat Günü Kutlamaları’nda bu temsili nikahı gerçekleştirdik. Beklenenin çok üstünde bir yankı uyandırdı. Kısacası, yüzyılların aşıklarını motosiklet üzerinde nikahlandırmak fikri; bir hayalimi tuvale yansıtmamla başladı ve bir çağdaş sanat performansına dönüştü. Bu ütopik aşkı, Her Yer Benim Atölyem konseptinde bir “kült” tavırla, motorsiklet üzerinde Dünya Sanat Günü kutlamalarına armağan etmekten onur duyuyorum.

Zeliha Demirel: Da Vinci ve Mona Lisa Nikahı’nda, “Motosikletleri Fark Edin” dediniz. Bu sloganı facebook sayfanızda da sıkça görüyoruz. Motosiklet’le bu çağdaş sanat performansını nasıl ilişkilendirdiniz? Motosikletlilerin ötekileştirildiğini mi düşünüyorsunuz?

Murat Havan:Motosikletlilerin,  yaşamda şüphesiz fark edilir oldukları düşüncesindeyim; özgür ruhları, hayata farklı bakmaları gibi nedenler açısından. Sesleriyle, görüntüleriyle ve özgür ruh sembolleriyle ilişkili imgelemlerle birçoğumuzun zihninde, farklı bir yerleri var zaten. Üstelik ben, herkesin içinde farkında olarak ya da olmayarak bir motosiklet tutkusu taşıdığına da inanırım. Diğer yandan; eksik bilgi, ön yargı, olumsuz kabuller veya yanlış söylemler nedeniyle, bizler gibi binlerce iki tekerli dostumuzun olumsuz tutum, davranış veya sözlere maruz kaldığını da biliyorum. Yakın zamanda, Doğan-Filiz İnal örneği yaşadık örneğin ve daha nicelerini de yaşıyoruz. Bu tür olayların yaşanmamasını istediğimiz için, hep birlikte Motosikletlileri Fark Edin demeye devam etmeliyiz. Her Yer Benim Atölyem performanslarımda, özellikle bu konuya dikkat çekmeye önem veriyorum.

Motosikletlilere karşı çok olumsuz tutumları olanlar var. Trafikteki araçlardan bazıları, bir yere ulaşmaya çalışırken trafik kurallarını ihlal ederek, motosikletliyi zor durumlara düşürebiliyorlar. Bu noktada, değerli sinema yönetmeni Peter Fonda’nın, Easy Rider filmi hakkında söylediği bir cümleyi aktarmak isterim: “Bu film; özgürlük hakkında değil, özgürlüğün olmayışı hakkında bir film...”. Çünkü toplum, kendinden olmayanı ya kendine benzetmeye çalışır ya da yok eder. İşte, Her Yer Benim Atölyem performanslarındaki Motosikletlileri Fark Edin sloganı, sanatın farklı dallarında fark edilirliği tasvirlemede kullandığım kendine özgü bir lisandır. Ben bir sanatçı ve motosikletli olarak, boyayarak ve sürerek var olmak istiyorum; bu benim özgürlüğüm.

Zeliha Demirel: “Her Yer Benim Atölyem” ile sanat yolculuğunuz devam ediyor ve farklı mekanlarda, farklı çağdaş çalışmalar yapıyorsunuz. Karşılıklı etki ve tepkiyi öğrenebilir miyiz, yani sizce muhatabınız talebi karşılıyor mu?

Murat Havan:Bu bir Murat Havan sorumluluğudur. Başka bir deyişle, benim için aslolan; o an orada olmak ve insanlarla, boyalar-renkler aracılığıyla iletişime geçerek imgelemimi ve hissiyatımı paylaşmak… Bunun dışında o an için, herhangi bir hesabım veya planım yok. Bu duyguyu birlikte yaşamaktan keyif alıyor katılımcılar. Oradaki sinerji veya duygu geçişi, sanat aracılığıyla sağlanıyor. Birlikte fırçalarımızı alıp, boyalarla iletişim kuruyoruz. Katılımcılar, her yaştan, her meslekten, her kültürden veya hissiyattan olabilir; sanatın bütünleştirici gücü iletişim akışında renkleri birbirine karmayı iyi biliyor. Böylece, bir dev tuvalin önünde boyalarla var olmayı hep birlikte duyumsuyoruz. Atölyemde tek başıma hazırladığım tablolarımın yanı sıra, farklı kentlerde veya semtlerde birçok insanla buluşarak bu duyguyu yaşayabilmenin yeri çok ayrı benim için. Elbette, buna ulaşabilmek için geçtiğim yollar ve o yollardaki serüvenler de tablolarıma yansıyor.

Aslında, itiraf etmeliyim ki, bu açıdan baktığımızda, Her Yer Benim Atölyem’e büyük bir öngörüyle başlamadım. Yalnızca bir yol haritası gibi gördüğüm bakış açıma ışık veren bir cümle ile başladım… Öğrenciliğimden beri yaptığım, resim, heykel, videoart gibi bütün sanat çalışmalarım, hep aynı daldan sürgün verdi. Başka bir deyişle her yeni projemde veya çalışmamda aynı düşünceden hareketle ilerledim: Gerçekliğin sınırlarını deniyordum; neler olacağını merak ettim… Hepsi bu.

Zeliha Demirel: Ruhsal yeraltınızı, motosiklet tutkunuzu, her yere açılma güdünüzü… Kısaca Murat Havan’ı bize nasıl anlatırsınız?

Murat Havan:Az önce belirttiklerimin arasında, birçok anlatımda Murat Havan’ı anlatıyorum aslında… Çünkü, yaşamın ve sanatçı için sanat adına yaptığı her şeyin, bir nevi semboller, işaretler bütünü olduğunu ve dışavurumunu sağladığını düşünüyorum. Yani yaptığım işlerde Murat Havan’ı görmek mümkün. Nasıl yorumladığınız da biraz sizi anlatıyor tabii. Yine de kendi cümlelerimle ifade etmemi isterseniz, şunu söyleyebilirim: Ben bir düş gezginiyim… Yaşam felsefem ve ruhum, sunumlarımda gizli…

Zeliha Demirel: Motosiklet bir anlamda hız kavramını zapt etmemize yarayan bir araç. Elbette risk var hayatla kurduğumuz diyalogda. Yetişemiyoruz hayata, belki insanlık yakın gelecekte hızdan daha hızlı bir şey icat edecek. Siz, hız ve zaman kavramlarına nasıl bakıyorsunuz?

Murat Havan:Yaşam, aynı zamanda bir algılama biçimidir... Hız ve Zaman… Bu kavramların bendeki algı açılımı da, hız ve zamanın eş değerliliği: hayal et ve yaşa… Bunun içinde hız da var zaman da…

Zeliha Demirel: Bir söyleme, seslenme biçimi olarak ele alırsak çalışmalarınızı kimlere, nereden sesleniyor ve ne söylüyorsunuz?

Murat Havan:Daha önce bir panelde yaptığım bir açıklamam vardı; belki hatırlayacak olanlar vardır; onu burada paylaşmak isterim: “Ben bir sanatçıyım… Yaşadığım ve yaşayacaklarımın hepsi, sanatımı oluştururken bir motorcunun yol haritası ve pusulası gibi bana yol verir. Kaderimi çizmek ve şekillendirmek, boya ile var olmak, hayalleri izleyici ile paylaşmak, düşlerimi sergilemek: işte benim hedefim bu...”.

Zeliha Demirel: Eklemek istedikleriniz var mı?

Murat Havan:15 Nisan Dünya Sanat Günümüz Kutlu Olsun… Yaşamda ve trafikte Motosikletlileri Fark Edin…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 83
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 583
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Konya Akşehir doğumluyum. Selçuk Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi, İnşaat Mühendisliğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster