Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '06

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
4488
 

Mona Rosa, bir kere daha kanattı yüreğimi

Mona Rosa, bir kere daha kanattı yüreğimi
 

Pazar günü, Sayın Ahmet Hakan, köşesinde ele aldığı konu ile eminim ki benim gibi binlerce Mona Rosa tutkununun yüreklerini yangın yerine çevirmeyi başardı.

Mona Rosa, üstad Sezai Karakoç'un edebiyatımıza ve kültür iklimimize en büyük armağınıdır. İlk gençliğim, üniversite yıllarım, şiir ve musiki akşamlarında Mona Rosa okuyarak, Mona Rosa dinleyerek, ağlayarak ve içlenerek geçti.

"Mona Rosa siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah senin yüzünden kana batacak
Mona Rosa siyah güller, ak güller "

Üstad, bu şiiri, en yalın ve mutlak haliyle sevgilisine yazmıştı, kavuşamadığı sevgilisine. Bu öylesine mahrem ve öylesine hususi bir aşktı ki bir edebiyat şaheseri olan bu çalışmasını elli yıl süresince yayınlamadı bile. Ama şiir, fotokopi ile, teksirle, el yazısı ile insanlarımızın gönüllerine kazındı adeta basılmadığı halde. Şiirde müthiş bir akrostiş vardı. On dört kıtalık şiirin, her kıtasının ilk mısraının, ilk harflerini yan yana koyduğunuzda bir kadın ismi ile karşılaşıyordunuz: Muazzez Akkaya. Ve üstada, böyle bir şaheseri ortaya çıkarma ilhamını veren bu kişi bugüne dek müthiş bir sır olarak kaldı. Ta ki dün, Ahmet Hakan, yazısını yazana dek. Muazzez Hanım, Sezai Karakoç'un mekteb-i mülkiyeden sınıf arkadaşı idi ama bu büyük aşktan da, belki şairden de haberi yoktu. Şiirle ilgili, Ahmet Hakan'ın daha önceki bir yazısını okuyan Muazzez Hanım'ın Amerika'da yaşayan kızı mail ile irtibata geçmiş ve sır aydınlanmış oldu. Mailinde, halen sağ olan annesine durumu anlattığını ve Muazzez Akkaya'nın, ne şairi, ne de şiiri bilmediğini ama o yıllarda paltosunun cebine gizlice konulan aşk şiirleri olduğunu hatırladığını da ilave etmiş.

Bu yaşananları okudukça, gördükçe ve hissettikçe, insan durup durup ah ediyor. Beni ve benim neslimi, aşk tedrisinden geçirenler işte bu yüce insanlardı. Bu, ruh iklimi şovalyelerinin kılıçları ışıltısında yandık, yakıldık. Akay Yokuşu'ndaki bir dernekte katıldığım, en son Sezai Karakoç sohbetini bugün gibi hatırlıyorum. Şairin, sıcağının yaktığı yangın, işte yine harlandı, alevlendi, küllerinin arasından kora döndü.

"Açma pencereni perdeleri çek
Mona Rosa seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Rosa ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek "

Şair; sevgisini bir lahza olsun paylaşamadığı, uzaktan seyrettiği ve uçurup, kaçırdığı Mona Rosa'sına nasıl bir bağ ile bağlıydı?

"Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mum ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar "

İçindeki aşkın ve gururun gücü, O'nu, bir mumun ardında bekleyen rüzgara dönüştürmüştü. Issız yerlerde açıyor, ışıksız zamanlarda aydınlanıyordu.

"Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O sakin bakışlar bir su kenarında
Ki ben Mona Rosa bulurum seni "

İncir kuşları, Mona Rosa olmuştu, tıpkı Mecnun'un Leyla olduğu gibi.

"Yağmurdan sonra büyürmüş başak
Meyveler sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurdan sonra büyürmüş başak "

Bana göre şiirin en kuvvetli darbesi burada. Bu, beş mısra dua gibi dilimizdedir. Binlerce kez söylemiş, on binlerce kez dinlemişizdir. Bu sözler bir ağıttır, bu sözler bir bayramdır. Başkaldırıdır, kabulleniştir, aşktır. Ölülerin niçin yaşadığını çok çok iyi bilen şair, adeta tüm ömrünü, böyle yaşamıştır. Çok yağmurlar yağmış, başaklar boy boy olmuş, meyvalar sabırla olgunlaşmıştır.

Aşk, geçmektir efendim; aşk, geçmektir.

Arif Onur bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 922
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3633
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster