Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
502
 

Mor menekşe

Mor menekşe
 

mor menekşe (hercai menekşe denilen çok güzel kokan bir çiçek türü)


Ali, koşuyordu, hiç durmadan, ardına bakmadan. Nefes nefese kalmıştı , ama; durup dinlenecek zamanı yoktu.

MOR MENEKŞE

Ali, koşuyordu, hiç durmadan, ardına bakmadan. Nefes nefese kalmıştı , ama; durup dinlenecek zamanı yoktu. Birden , sağda kaldırım üstünde satış yapan alımlı çiçekçi kızı gördü. Durdu, hemen cebinden para çıkarttı ve ‘’ Bir demet mor menekşe verir misiniz? ‘’, dedi. Parasının artanını kontrol bile etmeden cebine koydu. Bir eliyle yolculuklarda taşıdığı büyük bond tipi çantasıyla ceketi vardı, diğer elinde ise yeni aldığı bir demet mor menekşe.

Aslında taksiyle geliyordu, havaalanından . Ama, eve 150-200 metrelik bir mesafe varken trafik sıkışmış, adeta arabalar milim milim gitmeye başlamıştı. Hemen, taksicinin parasını ödeyip arabadan atlamış ve yaya olarak daha çabuk eve varacağını düşünmüştü. Zaten; bu durumda çok da mantıklı olması beklenemezdi. Arabada çaresizce oturacağına koşmak daha iyi bir çözüm gibiydi.

Bir şirketin pazarlama bölümünde bölge mümessili olarak çalışıyordu. Bir iş için Ankara’ ya gitmiş ve tam havaalanında iken bir telefon mesajı almıştı.
Yan daire komşuları emekli öğretmen Ayşe Teyze, acele olarak eve gelmesi gerektiğini belirtmiş, ama; bununla ilgili bir açıklama da bulunmamıştı. Bunun üzerine eşinin cep telefonunu onlarca kere aramış, ama; bir türlü ona ulaşamamıştı.

Acaba , bu kadar önemli ve acil olan şey neydi?.Yoksa, eşine bir şey mi olmuştu.

Bütün olumsuz düşünceler sarmıştı benliğini, çaresizce koşuyor, koşuyor bir an önce eve ulaşmak istiyordu. Tam evinin bulunduğu ara sokağa döndü ki, o insanın tüylerini diken diken eden ambülans sirenini duydu. Ambülans hızlı bir şekilde sirenleri çalarken köşeden dönüp uzaklaştı. Şimdi, korkuları biraz daha artmıştı. Yoksa, hamile eşine bir şey mi olmuştu. Daha sadece 3 gün önce ayrılmıştı. Ankara’da işini halledip hemen de gelmişti. Doktoru daha doğuma en az bir ayları olduğunu söylemişti.’’ Aman Allah’ım!. İnşallah, eşime ve yeni doğacak çocuğuma bir şey olmamıştır’’, diye düşündü. Gerçi, gelen mesajda kötü bir şey yazmıyordu.Kendisi de bunu iyiye yorumlamış ve kızım doğdu herhalde diye düşünüp, eşine bir demet mor menekşe almıştı.

Bu Ali’lerin ailesinde bir gelenekti.Babası da kendi doğduğunda annesine bir demet mor menekşe getirmişti. Menekşe , çünkü kendi ailesinin inanışlarına göre uğur ve hayır getiren bir çiçekti. Sonunda sokağın sonunda ki iki katlı eski tip İstanbul ‘a has ahşap evi gördü. Evin boyaları artık iyice solmuştu. Bahçesinde ki demir kapının bir tarafı iyice çökmüştü. Bu nedenle tam kapanmıyordu. Bahçe kapısından içeri girip , taş basamaklardan atlayarak dış kapıya geldi. Çılgınca zili çalıyor, bir yandan da içinden eşine ve çocuğuna bir şey olmaması için dua ediyordu. Sonunda kapı otomatı, kapıyı açtı.

Hemen, içeride ki halıya aldırmadan ayakkabılı merdivenlere yöneldi. Ve bağırdı, ’’ Zeynep , iyi misin ? ‘’

Merdivenleri çıkarken üst odadan Ayşe Teyze çıktı. Bir yandan üstünü başını düzeltiyor bir yandan da Ali’ye sesleniyordu. ’’ Korkma, Ali Bey oğlum, korkma eşin çok iyi. İçeride, yalnız çocuk’’ , derken Ali, ‘’Bebek öldü mü , yoksa?’’, diye sözünü kesti. ‘’ Hayır , bebek de çok iyi, yalnız nur topu gibi
bir oğlun oldu.’’, dedi Ayşe Teyze. ‘’ Pekiyi de o ambülans nereden gitti. Bizim sokaktan çıkmıştı? .’’ diye devam etti, Ali.

‘’Az önce bitişik binada ki Halil Bey , merdivenden düşmüştü de. Onu götürdü.’’, diye cevapladı, Ayşe Teyze.

Ali derin derin bir OH çekti. ‘’Allah’ım sana şükürler olsun ‘’, diye düşünürken
eşi Zeynep’ in odasına girdi. Zeynep , gözleri Ali’yi görünce sevinçle parladı.
‘’Ali’ m geldin, iyi ki geldin.’’, diye devam etti, Zeynep. Odada ki ebe hemşire ve diğer komşular hemen dışarıya çıktılar. Ali, önce mor menekşeleri hanımına uzattı. Ve ona sarılıp, alnından yumuşakça öptü. Daha sonra yerde duran küçük hasır sepette ki bebeği gördü. Bebek, masum masum uyuyordu. Onu gördüğünde , kalbi yepyeni bir pırıltı ile dolmuştu. Yüzünde, tatlı bir tebessümle bebeğe, baktı, baktı...

Zeynep, ’’ Ali , herhalde doktor Meltem Hanım , yanlış görmüş ultrasonda’’, Kızınız olacak demişti dedi, bak oğlumuz oldu. Ve çok sağlıklı’’, dedi. O sırada 4-5 yaşlarında şirin bir kız çocuğu elinde bir kutu şekerle ve bir oyuncak bebekle odaya girdi. ‘’Babacığım, bak kardeşim bana şeker ve oyuncak bebek getirmiş, şekerden sende yer misin?’’, diye seslendi küçük kız. Kızını kucağına alıp, şekerden ikisi de keyifle yemeye başladılar. Çok korkmuş, hele o ambülansı görünce çok korkmuştu. Neyse, eşi erken doğum yapmış yan komşuda ki ebe hanım ve Ayşe Teyze birlikte yardımlarıyla hastaneye gidemeden evde başarılı bir doğum yapmıştı.

Bu sırada oda mis gibi menekşe kokuyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 896
Kayıt tarihi
: 08.07.06
 
 

40 Yaşından Sonra Evet, ben yıllarca okudum, okudum. Ne bulursam, elime ne geçerse. Kırkından sonra..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster