Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '11

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
42229
 

Mona Roza-Sezai Karakoç

Mona Roza-Sezai Karakoç
 

www.karakutu.com adresinden aldığımız bu çok eski fotoğrafta ise Türk şiirinin ünlü ismi Sezai Kara


Sezai karakoç’un meşhur şiirindeki Mona Roza Tek Gül anlamına gelir. Ancak, Mona Roza şiiri astokriş tarzda yazılmış olup, Paragraf başlarındaki ilk harfleden Muazzez Akkayam ortaya çıkar. Sezai Karakoç’un adına yazdığı şiir yazdığı Muazzez Akkaya kimdir? Bu yazı ile bu karşılıksız aşkın yıllardır susan taraflarını rahatsız etmek istediğinde değiliz. Amacımız sevmenin büyüklüğünün şiire nasıl yansıdığını anlatmak istemekteyim.  

A-MONA ROZA 

Mona Roza, siyah güller, ak güller  

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak  

Kanadı kırık kuş merhamet ister  

Ah, senin yüzünden kana batacak  

Mona Roza siyah güller, ak güller  

 

Ulur aya karşı kirli çakallar  

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa  

Mona Roza, bugün bende bir hal var  

Yağmur iğri iğri düşer toprağa  

Ulur aya karşı kirli çakallar  

 

Açma pencereni perdeleri çek  

Mona Roza seni görmemeliyim  

Bir bakışın ölmem için yetecek  

Anla Mona Roza,  

ben bir deliyim  

Açma pencereni perdeleri çek...  

 

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi  

Bende çıkar güneş aydınlığa  

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi  

Seni hatırlatıyor her zaman bana  

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi  

 

Zambaklar en ıssız yerlerde açar  

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur  

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar  

Işıksız ruhumu sallar da durur  

Zambaklar en ıssız yerlerde açar  

 

Ellerin ellerin ve parmakların  

Bir nar çiçeğini eziyor gibi  

Ellerinden belli oluyor bir kadın  

Denizin dibinde geziyor gibi  

Ellerin ellerin ve parmakların  

 

Zaman ne de çabuk geçiyor  

MonaSaat onikidir söndü lambalar  

Uyu da turnalar girsin rüyana  

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar  

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona  

 

Akşamları gelir incir kuşları  

Konar bahçenin incirlerine  

Kiminin rengi ak, kimisi sarı  

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine  

Akşamları gelir incir kuşları  

 

Ki ben Mona Roza bulurum seni  

İncir kuşlarının bakışlarında  

Hayatla doldurur bu boş yelkeni  

O masum bakışlar su kenarında  

Ki ben Mona Roza bulurum seni  

 

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza  

Henüz dinlemedin benden türküler  

Benim aşkım sığmaz öyle her saza  

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler  

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza  

 

Artık inan bana muhacir kızı  

Dinle ve kabul et itirafımı  

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı  

Alev alev sardı her tarafımı  

Artık inan bana muhacir kızı  

 

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak  

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış  

Bir gün gözlerimin ta içine bak  

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış  

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak  

 

Altın bilezikler o kokulu ten  

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne  

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen  

Bir tüy ki kapalı gece ve güne  

Altın bilezikler o kokulu ten  

 

Mona Roza siyah güller, ak güller  

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak  

Kanadı kırık kuş merhamet ister  

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!  

Mona Roza siyah güller, ak güller  

 

Sezai Karakoç 

 

B-Şiirle ilgili efsaneler :  

Şiirin satırları arasında gizem dolu olması ve çok bilinmesi arasındaki çelişki nedeniyle şiir için farklı rivayetler yürütülerek yorumlar yapılmaktadır.Bu rivayetleri inceleyelim.  

1-Sezai Karakoç üniversitedeyken bir okul arkadaşına sevdalanır.. Fakat kendisini yakışıklı bulmadığı için ona bir türlü açılamaz.. Bir gün cesaretini toplayıp aşkını Muazzez Hanım´ a arzeder..Fakat reddedilince çok üzülür.. Okullar tatil olur.. Muazzez hanım Geyve´ de yazlıkta kalmaya başlar.. Sezai Karakoç' ta tam karşısındaki yazlığın bahçesinde bahçıvan olarak çalışmaya başlar.. Her gün karşılıksız sevgi duyduğu sevgilisini seyreder..Ona şiirler yazar. Mona Roza şiirinin her kıtasının baş harflerine dikkat edersek Muazzez Akkayam ismi ortaya çıkar. Gel zaman git zaman.. Okul biter ve mezuniyet töreni yapılır..Mezuniyet törenindeyse Sezai Karakoç Mona Roza şiirini okur. Muazzez Akkaya ise tam karşısındadır. Şiiri bittikten sonra bir alkış tufanı kopar. Herkes bir daha okuması için ısrar eder. Ve tam 3 kez Sezai Karakoç bu şiiri ard arda okur. Sahneden tam ineceği sırada Muazzez Hanım koşarak yanına gelir ve ona hala teklifinin geçerli olup olmadığını sorar. Sezai Karakoç senin aşkın artık benimkine yetişemez der ve hayır cevabını verir Muazzez Hanım bayılır. Ertesi gün ise Muazzez Hanım´ ın intihar ettiği duyulur. Sezai Karakoç hala evlenmemiştir.(x)  

2- Yıl 1950'dir. Maraş Lisesi'nden mezun olmuş taşralı duyarlı şair Sezai, Mülkiye'ye girer.
Bu zeki ve mahcup genç, okulun en şımarık ve aldırmaz kızlarından birine, Muazzez'e vurulur, ama Muazzez'e açılamaz. Açılmak ne kelime! Yanına bile yaklaşamaz. Ve kendini şiire vurur Sezai. Böylece Türk edebiyatının en dokunaklı aşk şiirleri ortaya çıkar.Hem de kuşaklar boyu nice taşralı genci acayip hırpalayan damardan şiirler. Evet, benim Mona Roza'dan anladığım buydu.Ancak "karakutu.com" sitesinin yayınladığı bu fotoğraf, bendeki imajın küçük çapta da olsa revize edilmesine neden oldu. Fotoğrafı ilk gördüğümde tepkim şöyle oldu:"Vay be! Demek ki tanışıyorlarmış."Fotoğrafı biraz yakından incelediğimde ise gerçeği anladım:Meğer Sezai Karakoç, o kadar da "çekingen", o kadar da "mahcup" kalmamış Muazzez Akkaya karşısında.Bu toplu okul fotoğrafında Sezai Karakoç'un, Muazzez Hanım'ın hemen yanı başında yer tutma gayretini ve çabasını görüyoruz.

Buradan benim çıkardığım sonuç şudur:Sezai Karakoç, ne yapıp edip "Mona Roza" şiirini, bir itiraf olarak Muazzez Akkaya'ya sunmuştur.Ancak Muazzez Hanım, bu dokunaklı aşk şiirine rağmen Sezai Karakoç'un aşkına karşılık vermemiştir. Demek ki neymiş:Kadınların kalplerine girmek, bazen muazzam bir aşk şiiri ile bile mümkün olmuyormuş! (y)  

3- Cemal Süreyya-Sezai Karakoç: Muazzez Akkaya isimli bir kızdan hoşlanırlar. Bir iddiaya girerler:İkisi de Muazzez Akkaya'yı tavlamaya çalışacak, iddiayı kaybeden kişi isminden bir harf eksiltecek. Daha sonrası hüzünlü bir hikayedir.. Sezai Karakoç birçok kez teklif etmesine rağmen Muazzez Akkaya teklifini kabul etmez. Dördüncü sınıfın sonunda mezuniyet töreninde Sezai Karakoç'tan bir şiir okuması istenir. O da kendi yazdığı Mona Rosa isimli şiirini okur (şiir Muazzez Akkaya'ya yazılmıştır ve kıtaların ilk harfleri birleştirildiğinde Muazzez Akkaya ismi çıkar). Şiir çok beğenilir ve alkışlarla sahnede arka arkaya 3 kere okutulur Sezai Karakoç'a. Daha sonra Sezai Karakoç sahneden inecekken Muazzez Akkaya sahneye koşar ve "teklifin hala geçerli mi?" diye sorar. Sezai Karakoç net bir şekilde "hayır" der. Ertesi gün Muazzez Akkaya'nın intihar ettiği öğrenilir. Bunun üzerine Cemal Süreya, "Süreyya" olan soyadından bir harf eksiltir. (z)

C- En gizemli Şiir: Mona Roza

MONA Roza "dokunaklı" bir şiirdir.Çünkü...Bu şiirde gururlu mu gururlu bir Doğu çocuğunun, içine düştüğü ve kimselere itiraf edemediği bir imkansız aşkın intihara meyilli dizeleri vardır:"Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza / Henüz dinlemedin benden türküler / Benim aşkım sığmaz öyle her saza / En güzel şarkıyı bir kurşun söyler / Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza."

Mona Roza "gizemli" bir şiirdir. Çünkü...Bu 14 kıtalık şiirin, kıta başlarındaki harflerin yan yana getirilmesinden "Muazzez Akkaya'm" çıkar.Bu akrostiş nedeniyle tam 56 yıldır edebiyat çevrelerinde "Kim bu Muazzez Akkaya?" sorusu sorulur. Sezai Karakoç'un ısrarlı ve katı suskunluğu ve yıllardır Muazzez Akkaya ile ilgili sorulara kapalı duruşu nedeniyle soruya cevap verilememiştir. (y)  

D-Sırları çözülmüş bir aşk: 


BİRİNCİ SIR: Mona Roza şiiri "Mona Roza siyah güller, ak güller / Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak" diye başlar. Geyve'nin sırrı ortaya çıktı: Sezai Karakoç'un büyük aşkı Muazzez Akkaya Geyveliymiş.  


İKİNCİ SIR: Mona Roza şiiri büyük efsanelere ve tevatürlere de konu oldu. Onlardan biri de Muazzez Akkaya'nın intihar ettiği şeklindeydi. Bu rivayet doğru değil. Çünkü Muazzez Hanım'ın şu anda New York'ta büyük kızı Dr. Ayşegül Giray ile birlikte yaşadığını biliyoruz.  


ÜÇÜNCÜ SIR: Sezai Karakoç'un Mona Roza şiirini tamamen platonik duygular içinde yazdığı, Muazzez Akkaya ile hiç tanışmadığı sanılıyordu. Karakoç'un Muazzez Hanım'a açılıp açılmadığını hálá bilmiyoruz ama iki ismin birbiriyle tanıştıkları kesinleşti.  


DÖRDÜNCÜ SIR: Muazzez Akkaya'nın durgun ve melankolik bir kadın olduğu sanılırdı. Hayalleri yıkma pahasına kızının tanıklığıyla söyleyelim: Karşımızda neşeli, esprili, hayat dolu bir kadın var.  


BEŞİNCİ SIR: Muazzez Akkaya'nın Mülkiye yıllarında uluslararası yarışmalara katılan bir ping pong şampiyonu olduğu bilgisi, Sezai Karakoç'un ünlü "Ping Pong Masası" şiirini anlamlandırmamıza yardımcı oldu.  


ALTINCI SIR: Mona Roza şiirinde "Artık inan bana muhacir kızı / Dinle ve kabul et itirafımı" şeklinde iki dize var. Muazzez Akkaya'nın, Geyve'ye sonradan yerleşmiş bir muhacir ailesinin kızı olduğunu bilmem belirtmeye gerek var mı? (y)  

 

F-İşte o meşhur Mülkiyeli kız : 


Kandilli Kız Lisesi'ni "Pekiyi" derecesiyle bitirdi.1950'de Mülkiye'ye girdi. Okulun en popüler kızlarındandı. Baş döndürücü güzellikle ve Grace Kelly tipinde bir kız. Aynı okulda öğrenim gören sınıf arkadaşı şair Sezai Karakoç'u "fırtınalı bir aşk"ın içine sürükledi. Böylece "Uğruna Türk edebiyatının en gizemli ve en dokunaklı aşk şiirinin yazıldığı kadın" olarak kayıtlara geçti. Esin kaynağı olduğu Mona Roza şiirinden hiç haberdar olmadı.Ancak okul günlerinde paltosunun cebinde şairi meçhul şiirler buldu ve bu şiirlerin şairinin sınıf arkadaşı Sezai Karakoç olduğunu bilmedi. Okulu bitirdikten birkaç yıl sonra Maliye Bakanlığı'nda üst düzey görevler yapan ve geçen yıl hayatını kaybeden Orhan Giray ile evlendi.Üç çocuğu oldu.Şu anda büyük kızı Ayşegül Giray ile yaşıyor. (y)  


F-Netice: 

Kadınların kalplerine girmek, bazen muazzam bir aşk şiiri ile bile mümkün olmuyormuş! Sezai Karakoç’un ve Muazzez Akkaya’nın Okuldan sonra Maliye Bakanlığı’nda çalışmış olmaları nedeniyle Mona Roza’ya konu olan Muazzez Akkaya’nın 1952 yılında basılan ve meşhur olan bu şiirin kendine yazılmış olmasını bilmemesi imkansızdır. Mona Roza; kendine duyulan büyük aşkı bilmesine rağmen ilke ve erdem sahibi bir kadın olmasının yanı sıra evli olmasının da etkisiyle bu aşka karşı yıllarca susmuştur.. Bir sevda için bu kadar etkileyici şiir yazan ve Mona Roza’yı yaratan Sezai Karakoç’a helal olsun. Kendi için duyulan sevgiyi bu coşkulu şiirle ortaya koyan Sezai Karakoç’a bir Mona Roza gibi karşı koyabilen Muazzez Akakaya’ya da helal olsun. Dilerim; herkes Mona Roza gibi birini sever veya dilerim herkes Mona Roza gibi sevilir.

(x) http://herkestenalacak.blogspot.com/2010/01/mona-roza-siirinin-hikayesi-ve-srlar.html 

(y): http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5749463&yazarid=131  

(z) : http://depkac.com/murekkep-hokkasi/9071-cemal-sureya/ 

www.karakutu.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1984
Kayıt tarihi
: 02.03.09
 
 

15 yıldır  İnsan yaşamı ile doğanın kuralları arasındaki benzerlik, kaos, değişim, kaostan düzene..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster