Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '13

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
4567
 

Mona Rosa ve öyküsü

Mona Rosa ve öyküsü
 

------------------- Mona Rosa ya da Muazzez Akkaya-----------------


 

 

 

 

Aşk, bir ideale ulaşmak için ruhun kanatlanmasıdır.”
Moupassant  

Aşk büyüktür ama sonsuz değildir.”
Balzac

"A şk,gözle değil ruhla görülür."
Shakespeare

 

           

 

           Sanata yaklaşımlı çoğunluğun ilgi duyduğu şiirin derin mi derin duygularla yazıldığını elbette kestirirsiniz.Sezai Karakoç; ilk, ortaokulu ve lise öğrenimini Diyarbakır, Gaziantep ve Maraş’ta tamamlayıp Ankara Ünv. Siyasal Bilgiler Fakültesindeki öğrenime devam ederken gönlünü güzel bir göçmen kızına kaptırır. Bu, sonu olmayan bir başlangıçtır. Kısa süre sonra dayanamaz ve kıza açılmaya karar verir. 

          Ne ki istediği yanıtı alamamıştır ve kırılmıştır. O kız mı? Adına şiirler yazılan Geyveli Muazzez Akkaya

          Mezuniyet töreni düzenlenmektedir. Ankara üniversitesinde öğrenciler 4 yılın yorgunluğunu, bitirmenin sevinciyle bu konuda birleştirecektir. Lakin birleştiremeyenler de vardır o kalabalıkta onlar gerçekle yapışmış yüreklerini koyacaklardır ortaya. Sezai Karakoç onların duygularına çevirmen olacaktır. 

         Programda Sezai Karakoç, yazdığı şiiriyle katılmaktadır. Beklenen an gelir. Yılların silemediği gerçekler, bir şamar gibi patlar ortada ve sesi yankılanır Ankara sokaklarında.

         Yazdığı şiiri okumak üzere Sezai Karakoç adı anons edilir.  Ankara Ünv Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin önü ana baba günüdür. Tüm hocalar, öğrenciler ve hatta konuklar oradadır.

         Sezai Karakoç, kalabalığı buğulu bakışlarla tarayarak gönlünde yer alamadığı yüzü aramaktadır. Kendini toplar ve şiirini okumaya başlar. İşte akrostiş

  

             Mona Rosa

 

 Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister. 
Ah senin yüzünden kana batacak. 
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
 
Ulur aya karşı kirli çakallar, 
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var. 
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.
 
Açma pencereni perdeleri çek, 
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek. 
Anla Mona Rosa ben bir deliyim. 
Açma pencereni perdeleri çek.
 
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi, 
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi. 
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.
 
Zambaklar en ıssız yerlerde açar 
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar, 
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
 
Ellerin, ellerin ve parmakların 
Bir narçiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın, 
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.
 
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. 
Saat on ikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana, 
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
 
Akşamları gelir incir kuşları, 
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı. 
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.
 
Ki ben Mona Rosa bulurum seni 
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni. 
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.
 
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. 
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza. 
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
 
Artık inan bana muhacir kızı, 
Dinle ve kabul et itirafımı. 
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı 
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.
 
Yağmurdan sonra büyürmüş başak, 
Meyveler sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak 
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.
 
Altın bilezikler o kokulu ten 
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen, 
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.
 
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. 
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister, 
Ah senin yüzünden kana batacak. 
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. 


 
        Sezai Karakoç
                                             
                                               *

 

            Yazar Sezai Karakoç, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde 1933 yılında doğar. İlk ve ortaöğrenimini Diyarbakır, Maraş ve Gaziantep’te tamamlar.

            Ankara Ünv. Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini, 1955 yılında fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamlar.

            Değişik resmi görevde bulunur. Görevi gereği Anadolu’yu gezer.  Kimi il ve ilçelerimizi inceleme ve tanıma fırsatını bulur. 1973’ten bu yana da resmi görev almaz. Ne ki kendisini siyasetin içinde bulur.

            Şiir, sanat ve düşünce ile yüklü yaşamına, çilesine, duygu ve duyarlıklarına değinmek da kolay olmaz. Bunun için titiz ve özenli çalışma gerekir. Kısaca, ‘şiir üslubu bakımından, az çok İkinci Yeni’ akımına yakın sayılsa da, şiirinde işlediği temalar, inandığı değerler bakımından şiirimizde yeni ve değişik bir sestir.’ demek daha uygun olur.

                                                                               *

                                   Konumuzla ilgili röportajın ilginç ve ilgili bölümü burada:                                                                                                                       Konumuzla ilgili röportajın ilgili bölümünü

    Kaynak: ttp://www.geyve.com/index.php?option=com_content&task=view&id=6353&Itemid=28

                                                                             *

  

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Mona Rosa"nızı heyecanla okudum Öğretmenim; Sezai Karakoç üstadımızla Muazzez Hanımefendi, her hal kavuşamamışlar!... Soyadlarının, biri AK, diğeri KARA oluşundan belli!... Sevgili Öğretmenim,, sormuşlar; "Ferhat mı,, Şirin mi çok severdi?" El cevap!! : "Evledirseydik onları, 20 yıl sonra bir daha sorsaydık!!" Acaba yazıya konu bu şiir aynı coşkuyla yazılabilir miydi?... Aşık Veysel der ki; "Seversin, kavuşamazsın, aşk olur." Yanılıyor muyuz acaba?... Saygılarımla.

Ahmet AK 
 09.01.2013 14:02
Cevap :
AHMET BEY, Yazımı sindirerek okumanız, geniş açıdan ve özgün biçeminizle {üslup) değerlendirmeniz gerçekten takdire değer! Teşekkür ederim.  09.01.2013 16:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 627
Toplam yorum
: 465
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1378
Kayıt tarihi
: 18.08.08
 
 

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu'nu, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, İstanbul Çapa M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster