Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
4678
 

Moskova’nın Şifresi: Temel

Moskova’nın Şifresi: Temel
 

Kahkaha garanti


En sonda söyleyeceğimi ta başta söyleyeyim: Sümela’nın Şifre’sini izleyip de sevdiyseniz, Moskova’nın Şifresi’ne bayılacaksınız… İlkini beğenmediyseniz; bunu çok seveceksiniz, inanın… Sanki yapımcılar daha da tecrübe kazanmış, ya da filme başka usta eller de değmiş…

İki filmde de karakterler aynı. Ancak önceki filmde hem salak hem âşık olan Temel’de salaklıktan eser kalmamış, sevdiği kadınla evlenince sanki akıllanmış, ama bu defa karısına divanelik derecesinde âşık olmuş. Hoş bu derece tutkulu aşk da bir nevi divanelik ya… Başlı başına “Seni Trabzonspor kadar seviyorum,” cümlesi bile sevdasının nasıl tutkuya dönüştüğünün göstergesi.

Önceki filmde mafyanın elinden tesadüfen bir çanta dolusu altın kaçıran Temel’in peşine Rus mafyası düşer. Mafyadan külçe külçe altınları çalacaksın, bunu yanına bırakacaklar! Mafya kanununa aykırı. Temel’in infazına karar verilir ve Trabzon’a bir sniper gönderilir. Keskin nişancı iyi atıcıdır, ama her defasında bir tesadüf Temel’i kurtarır; karısına ve Trabzonspor’a bağışlar…

Suikast girişimlerinden birinin Mobese kayıtlarını izleyen Temel, peşindeki katilleri teşhis eder ve arkadaşlarıyla peşlerine düşer. İşe Trabzon’daki otelleri birer birer dolaşmakla başlarlar. İşleri bir hayli zordur doğrusu, resepsiyonistler müşterileri hakkında bilgi vermekten kaçınırlar. Bunu aşmanın yolunu Temel’in arkadaşı bulur, görevliyi Trabzonspor-F. Bahçe maç biletiyle ayartır. Ancak sniperı ellerinden kaçırırlar. Sen misin Temel’e, hele hele sevdiğine suikast yapmaya çalışan, ta Moskova’ya kadar takip ederler…

Film Trabzonspor’un, Trabzon’da hayatın ta kendisi olduğunu, şehirde her şeyin takıma endekslendiğini o kadar güzel anlatmış ki… Bir örnek: Son anlarını yaşamakta olan bir fanatiğe sevdikleri ne olur ölme diye yakarmaktadır. Fanatiğin cevabı kentin, TS’a ne kadar tutkuyla bağlı olduğunun kanıtı: “Ne ölmesi!... Haftaya kupa maçımız var…”

Daha jenerikte komik bir film izleyeceğinize kanaat getiriyorsunuz ve film boyunca bütün salondan kahkaha eksik olmuyor. Roller, isimler, yapımcılar hem Karadeniz aksanıyla yazılmış hem de öz Türkçe.

Duyduğum, duymadığım birçok Karadeniz fıkrası filme ustaca serpiştirilmiş. Bunlardan birinde kankalar kitaptaki hayvanların biyolojik analizini yapmaktadır. Devekuşu, deveyle kuşun çiftleşmesinden doğmuştur… Köpekbalığının meydana gelmesinde, köpeğin mi denize girdiği; balığın mı karaya çıktığı bilinmemektedir… Eşek arısı ise… Bunu söylemeyeyim, izleyin, merakınızı giderin…

Film, futboldaki şike olayına da göndermeler yapmakta. Amatör kümede top koşturan bir futbolcu, rakip takımdan, gol atmaması karşılığında beş bin liralık şike teklifi alır. Futbolcu inançlı biri olduğundan hocaya danışma ihtiyacı hisseder. Sadece hocanın tepkisini görmek için bile filmi izlemeye değer.

Sümela’nın Şifresi sadece komedi filmiydi; Moskova’nın Şifresi ise hem komedi hem duygusal… Doyumsuz Trabzon manzaraları, Karadeniz müzikleri ve kolbastı da var. Daha ne olsun yahu…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2125
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958'de Trabzon'da doğdu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster