Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3388
 

Montaigne ve yalnızlık

Montaigne ve yalnızlık
 

"Yalnızlık bir kader değil kendi seçimimizdir." diyorum ben... Bu seçimi yapışta ki nedenlerimiz önemli olan..

Yalnız doğuyoruz.. Fakat şansı olanlar ikiz, üçüz , beşiz de doğuyor.. Nasıl ki biri ağlayıp tüm dikkatleri üzerine çekip, başına bir sürü insan topladıktan sonra susuyorsa, içlerinden biri mutlaka sessiz kalıp "uslu çocuk" oluyor.. İlerleyen yıllarda da hep aynı... Tercih meselesi... Yalnızlık, içsel bir dürtü.. "Paylaşıldıkça azalır." düşüncesi ise geniş bir yelpazeden bakarsak çok ta doğru değil..
Kalabalık bir ortamda , kuru gürültü içersinde , özenilen bir ortamda bile terasa çıkıp gökyüzünü seyrediyorsak , demek ki paylaşılan şeyin içeriği , yalnızlık duygumuzun nedenlerini ortadan kaldıramıyorsa bir işe yaramıyor demektir.. Yalnızlık eğitimi almamış ruhlarımız, bedenlerimize sadece işkence ediyor..

"Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş, daha rahat yaşamak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağımızı pek bilmiyoruz. Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır; oysaki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır. Bir aileyi yönetmek bir devleti yönetmekten hiç de kolay değildir. Ruh nerde bunalırsa bunalsın, hep aynı ruhtur; ev işlerinin az önemli olmaları, daha az yorucu olmalarını gerektirmez. Bundan başka, saraydan ve pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş olmuyoruz. " Montaigne.

"Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir,
O engin denizlerin ötesindeki yerler değil.
Ülke değiştirmekle kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku, tutku bizi bırakmaz." HORATLUS

Nereye gidersek gidelim, ne kadar kaçarsak kaçalım bunlar peşimizi bırakmaz. Sadece geriye, bedenimize , ruhumuza yaptığımız işkenceler kalır.

"Ve keder, atımızın terkisine binip gelir." Horatius

Kederin olduğu yerde de yalnızlık kaçınılmaz olur.

"Öldürücü yara bağrımızda kalır." Virgilius.

Sokrates'e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da: Çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş
.

İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa yer değiştirmek daha fazla bunaltır onu: Nasıl ki yerine oturmuş yükler daha az engel olur geminin gidişine. Bir hastaya iyilikten çok kötülük edersiniz yerini değiştirmekle. Hastalığı azdırırsınız kımıldatmakla, nasıl ki kazıklar daha derine gidip sağlamlaşır sarsıp sallamakla. Onun için kalabalıktan kaçmak yetmez, bir yerden başka bir yere gitmekle iş bitmez: İçimizdeki kalabalık hallerimizden kurtulmamız, kendimizi kendimizden koparmamız gerek .

Kırdım diyorsun zincirlerini;
Evet, köpek de çeker koparır zincirini,
Kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak.


Zincirlerimizi götürürüz kendimizle birlikte; tam bir özgürlük değildir kavuştuğumuz; döner döner bakarız bırakıp gittiğimize; onunla dolu kalır düşlerimiz.

İnsanın, olanak varsa karısı, çocuğu, parası ve hele sağlığı olmalı, ama mutluluğunu yalnız bunlara bağlamamalı. Kendimize dükkanın arkasında, yalnız bizim için bağımsız bir köşe ayırıp orada gerçek özgürlüğümüzü, kendi sultanlığımızı kurmalıyız. Orada, yabancı hiçbir konuğa yer vermeksizin kendi kendimizle her gün başbaşa verip dertleşmeliyiz; karımız, çocuğumuz, servetimiz, adamlarımız yokmuş gibi konuşup gülmeliyiz. Öyle ki, hepsini yitirmek felaketine uğrayınca onlarsız yaşamak bizim için yeni bir şey olmasın. Kendi içine çevrilebilen bir ruhumuz var; kendi kendine yoldaş olabilir; kendi kendisiyle, çekiş dövüş, alışveriş edebilir. Yalnız kalınca sıkılır, ne yapacağımızı bilmez oluruz diye korkmamalıyız.

"Issız yerlerde kendin için bir evren ol." Tibulhis

Vah, vah! Nasıl olur da insan bir şeyi

Kendinden daha çok sevmeye kalkar? Terentius.

Yalnızlık, görüldüğü gibi kader değil, bir tercih. Hattâ olması gereken bazı zamanlarda...

Bana öyle geliyor ki hayal kırıklıkları yaşamamızın en büyük nedenlerinden biri de kendimizi ikinci plana atıp , başka varlıkları daha çok sevmemiz.. Sonrasında da - yalnızlık eğitimi - almamış ruhumuzun kedere gömülmesi..

Felsefeyi bu nedenle çok seviyorum. Düşünmeye zorlandıkça -çıkışı- yakalıyorum.

Zaman zaman duygusal yönlerimiz ağır basıp -inkârcılık- dönemleri yaşasakta Horatlus'un dediği gibi , DERTLERİMİZİ AVUTAN AKIL ve HİKMET oluyor...

Sevgilerimle.

N.Zeynep Çelik


Kaynak;

DENEMELER

Michael De MONTAIGNE

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 363
Toplam yorum
: 946
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 976
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 1958 /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum. 38 se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster